(3402 S. K. m. 12)
Dava: Taraflar arasındaki tesbite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda, davanın reddine ilişkin verilen hüküm davacı Salih Cever mirasçıları ve arkadaşları ile Nezihi Ballı ve Sabriye Köksal tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında 175 parsel sayılı 30840 metrekare yüzölçümüneki taşınmaz zilyetlik süresinin dolmaması nedeniyle hazine adına tespit edilmiştir. Salih Cever ve arkadaşları ile Hüseyin Köksal ve arkadaşlarının itirazları üzerine tutanak ve ekleri kadastro mahkemesine aktarılmış, Hikmet Yalın ve arkadaşları tapu kaydına dayanarak davaya katılmışlardır. Mahkemece, davanın reddine, taşınmazın hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Salih Cever mirasçıları ve arkadaşları ile Nezihi Ballı ve sabriye Köksal tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacılar Salih Cever mirasçıları ve arkadaşlarının dayandıkları tapu kaydının taşınmaza uyduğu belirlenmekle beraber zilyetliklerinin olmadığı, davacılar Hüseyin Köksal mirasçılarından Nezihi Ballı ve Sabriye Köksal'ın davalarının ise dayandıkları vergi kaydının tesis tarihine göre tesbit gününe kadar zilyetliklerinin 20 yıla ulaşmadığı gerekçesiyle davalarının reddine karar verilmişse de yapılan araştırma inceleme ve uygulama hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Salih Cever mirascıları ve arkadaşlarının dayandıkları tapu kayıtlarının ilk geldisi olan muharrem 294 tarih defter 202 varak no 45 olan kaydın tarafları Sinanlı yolu ve balcı yolu ve ağıl yolu ve sahibi arpalığı okumakta olup intikallerinde cihetlendirilerek doğusu çiftlik batısı ve kuzeyi Sinanlı yolu güneyi ağıl yolu olarak yazılmıştır. Söz konusu kayıttan ifrazen oluşturulan tapu kayıtlarının evrakı müsbiteleri arasında ifraz harita ve krokilerinin olmadığı anlaşılmaktadır. Yerel bilirkişi kök kayıt ve intikallerinin dava konusu taşınmaz dahil köyün büyük bir bölümünü kapsadığını haber vermiş ise de sözleri soyut içerikli ve gerekçeye dayanmamaktadır. Taşınmazın kayıt kapsamında kaldığının kabulü için yazılı sinanlı, balcı ve ağıl yollarının hangi yollar, sahibi arpalığı ile çiftliğin nereleri olduğunun arazi üzerinde açıkça belirlenmesi gerekir. Açıklandığı biçimde bir uygulama yapılmamış ve ona göre kroki de düzenlettirilmemiştir. Hal böyle olunca yapılan uygulamanın yeterli olduğundan söz edilemez. Diğer taraftan Hüseyin Köksal mirasçılarının ve arkadaşlarının dayandıkları 108 tahrir nolu vergi kaydının tesis tarihi ile kadastro tesbitinin yapıldığı 1956 tarihi arasında 20 yıllık süre geçmemiş ise de kaydın tesis tarihi, zilyetliğin başlangıcından ziyade taşınmazın yüzölçümünde tesbit tarihine kadar olan artırma yada genişletme yönünden nazara alınacak bir husus olup zilyetliğin başlangıç tarihi olarak esas alınması doğru değildir, başka bir anlatımla zilyetlik vergi kaydının tesis tarihinden önce de başlamış olabilir. Kaldı ki, vergi kaydının uygulanması yoluna gidilmemiş ve nedenlerinin karar yerinde inandırıcı bir açıklaması da yapılmamıştır. Davacılar Salih Cever mirasçıları ve arkadaşlarının dayandıkları tapu kaydının taşınmazı kapsaması halinde zilyet olmamaları tapudan kaynaklanan mülkiyet haklarını ortadan kaldırmaz. Zira tapulu olan yerde zilyetlik mülkiyetin koşulu değildir. Ayrıca taşınmazda kim yada kimlerin zilyet ettikleri, zilyetliklerinin başlangıç tarihi süresi ve sürdürülüş biçimi de sorulup açıklığa kavuşturulmamıştır.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez, o halde, taraflara taşınmazı ve yöreyi bilen yaşlı tanık göstermeleri için önel verilmeli, yapılacak uygulamanın sıhhati bakımından yöreyle ilgili 25.000 ölçekli askeri harita ile memleket haritası getirtilmeli, daha sonra önceki keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklarla taraflarca gösterilecek tanıklar ve tüm tesbit bilirkişileri huzurunda yerinde yeniden keşif yapılarak taşınmazları iyi bilen elverdiğince yaşlı ve yansız kişilerden oluşturulacak 3 kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla gerek dayanak tapu ve vergi kayıtları ve gerekse haritaları gereği gibi uygulanarak taşınmazlara uyup uymadığı kesin olarak saptanmalı, yukarda da açıklandığı üzere tapu kayıtlarında yazılı sinanlı, balcı ve ağıl yolları ile sahibi arpalığı ve çiftliğin, vergi kaydında yazılı Kamil, Hüseyin ve Halit tarlalarının nereleri olduğu arazi üzerinde bilirkişilere göstertilip yerleri düzenlenecek krokiye işaret ettirilmeli, sözü edilen yolların kadim nitelikte yollar olup olmadığı üzerinde durulmalı, bilirkişilerce bilinmeyen sınırlar olduğunda tanıkların bilgisine başvurulmalı, kayıtların uygunluğunun belirlenememesi durumunda bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın öncesinin ne olduğu, kimden kaldığı, kim yada kimlerin zilyet ettikleri, zilyetliklerinin başlangıç tarihi, süresi ve sürdürülüş biçimi olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık doğduğunda giderilmeli, tapunun uyması halinde zilyetliğin mülkiyetin koşulu olmadığı, ancak 3. kişilerin zilyetliklerinin süresi ve sürdürülüş biçimine göre kaydın hukuki değerini yitireceği dikkate alınmalı fen bilirkişisine yapılan keşif ve uygulamayı ve kayıtlarda geçen sınır yerlerini yansıtır biçimde geniş kapsamlı raporlu kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Davacı Salih Cever mirasçıları ve arkadaşları ile Sabriye Köksal'ın temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine 24.06.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy