(1086 S. K. m. 237)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 246 ada 1 parsel sayılı 7479,84 m2 yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydına dayanılarak, 231 ada 7 ve 161 ada 9 parsel sayılı sırasıyla 2000 ve 18,75 m2 yüzölçümündeki taşınmazlarda kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak ölü olduğu belirtilerek İdris adına tespit edilmiştir. Tespitten önce davacı Asef davalı Sacit in kendisine karşı elatmanın önlenmesi davası açtığını bu davanın kısmen kabulüne karar verildiği ancak kararın kesinleşmediğini, hakkına kavuşabilmek için bu tenkis davasını açtığını, miras yoluyla gelen hakka satın almaya, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak davalının açmış olduğu davada hakkının yok edildiğini ileri sürerek dava açmıştır. Dava görevsizlik kararı ile kadastro mahkemesine aktarılmıştır. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava konusu 246 ada 1 parsel sayılı taşınmaza tarafların tapu kayıtlarının uyduğu, davacının tapusunun eski tarihli ve hukuki değerini kaybetmediği, davacının taşınmazda zilyet olduğu belirtildiği halde bu tapu kaydına değer verilmediği, davalının dayandığı tapu kaydına değer verildiği ve davanın bu parsel yönünden mahkemece reddedildiği anlaşılmıştır. Oysa her iki tapu kaydının dava konusu taşınmaza uyması halinde halen hukuki değerini koruyan geçerli nedene dayanan eski tarihli tapuya değer verilmesi zorunludur. Bu durumda mahkemece 246 ada 1 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki davanın kabulüne ve bu taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi kabule göre de bu taşınmazın tescili hakkında hüküm kurulmamış olması dahi isabetsiz, temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile 246 ada 1 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki hükmün BOZULMASINA-
2- 231 ada 7 ve 161 ada 19 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince: Bu taşınmazların taraflar arasında Asliye Hukuk Mahkemesinin 982/22 esas sayılı davasında dava konusu olduğu, 18.3.991 gün, 991/7 sayılı hükümle sonuçlandığı ve bu hükmün Yargıtay 14.Hukuk Dairesinde onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır. Kesin hüküm olumsuz dava koşuludur. Yargılamanın her aşamasında kendiliğinden gözönünde tutulur. Ancak bilirkişi bu konuda raporunda açık bir şekilde kesin hükmün kapsamını göstermediği gibi mahkemece de kesin hüküm gözönünde tutulmamıştır. Eksik soruşturma ile hüküm kurulamaz. O halde mahkemece bilirkişiden ek rapor istenmeli, 1982/22 esas sayılı dosyanın içerisinde bulunan kesin hükmün konusu olan harita ve raporun kadastro paftasıyla ölçekleri denkleştirilmek suretiyle üst üste çakıştırılmaları sağlanmalı, kapsamları belli edilmeli, mahkemece kesin hükmün konusu olan bölümler gözönünde tutularak buna göre karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklandığı şekilde inceleme ve uygulama yapılmaksızın hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi kabule göre de bu iki taşınmaz hakkında tescil kararı verilmemiş olması dahi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile 231 ada 7 ve 161 ada 19 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki hükmün BOZULMASINA, 17.11.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy