(1086 S. K. m. 429)
Dava: Taraflar arasındaki tespite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine ilişkin verilen hüküm davacılar Hazine ile Dede ve arkadaşları tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Hükmüne uyulan Yargıtay bozma ilamında özetle: Dava konusu 120, 209 sayılı parsellere yönelik dava açan ve dava dosyası birleştirilen hazine ile dava konusu 98 sayılı parselin tespit maliklerinin yargılamaya çağrılması taraf oluşturulduktan sonra delillerin toplanması, taşınmazların öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı, iştirak halinde mi yoksa müşterek mülkiyete mi konu olduğu Sulh'un tarafları bağlayıcı nitelik taşıyıp taşımadığı üzerinde durulması, belgesiz zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının göz önüne alınması gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyulduktan ve dava konusu 216 sayılı parsel yönünden hazinenin açtığı dava dosyası ile birleştirilip yapılan yargılama sonunda davanın reddine, dava konusu taşınmazların Mehmet ve Soy ismi O... olan davalılar adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılar hazine ile Dede ve arkadaşları tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra yapılan araştırma ve inceleme dahi hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Hükmüne uyulan 20.11.1992 günlü bozma ilamında taşınmazların kime ait olduğu yada kimden kime kaldığı, iştirak halinde mi yoksa müşterek mülkiyete mi konu olduğu yönünün araştırılması, iştirak halinde mülkiyet durumunda dosyaya örneği ibraz olunan sulh'un bağlayıcı nitelik taşıyıp taşımayacağı, müşterek mülkiyet durumunda ise taraflarını bağlayacağının düşünülmesi, bu şekilde yapılan araştırma sonunda Sulhla sonuçlanan davanın zamanaşımını kesip kesmeyeceğinin tartışılması, ayrıca tespite esas alınan vergi kayıtlarının ayrı ayrı uygulanıp kapsamlarının belirlenmesi, ondan sonra delillerin birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gereğine değinilmiştir.
Bozmaya uyulduktan sonra mahkemece 1993/108 esas sayılı dava dosyasının iş bu 216 nolu parselle ilgili 1985/397 esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine karar verilmekle yetinilmiş, diğer bozma gerekleri yerine getirilmemiştir. Bozma ilamına uyulmakla, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak, mahkemeye de bozma gereklerini tam anlamıyla yerine getirme yükümlülüğü doğar. Mahkemece bu yönler gözardı edilerek eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmiş olması doğru değildir.
O halde, uyuşmazlığın sağlıklı ve adil bir çözüme kavuşturulması için tarafların akraba olduğu iddiası da gözetilerek bu yönde kendilerinden veraset belgesi istenmeli, yada alınacak malumat uyarınca verasete esas aile nüfus kayıt tabloları getirtilmeli, taraflardan taşınmazları bilen yaşlı tanık göstermeleri istenmeli, daha sonra önceki keşiflerde dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklarla tüm tespit bilirkişileri ve taraflarca gösterilecek tanıklar eşliğinde yerinde yeniden keşif yapılarak bozma ilamında da öngörüldüğü üzere taşınmazların öncesinin ne olduğu, kime ait olduğu, kimden kime kaldığı, taşınmazlarda kimlerin hangi tarihten beri zilyet oldukları, zilyetliklerinin başlangıç tarihi, süresi ve sürdürülüş biçimi olaylara dayalı olarak bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık doğduğunda giderilmeli, taşınmazların iştirak halinde mi yoksa müşterek mülkiyet hükümlerine mi tabi olduğu üzerinde durulmalı, tespitlere esas alınan vergi kayıtlarının gereği gibi uygulaması yapılarak kapsamları belirlenmeli,
30.10.1934 tarih,30-5 sayılı ilamda geçen tapu kayıtları getirtilmeli ve de 21.10.1965 tarih 1960/85-1965/115 sayılı elatmanın önlenmesi ile ilgili ilamın uygulaması yapılan sulh'un bağlayıcı nitelik taşıyıp taşımayacağı yanında, zamanaşımını kesip kesmeyeceğinin de karar yerinde tartışılması yapılmalı, yine bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın davalılar tarafından davacılardan satın alınıp alınmadığı sorularak açıklığa kavuşturulmalı, taşınmazların müşterek mülkiyet hükümlerine tabi olduğu ve Sulh'ün de geçerli bulunduğu sonucuna varıldığından Sulhnamenin yalnız taraflarını bağlayacağı düşünülmeli, tapuların ve vergi kayıtlarının taşınmazlara aidiyetinin denetimi bakımından komşu parsellere revizyon gören kayıtlar getirtilerek taşınmazlar yönünü ne şekilde sınır okuduklarına bakılmalı, fen bilirkişisine yapılan uygulamaları ve keşfi izlemeye olanak verecek biçimde geniş kapsamlı raporlu kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu yönlerin gözetilmemiş olması doğru olmadığı gibi,
Kabule göre de; taşınmazların parsel numaraları ile paydaş ve pay oranlarının hüküm yerinde gösterilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere infazda duraksama yaratacak biçimde karar verilmiş olması da doğru değildir.
Sonuç: Davacı Hazine ile davacılar Dedo ve arkadaşları'nın temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA 17.4.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy