(3402 S. K. m. 15)
Dava: Havza Kadastro Mahkemesince verilen 20.5.2002 gün 1989/91-2002/18 sayılı hüküm davacı tarafın temyiz yoluna başvurması nedeni ile Dairenin 31.10.2002 gün 2002/10818-10380 esas ve karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmiştir. Bu kez davacı tarafın süresinde karar düzeltme isteminde bulunması üzerine dosya yeniden incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında 3816 parsel sayılı 10343 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz davacı Şevket, 3817, 3818, 3819 ve 3820 parsel sayılı toplam yüzölçümleri 12749 metrekare olan taşınmazlarda davalılar Ali mirasçıları adına tespit edilmiştir.
İtirazı komisyonca reddedilen davacı tapu kaydına ve taksim ilamına göre kendisine verilen taşınmazın yüzölçümünün noksan olduğunu, bunun davalı taşınmazlardan giderilmesi gerektiğini ileri sürerek dava açmıştır.
Davaya konu taşınmazlar kadastro öncesi bir bütün olup tapuda eşit paylı olarak davacı ile davalılar miras bırakanı Ali adına kayıtlı bulunmaktadır. Taşınmazların miktar itibariyle eşit olarak taksim edilememesi nedeni ile davacı tarafın davalıların miras bırakanı aleyhinde açmış olduğu taksim ve ortaklığın giderilmesi davası sonunda Sulh Hukuk Mahkemesinin 13.2.1974 gün 1972/79 esas, 1974/24 karar sayılı ilamı ile, taşınmazın tamamı 26040 metrekare yüzölçümünde kabul edilerek 13020 metrekaresinin davacı, 13020 metrekaresinin ise davalı tarafa ait olmak üzere eşit paylarla taksimine karar verilmiştir. İlamın dayanağı krokinin fenni sıhhati haiz olmadığı tartışmasızdır.
Taşınmazın, taksim ilamında yazılı yüzölçümü ile kadastro sırasında belirlenen yüzölçümü arasındaki farklılığın hesap ve ölçüm hatasından kaynaklanması nedeni ile bağlayıcılığı yoksada yarı payın davacı, yarı payında davalı tarafa verilmesine dair kaydın ilamın taraflarını bağlıyacağında duraksamamak gerekir. Taşınmaz taraflarca fiili kullanım durumuna göre taksim edilmiş olsa bile, taksim ilamının daha önce yapılan harici taksimi geçersiz hale getireceği kuşkusuzdur.Bu durumda davacı taraf adına tescili gereken miktarın 11.546 metrekare olması gerekir.
Açıklanan bu maddi ve hukuksal olgular karşısında 3816 parselin doğu, 3817 parselin ise batı sınırından başlanmak üzere 3817 parselden 1203 metrekarelik kısmın yeni bir parsel numarası altında payları oranında davacı Şevket mirasçıları adına tesciline karar vermek gerekirken delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Hüküm bu nedenlerle bozulması gerekirken yanılgı sonucunda onanmış olduğundan; davacı tarafın karar düzeltme isteminin kabulüyle, Dairenin 31.10.2002 gün 2002/10818-10380 esas ve karar sayılı onama ilamının ortadan kaldırılmasına ve hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA 1.5.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy