(3402 S. K. m. 9, 13, 14)
Dava: Taraflar arasındaki tespite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda davanın reddine ilişkin verilen hüküm davacı Hazine temsilcisi tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında 183 ada 10 parsel sayılı 642959.77 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalılar adlarına paylı olarak tespit edilmiştir. Askı ilan süresi içinde hazine taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece, davanın reddine ve dava konusu parselin tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davalılar yararına tespit günü itibariyle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Kadastroca taşınmaz irsen intikale ve zilyetliğe dayalı olarak çayırlık niteliğiyle davalılar adına tespit edilmiş, davacı hazine taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu iddiasıyla iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Taşınmazın öncesinin tapusuz olduğu uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, davalılar yararına taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği yönündedir. Tapusuz bir taşınmazın tesciline karar verilebilmesi için taşınmazın tescile tabi yerlerden olması, zilyedin aralıksız, çekişmesiz ve malik sıfatıyla olmak üzere 20 yılı aşkın zilyetliğinin bulunması, ayrıca maddi olaylardan sayılan zilyetliğin ve sürdürülüş biçiminin tanık ve diğer delillerle kanıtlanması gerekir. Somut olayda tanık bilgisine başvurulmamış, tutanak bilirkişileri dinlenilmemiş iki yerel bilirkişinin sözlerine değer verilerek hüküm tesisi yoluna gidilmiştir. Yerel bilirkişilerin sözleri soyut içerikli olması yanında yaşları itibariyle taşınmazın öncesi ile ilgili yeterli bilgi ve deneyime sahip olduğu da söylenemez. Ayrıca, taşınmazın sulu arazi olup olmadığı, davalılar adına belgesiz zilyetliğe dayalı olarak tespit ve tescil edilen taşınmazlar bulunup bulunmadığı hususu da merciileri nezdinde araştırılmamıştır.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde, taraflardan taşınmazı ve yöreyi iyi bilen yaşlı tanık göstermeleri istenmeli, daha sonra önceki keşifte dinlenen yerel bilirkişiler ile tespit bilirkişileri ile ve taraflarca gösterilecek tanıklar eşliğinde yerinde yeniden keşif yapılarak bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın öncesinin mer'a olup olmadığı, değilse kimden kaldığı, davalıların taşınmazdaki zilyetliklerinin başlangıç tarihi, süresi ve sürdürülüş biçimi olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı, davalılar arasında mirasçılık ilişkisi olup olmadığı sorulup açıklığa kavuşturulmalı, bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık doğduğunda giderilmeli, taşınmazın 3083 sayılı yasada tanımı yapılan sulu arazi olup olmadığı merciinden sorulmalı, davalılar adına belgesiz zilyetliğe dayalı olarak taşınmaz tespit ya da tescil edilip edilmediği mercilerinden sorulup olduğunda tutanakları getirtilip incelenmeli, komşu parsellerin kadastro tutanakları ile tespitlerine esas alınan kayıtlar getirtilerek taşınmaz yönünü ne şekilde sınır okuduklarına bakılmalı, fen bilirkişisine raporlu kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Davacı Hazinenin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenden ötürü BOZULMASINA 17.6.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy