(3402 S. K. m. 30/2)
Dava: Taraflar arasındaki tespite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine ilişkin verilen hüküm davacı Mustafa tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında 643, 1118, 1197, 1434, 1516, 2428, 2665, 2696, 2732 parsel sayılı sırasıyla 3029, 6300, 10464, 6636, 5428, 6481, 7361, 3406, 7865 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar vergi kaydı ile irsen intikal eden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle Mustafa ve paydaşları adlarına tespit edilmişlerdir. Askı ilan süresi içinde Mustafa, vergi kaydı, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle taşınmazların Üzeyir mirasçılarından kendisi ile Emine ve İsmail adlarına tescili isteğiyle dava açmıştır. Mahkemece, davanın reddine ve tespit gibi tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacı Mustafa tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Kadastroca taşınmazlar vergi kayıtlarına irsen intikale ve zilyetliğe dayalı olarak Fevzi oğlu Mustafa mirasçıları adına tespit edilmiş, davacı Fevzi mirasçılarından Mustafa taşınmazların dedesi Mustafa oğlu Üzeyir'den geldiğini, ölümünden sonra yapılan taksimde babası Fevzi'ye isabet ettiğini ileri sürerek kendisiyle birlikte kardeşleri Emine ve İsmail adlarına tapuya tescili istemiyle dava açmıştır.
Davalılar savunmalarında taşınmazın kök miras bırakan dedeleri Fevzi oğlu Mustafa'dan kaldığını bu nedenle tespitin yerinde olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuşlardır. Dava dilekçesindeki ileri sürülüşe, savunmaya ve aşamalardaki açıklamalara göre uyuşmazlık, taşınmazların tarafların kök miras bırakanı Fevzi oğlu Mustafa'dan mı yoksa Mustafa oğlu Üzeyir'den mi kaldığı yönlerinde toplanmaktadır. Bilirkişi ve tanıklar taşınmazları Üzeyir'in elinde gördüklerini ve onun kullandığını, ölümünden sonra da oğlu Fevzi ve ondan sonra da davacının zilyetliğinde olduğunu söylemişlerdir. Ancak, bilirkişi ve tanık sözleri soyut içerikli ve gerekçeye dayanmamaktadır.
Vergi kayıtları mülkiyet belgesi olmadığından taşınmazların vergi de Üzeyir adına kayıtlı olması, taşınmazın Üzeyir'den kaldığını kabule yeterli değildir. Diğer taraftan bilirkişi ve tanık sözleri tutanak içeriğine aykırı düşmesine karşın Mustafa dışında kalan tespit bilirkişilerinin dinlenmesi yoluna da gidilmemiştir.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde, uyuşmazlığın 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 30/2 maddesi uyarınca çözümlenmesi gerekir bir nitelik arzettiği de gözetilerek taraflardan taşınmazları ve öncesini iyi bilen yaşlık tanık göstermeleri istenmeli, daha sonra önceki keşiflerde dinlenen bilirkişi ve taraf tanıklarıyla tüm tutanak bilirkişileri ve taraflarca gösterilecek tanıklar eşliğinde yerinde yeniden keşif yapılarak, bilirkişi ve tanıklardan taşınmazların davacı Mustafa'nın dedesi Üzeyirden mi yoksa Üzeyir'in babası Mustafa'dan mı kaldığı, yine taşınmazlarda kim yada kimlerin hangi tarihten beri zilyet ettikleri, Mustafa'dan kalması halinde terekesinin çocukları Ayşe ve Üzeyir arasında taksim edilip edilmediği, Üzeyir'in ve de oğlu Fevzi'nin uzun süreli zilyet olması ve bu duruma Üzeyir'in kız kardeşi Ayşe'nin sessiz kalıp çekişme yaratmamasının nedenleri ve yöre de bu durumun neyin sonucu olduğu, Mustafa kızı Ayşe'nin çekişme yaratmamasının nedenleri, olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı, taşınmazlarda Mustafa'nın ölümünden sonra tek başına Üzeyir'in ve ondan sonra da Üzeyir oğlu Fevzi'nin ve de daha sonra oğlu davacının zilyet edip diğer mirasçıların bu duruma sessiz kalmış olmaları halinde bu durumun taksimin karinesi sayılacağı gözetilerek Mustafa terekesinin taksim edilmediğinin davalılarca kanıtlanması gerekeceği düşünülmeli, yukarıda açıklanan hususlarla ilgili olarak gerektiğinde komşu parsellerin malik yada zilyetlerinin tanık sıfatıyla bilgilerine başvurulmalı, bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık doğduğunda giderilmeli, komşu parsellerin kadastro tutanakları ve dayanakları kayıtların taşınmazlar yönünü kimi okudukları delillerin değerlendirilmesinde dikkate alınmalı, fen bilirkişisine önceden de olduğu gibi raporlu kroki düzenlettirilmeli ondan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Davacı Mustafa'nın temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine 28.4.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy