(3402 S. K. m. 14) (4721 S. K. m. 713)
Taraflar arasındaki tespite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda; davanın reddine ilişkin verilen hüküm davacı Hazine tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar
Kadastro sırasında 239 parsel sayılı 220 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı R.S. adına tespit edilmiştir. İtirazı tapulama komisyonunda reddedilen davacı Hazine, taşınmazın 1505 Sayılı Yasa ile kamulaştırıldığını ileri sürerek dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine ve dava konusu parselin davalı mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece Hazine'nin kamulaştırma iddiasını kanıtlayamadığı, taşınmaz üzerinde tespit günü itibariyle davalı taraf yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Tespit nedenine, iddiaya ve savunmaya göre uyuşmazlık, taşınmazın 1505 Sayılı Yasa hükümleri uyarınca kamulaştırılıp kamulaştırılmadığı, kamulaştırma dışında kalan yerlerden olması halinde davalı yararına taşınmaz edinme koşullarının oluşup oluşmadığı yönlerinde toplanmaktadır. Dairenin 01.05.2003 günlü geri çevirme kararları üzerine klasör içerisinde gönderilen harita, belge ve tutanakların incelenmesinden 1505 Sayılı özel yasada öngörülen biçimde geçerli bir kamulaştırma işleminin yapıldığı anlaşıldığından mahkemenin geçerli bir kamulaştırma olmadığı ya da Hazine'nin bu yöndeki iddiasını kanıtlayamadığı yolundaki kabulüne katılma olanağı yoktur. Kamulaştırma ile kamulaştırılan taşınmazın mülkiyeti doğrudan kamulaştırmayı yapan idareye geçer. Kamulaştırma işlemi kesinleşen bir yere de el konulmuş sayılır. Nitekim yasanın 3. maddesinde kamulaştırılan yere vaziyet olunacağı da açıkça vurgulanmıştır. Hal böyle olunca yapılacak iş, taşınmazın kamulaştırılan alan içerisinde kalıp kalmadığı, kalması halinde davalı tarafa tahsis edilip edilmediği ve tahsisten itibaren taşınmazın davalı tarafça zilyet olunup olunmadığı, kamulaştırma dışında kalması halinde de tespit gününe kadar davalı yararına zilyetliğe dayalı mülk edinme koşullarının oluşup oluşmadığının saptanmasıdır. Mahkemece açıklanan doğrultuda bir uygulama ve araştırma yapılmamıştır.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez, o halde, davalı taraftan taşınmazı ve öncesini iyi bilen yaşlı tanık göstermesi istenmeli, istemleri halinde aynı olanak Hazine'ye de tanınmalı, kamulaştırılan alanın dağıtımıyla ilgili olarak düzenlenmiş kayıt, karar ve belgeler varsa merciinden sorulup getirtilmeli, bu konuda davalıdan da varsa delil ve belgelerini ibraz etmesi istenmeli, daha sonra önceki keşifte dinlenen tanık ve yerel bilirkişilerle tüm tespit bilirkişileri ve ayrıca taraflarca gösterilecek tanıklar eşliğinde yerinde yeniden keşif yapılarak yerel ve teknik bilirkişi aracılığıyla kamulaştırma harita ve tutanaklarının uygulaması yapılarak taşınmazın kamulaştırılan alan içerisinde kalıp kalmadığı kesin olarak saptanmalı, kamulaştırılan alan içerisinde kalması durumunda Hazinece kim ya da kimlere tahsis ya da temlik edildiği, olduğunda kayıt ve belgeler uygulanarak, olmadığı takdirde bilirkişi ve tanıklardan sorularak saptanmalı, gerektiğinde temlik tarihi ya da dağıtımı yapılan taşınmazlarla ilgili kayıt ve belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmalı, yine bilirkişi ve tanıklardan taşınmazda kimin ya da kimlerin hangi tarihten beri zilyet ettikleri, zilyetliklerinin başlangıç tarihi, süresi ve sürdürülüş biçimi olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı, taşınmazın kamulaştırma alanı dışında kaldığının belirlenmesi durumunda öncesinin mera ya da Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup olmadığı hususunda bilirkişi ve tanıklardan bilgi alınmalı, bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık doğduğunda giderilmeli, kamulaştırılan ve fakat dağıtımı ya da tahsisi yapılmayan taşınmazların zilyedikle kazanılamayacağı düşünülmeli, fen bilirkişisine yapılan keşfi ve özellikle kamulaştırma haritasının uygulamasını ve taşınmazın kamulaştırılan alan içerisindeki konumunu gösterir raporlu kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Davalı Hazine'nin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA 26.12.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy