(3402 S. K. m. 20)
Dava: Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine ilişkin verilen hüküm davacı Abdulaziz tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı Abdulaziz tapu kaydına ve kadastro öncesi nedene dayanarak davalı hazineye ait 108 ada 2 nolu parselin tapu kaydının iptali ve adına tescili isteğiyle dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı Abdulaziz tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, taşınmazın Tekir yaylası sınırları içinde kaldığı, yaylak niteliğindeki yerlerinde zilyetlikle kazanılma olanağı bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Kadastroca taşınmaz zilyedi bilinmediğinden söz edilerek hazine adına tespit edilmiş, davacı, tapu kaydına dayanarak davalı Hazine adına oluşturulan tapunun iptalini istemiştir. Davacının dayanmış olduğu Nisan 1986 tarih 3 sıra nolu tapu kaydı tescil ilamı sonucu oluşan Temmuz 1960 tarih, 6 sıra nolu tapu kaydından intikalen ve ifrazen oluşturulmuştur. Temmuz 1960 tarih 6 nolu tapu kaydının evrakı müsbitesi arasında haritasının bulunduğu görülmektedir. Ancak, ifraz haritaları yada krokileri getirtilmemiştir. 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 20/A maddesinde kayıtların kapsamlarının olduğunda harita ve krokilerine değer verilerek belirleneceği öngörülmüştür. Bu bakımdan böyle bir uygulamanın yapılmamış olması doğru olmadığı gibi yerel bilirkişinin tapunun uygulaması ile ilgili sözleri de soyut içerikli ve gerekçeye dayanmamaktadır. Ayrıca uygulamayla ilgili krokide düzenlettirilmemiştir. Taşınmazın tescil ilamı ve ona göre oluşturulan tapu kaydı ve haritası kapsamında kalması halinde uyuşmazlığın kesin hüküm kuralı uyarınca çözümlenmesi gerekir. Mahkemece bu yönler nazara alınmaksızın eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmiş olması doğru değildir.
O halde, sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için davacının dayandığı tapu kaydı ilk tesisinden itibaren intikalleri ve ifraz haritaları ile birlikte Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, daha sonra önceki keşifte dinlenen bilirkişi ve tanıklarla tespit bilirkişileri huzurunda yerinde yeniden keşif yapılarak tapu kaydı ve tescil krokisi ile ifraz haritaları yerel ve teknik bilirkişi aracılığı ile gereği gibi yerine uygulanarak taşınmazın tescil ilamı ve haritaları kapsamında kalıp kalmadığı kesin olarak saptanmalı, kayıtta geçen sınırlar arazi üzerinde bilirkişiye göstertilip düzenlenecek krokiye yerleri işaret ettirilmeli, bilirkişi tarafından bilinmeyen sınırlar olduğunda tanıkların bilgilerine başvurulmalı, taşınmazın öncesinin yaylak yeri olduğu düşünülse bile, kesin hüküm kamu düzeniyle ilgili olduğundan taşınmazın tescil ilamı kapsamında kalması halinde uyuşmazlığın kesin hüküm kuralı uyarınca çözümlenmesi gerekeceği gözönünde bulundurulmalı, taşınmazın ilam ve ona göre oluşturulan tapu kaydı kapsamı dışında kalması halinde öncesinin yaylak olup olmadığı, değilse davacının ve satıcılarının zilyetliğinin başlangıç tarihi, süresi ve sürdürülüş biçimi ile ilgili olarak bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, fen bilirkişine yapılan keşif ve uygulamayı ve kayıtlarda geçen sınır yerlerini yansıtır biçimde raporlu kroki düzenlettirilmeli ondan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Davacı Abdulaziz'in temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine 10.3.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy