(3402 S. K. m. 11)
Dava: Taraflar arasındaki tespite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin verilen hüküm davacı Hazine ve davalı Yaşar tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında 930 parsel sayılı 9325 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle Yaşar adına tespit edilmiştir. İtirazı kadastro komisyonunda reddedilen Hazine taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu sebebine dayanarak dava açmıştır. Dava sırasında Zeki ve arkadaşları parselin davalı ve kendilerinin ortak murislerinden intikalen ve taksimen kaldığını, Emlihan ise kendisine ait olduğu sebebine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece katılan Emlihan'ın davasının feragatten, Hazinenin davasının esastan reddine, katılan Zeki ve arkadaşlarının davasının kabulüne ve dava konusu parselin paylı olarak katılanlar murisi Mahmut oğlu İbrahim ve Hasan mirasçıları ile Hüseyin mirasçılarından davalı Yaşar adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı hazine ve davalı Yaşar tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Kadastroca taşınmaz, irsen intikale, taksim ve zilyetliğe dayalı olarak davalı Yaşar adına tespit edilmiş, davacı hazine taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu ileri sürerek dava açmış, Zeki ve arkadaşları ise taşınmazın ortak miras bırakan Mahmut'dan kalıp, miras payları bulunduğunu ileri sürerek davaya katılmışlardır. Taşınmazın Askeri yasak bölge kapsamı dışında kaldığı Iğdır Valiliğinin 4.4.2002 gün 443 Sayılı yazıları ile bildirilmiştir. İddia ve savunmaya göre uyuşmazlık, taşınmazın ortak miras bırakan Mahmut'dan mı kaldığı yoksa davalının bağımsız edindiği bir yer mi olduğu, Mahmut'dan kalması halinde terekesinin taksim edilip edilmediği ve zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı yönlerinde toplanmaktadır. Dinlenen yerel bilirkişi ve tanık sözleri yukarıda sözü edilen konulara cevap vermekten uzak olduğu gibi aralarındaki çelişkide giderilmemiştir. Diğer taraftan, Mahmut nüfus kaydına göre 28.2.2002 tarihinde ölüp, tespit ve dava tarihinde sağ olmasına karşın davalı adına yapılan tespite itiraz etmemesinin nedenleri üzerinde de durulmamıştır.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde, sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için taraflara taşınmazı ve yöreyi iyi bilen yaşlı tanık göstermeleri için önel verilmeli, daha sonra önceki keşifte dinlenen bilirkişi ve tanıklarla tüm tespit bilirkişileri ve de gösterilecek tanıklar eşliğinde yerinde yeniden keşif yapılarak bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın Mahmut'dan mı kaldığı, yoksa davalı Yaşar'ın bağımsız olarak edindiği bir yer mi olduğu, Mahmut'un nüfus kaydına göre 1276 doğumlu olup, nüfus kaydına 2002 yılında ölü olarak yazılması olağan yaşam koşullarına ve süresine uygun bulunmadığından gerçekten hangi tarihte öldüğü, taşınmazın Mahmut'dan kalması durumunda terekesinin taksim edilip edilmediği, edilmişse tarihi ve taşınmazın mirasçılardan kime isabet ettiği, kim yada kimlerin hangi tarihten beri zilyet ettikleri, Mahmut'un müstakil yeri olması halinde keza zilyetliğinin süresi ve sürdürülüş biçimi olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık doğduğunda giderilmeli, Mahmut'un gerçekten de doğum tarihine rağmen 2002 yılında ölmesi halinde taşınmazın davalı adına yapılan tespitine itiraz etmemesinin nedenleri üzerinde durulmalı, Mahmut terekesinin taksim edilmemesi halinde mirasçılar arasında zamanaşımı hükümlerinin yürümeyeceği düşünülmeli, fen bilirkişisine önceden olduğu gibi raporlu kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu yönlerin gözetilmemiş olması doğru olmadığı gibi,
Kabule göre de; Mahmut kızı Gevri payının adına tesciline karar verilmeyiş nedenlerinin hüküm yerinde gösterilmemiş olması da doğru değildir.
Sonuç: Davacı Hazine ve davalı Yaşar'ın temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA 24.2.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy