(3402 S. K. m. 11, 14)
Dava: Taraflar arasındaki tespite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne ilişkin verilen hüküm davalı Recep tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında 131 ada 1 ve 2 parsel sayılı sırasıyla 2358.95, 5900.17 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar irsen intikal, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 131 ada 1 nolu parsel 3/6 payı Hamit, 1/6 şar payı Recep, Ahmet, Hayrullah adına, 131 ada 2 nolu parsel Recep, Ahmet ve Hayrullah adlarına payları oranında tespit edilmiştir. Askı ilan süresi içinde davacı Ahmet, Recep payının satın alma, hibe ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak kendisi ve diğer kardeşi Hayrullah adına tescili isteğiyle dava açmıştır. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve dava konusu 131 ada 1 nolu parselin 9/12 payının Ahmet, 1/12 payının Recep, 2/12 payının Hayrullah adına, 131 ada 2 nolu parselin 1/6 payının Recep, 3/6 payının Ahmet, 2/6 payının Hayrullah adına tapuya tesciline karar verilmiş; hükmün, davalı Recep tarafından temyizi üzerine Dairemizin 2.10.2001 tarih 2001/8871-7530 esas ve karar sayılı ilamı ile özetle ön mesele teşkil eden Asliye Hukuk Mahkemesinin 1997/482 esasında kayıtlı vasiyetnamenin iptali davasının sonucunun beklenmesi gerektiğinden hükmün bozulmasına karar verilmiş; Mahkemenin önceki kararında direnmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 5.6.2002 tarih, 2002/17-466 esas, 2002/470 karar sayılı ilamında kısaca Asliye Hukuk Mahkemesinin 1997/482 esas sayılı dosyasındaki davanın vasiyetnamenin iptali davası olmayıp vasiyetnamenin tenkisi davası olduğu, tespite itiraza ilişkin davanın hallinin temeli şahsi hakka dayalı tenkis davasının hallinden önce geldiği, mahkemece tenkis davasının ön mesele kabul edilmemesinin usul ve yasaya uygun olup direnme kararının yerinde olduğu belirtilip işin esasına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesin için dosya yeniden Dairemize gönderilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Davacı Ahmet dava dilekçesinde taşınmazları 3.kişiler Nail, Sait ve Mehmet'ten 5.4.1971 tarihli senetle kardeşi Hayrullah ile birlikte satın aldıklarını ve zilyet ettiklerini, kardeşi Recep'in taşınmazlarda herhangi bir hissesi olmadığını ileri sürerek Recep payının iptali ile taşınmazın eşit paylarla kendisi ile kardeşi Hayrullah adlarına tesciline karar verilmesini istemiş davalı ise taşınmazlardaki Nuri'nin 1/3 payını 25.11.1975 tarihli senetle satın aldığını ve zilyet olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. Davacı keşif sırasında ayrıca 1 nolu parselin yarısını kendisi ve kardeşi Hayrullah ve yarısını da babasının satın aldığını daha sonra babasının yarı payını kendisine verdiğini bildirmiştir. Dava dilekçesindeki ileri sürülüşe, savunmaya ve aşamalardaki açıklamalara göre uyuşmazlığın özünü taşınmazların tutanağın edinme sütununda yazılı olduğu üzere kök miras bırakan 1957 yılında ölen Recep yada oğlu Hamit'ten gelen yerler mi yoksa 3.kişilerden satın alınan yerler mi olduğu, 3.kişilere ait yerler ise taraflardan hangisinin satın alımına değer verileceği ve bunun sonucu olarak hangi taraf yararına taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu teşkil etmektedir. Yerel bilirkişi davacının dayandığı senedin mevki ve sınırları itibariyle taşınmazlara uyduğunu, ancak davalının dayandığı senette mevki ve sınırlar yazılı olmadığı için taşınmazlara uyup uymadığını bilemeyeceğini söylemiştir. Medeni Yasanın 6.maddesine göre kural tarafların iddialarını kanıtlamakla yükümlü olmasıdır. Bu bakımdan taşınmazın ortak miras bırakandan mı yoksa 3.kişiden mi satın alınan yerler olduğu yolundaki iddialarını tarafların kanıtlamaları gerekir. Somut olayda davacı taraftan tanık göstermesi istenilmemiş, davalı tarafça tanık gösterilmekle beraber Hüseyin dışındaki tanıklarla tespit bilirkişileri dinlenilmemişlerdir. Davalı tanığı Hüseyin'in yerel bilirkişi olarak dinlenilmesi ise usule aykırıdır. Taşınmazların öncesinin tapusuz olduğu uyuşmazlık konusu değildir. Tapusuz olan bir taşınmazın tesciline karar verilebilmesi için zilyetliğin aralıksız, çekişmesiz ve malik sıfatıyla olmak üzere 20 yıla ulaşması ve ayrıca maddi olaylardan sayılan zilyetliğin ve sürdürülüş biçiminin tanık ve diğer delillerle kanıtlanması gerekir. Tapusuz taşınmazların satışının geçerliliği yazılı olmak koşulana bağlı olmayıp tanık dahil her türlü delille kanıtlanabilir. Bu bakımdan tanık bilgisine başvurulmadan usule aykırı olarak davalı taraf tanık listesinden seçilen yerel bilirkişinin soyut içerikli sözlerine değer verilerek hüküm tesisi yoluna gidilmiş olması doğru değildir.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde, mahkemece davacıdan taşınmazları ve öncesini bilen yaşlı tanık göstermesi istenmeli, daha sonra taraf tanıkları ile tespit bilirkişileri huzurunda yerinde yeniden keşif yapılarak dayanılan satış senetleri yerel bilirkişi aracılığıyla gereği gibi yerlerine uygulanmalı, tapusuz taşınmazın satışının geçerliliği yazılı olma koşuluna bağlı olmadığına göre davalı tarafın dayandığı senedin mevki ve sınır içermemesi bu bakımdan sonuca etkili görülmediğinden bilirkişi ve tanıklardan taşınmazların ortak miras bırakan Recep'ten kalan bir yer mi olduğu yoksa 3.kişilere ait bir yer mi olduğu, Recep'ten kalması halinde terekesinin geçerli bir biçimde taksim edilip edilmediği, Recep'ten gelen bir yer olmadığının belirlenmesi durumunda kimden intikal ettiği, davacı ve davalının kimlerden satın aldığı, gerek davacı ve gerekse davalının zilyetliklerinin ortaklaşa mı olduğu yoksa ayrı ayrı bölümleri mi zilyet ettikleri, zilyetliklerinin başlangıç tarihi, süresi ve sürdürülüş biçimi olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı, dosyaya örneği ibraz olunan vasiyetnamede geçen Güzel üzüm ( kızıl üzüm ) tarlası olarak bilinen yerin dava konusu taşınmazlar olup olmadığı, keza sorulup açıklığa kavuşturulmalı, davacının ileri sürdüğü gibi 1 nolu parselin kendisi ve kardeşi Hayrullahla babaları tarafından birlikte satın alınıp alınmadıkları, daha sonra baba Hamit'in yarı payını davacıya satıp satmadığı, bağışlayıp bağışlamadığı yada vasiyet edip etmediği yine bilirkişi ve tanıklardan sorulup açıklığa kavuşturulmalı, bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık doğduğunda giderilmeli, taşınmazların bir bölümü ortak miras bırakandan, bir bölümü ise 3.kişilerden kalan yerler olduğunun saptanması durumunda bu yön düzenlenecek krokiye aksettirilmeli, fen bilirkişisine raporlu kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Davalı Recep'in temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine 5.3.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy