(3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasındaki tespite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne ilişkin verilen hüküm davalı Hazine tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında 173 ada 117 parsel sayılı 56.250 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ham toprak niteliği ile davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Askı ilan süresi içinde davacılar Muzaffer, Ali Rıza satınalma kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmışlardır. Yargılamada tapu kaydına da dayanmışlardır. Mahkemece davanın kabulüne ve dava konusu parselin davalılar adına tapuya tesçiline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Kadastroca taşınmaz, ham toprak olduğu nedeniyle hazine atına tespit edilmiş, davacılar satın alma ve zilyetliğe dayanarak dava açmışlar, yargılama aşamasında ise adlarına tespit edilen 56 nolu parsele revizyon gören tapu kaydına dayanmışlardır. Dayanılan tapu kaydının taşınmaza ve de 56 nolu parsele uymadığı yerel bilirkişi tarafından haber verildiği gibi taşınmaz yönünü, tapu maliklerini yada mirasçılarını okuyan komşu parsel kayıtlarıda bulunmamaktadır. Bir an için kaydın uygunluğu düşünülse bile yazılı sınırlarına göre kapsamı yüzölçümüyle geçerli olup miktarıyla da 56 nolu parsele revizyon gördüğüne göre taşınmazın kayıt miktar fazlası olduğu kuşkusuzdur. Dava dilekçesindeki ileri sürülüşe, savunmaya ve aşamalardaki açıklamalara göre uyuşmazlık, davacılar yararına taşınmaz edinme koşullarının oluşup oluşmadığı yönündedir.
Tapusuz olan bir taşınmazın tesciline karar verilebilmesi için zilyedin zilyetliğinin aralıksız, çekişmesiz ve malik sıfatıyla olmak üzere 20 yıla ulaşması, ayrıca maddi olaylardan sayılan zilyetliğin ve sürdürülüş biçiminin tanık ve diğer delillerle kanıtlanması gerekir.
Somut olayda tek bir yerel bilirkişinin uyuşmazlığın çözümüne elverişli olmayan soyut içerikli sözleri ile yetinilmiş, tanık dinlenilmesi yoluna gidilmemiş ve ayrıca yerel bilirkişi sözleri tutanak içeriğine aykırı düşmesine karşın tutanak bilirkişileri Fahrettin ve Fuat Vehbi'nin tanık sıfatıyla bilgilerine de başvurulmamıştır.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde, taraflardan taşınmazı ve yöreyi iyi bilen yaşlı tanık göstermeleri istenmeli, daha sonra tüm tespit bilirkişileri ile taraflarca gösterilecek tanıklar ve de önceki keşifte dinlenen yerel bilirkişi huzurunda yerinde yeniden keşif yapılarak, bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın öncesinin ne olduğu, kimden kaldığı, kim yada kimlerin zilyet ettikleri, zilyetliklerinin başlangıç tarihi, süresi ve sürdürülüş biçimi, komşu parsellere revizyon gören kayıtların taşınmaz yönü olan sınırında okunan "Şorak"ın yörede neyi ifade ettiği ve ne tür taşınmazlar için söylendiği olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile ziraatçı bilirkişi raporu arasında çelişki doğduğunda yöntemine uygun biçimde giderilmesine çalışılmalı, bu arada davacılara satışta bulunan Ali oğlu Abdulbari adına da belgesiz zilyetliğe dayalı olarak taşınmaz tespit yada tescil edilip edilmediği konusunda mercileri nezdinde araştırma yapılmalı ve olduğunda tutanakları getirtilip incelenmeli, taşınmazın 3083 sayılı yasada tanımını bulan sulu arazi olup olmadığı, keza DSİ Bölge Müdürlüğünden sorulmalı, fen bilirkişisine önceden olduğu gibi raporlu kroki düzenlettirilmeli ondan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Davalı Hazinenin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA 17.4.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy