(3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasındaki tespite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine ilişkin verilen hüküm davacı ve davalılardan Fuat ve Rıfat, Nusret ile katılan Belediye Başkanlığı tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında 191 ada 10 ve 11 parsel sayılı sırasıyla 1852 ve 2354 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar tapu kayıtları, vergi kayıtları irsen intikal, satın alma, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile 10 numaralı parsel Cemil, Şefik ve Hazine 11 numaralı parsel ise Ahmet ve Fuat adlarına paylı olarak tespit edilmiştir. İtirazları kadastro komisyonundan reddedilen karşılık davacı ve davalılar Fuat ve arkadaşları tespit nedenlerine dayanarak her iki parsel için ayrı ayrı dava açmışlar, açılan davalar birleştirilmiştir. Belediye Başkanlığı taşınmazın belediye ye ait olduğuna İzzet, Halit, Nermin, Nesrin ve Sevim ise tapu kayıtlarına dayanarak davaya katılmışlardır.
Mahkemece davaların reddine dava konusu parsellerin komisyon kararındaki gibi davacı ve davalılar adına tesciline karar verilmiş, hüküm karşılık davacı ve davalılardan Fuat ve Rıfat, Nusret ile katılan Belediye Başkanlığı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, taşınmazların, tespitlerine esas alınan değişmez sınırlı tapu kayıtları kapsamında kaldığının uygulama ile saptanmasına ve kararda yazılı diğer gerekçelere göre katılan belediyenin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun aleyhlerindeki hükmün ONANMASINA,aşağıda dökümü yazılı 350.000.TL kalan onama harcın temyiz edenden alınmasına,
2- Davacı-davalı Cemal mirasçısı Nurettin ile yine davacı-davalı Fuat ve Rıfat'ın temyiz itirazlarına gelince: Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır.
Kadastroca 10 nolu parsel tapu ve vergi kaydına, irsen intikale ve zilyetliğe dayalı olarak Cemal, Şefik ve Hazine, 11 numaralı parsel aynı nedenlere dayalı olarak Ahmet ve Fuat adlarına tespit edilmiştir. K.Evvel 1314 ve 5 sıra numaralı tapu kaydı ve intikallerinin 10 nolu parsele, Eylül 1926 tarih 1 nolu tapu kaydının da 11 nolu parsele aidiyeti uygulama ile saptandığı gibi bu yön mahkemenin de kabulündedir. Esasen taraflar arasında bu yönde bir uyuşmazlık da bulunmamaktadır. Dava dilekçelerindeki ileri sürülüşe ve savunmaya ve aşamalardaki sözlü ve yazılı açıklamalara göre uyuşmazlık, ortak sınıra ilişkindir. K.Evvel 1314 tarih 5 nolu tapu kaydının batı sınırı "kadim hark", kuzey sınır "diğer hark", Eylül 1926 tarih 1 nolu tapu kaydının sınırında da "solu" olarak hark okumaktadır.
Her iki kaydın evrakı müsbitesi arasında harita yada krokilerinin olmadığı bildirilmiştir.Taşınmazın yüzölçümleri tespitlerine esas alınan tapu miktarlarından daha fazladır. Tapuların harita yada krokileri bulunmadığına göre taşınmazları ayıran ortak sınırın bilirkişi ve tanık sözleriyle belirlenmesi gerekeceği kuşkusuzdur. Ne var ki mahkemece bu konuda tanık bilgisine başvurulmamış, dinlenen yerel bilirkişi sözleri de soyut içerikli olup uyuşmazlığın çözümüne elverişli bulunmamaktadır. Hangi bilirkişilerin sözlerine değer verilerek davanın reddine karar verildiği de gerekçede açıkça gösterilmemiştir. Yine değişik tarihlerde yapılan keşiflerde düzenlenen krokilerde arkın güzergahı farklı olmasına rağmen aradaki çelişki giderilmemiştir.
Öte yandan Ağrı Asliye Hukuk Mahkemesinin 1970/53 esasında kayıtlı dosya ile Fuat tarafından Cemal ve arkadaşları ile belediye ve Hazine aleyhine açılan hudut ve yüzölçümü düzeltilmesi ve elatmanın önlenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda davanın reddine karar verilip kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmesine rağmen söz konusu dava nedeniyle düzenlenen krokinin tam anlamıyla uygulaması yapılmamış ve davaya etkisi üzerinde durulmamış ve karar yerinde değerlendirilmesi de yapılmamıştır.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde, taraflardan taşınmazları ve öncesini iyi bilen yaşlı tanık göstermeleri istenmeli, daha sonra önceki keşiflerde dinlenen yerel bilirkişiler ile tüm tespit bilirkişileri ve tarafların gösterecekleri tanıklar eşliğinde yerinde yeniden keşif yapılarak öncelikle Cemil mirasçıları ve Şefik ile Ahmet ve Fuat'dan ortak sınır uyuşmazlığının taşınmazların hangi bölümünde olduğu sorulup açıklığa kavuşturulmalı ve bu arada Fuat ile Nurettin'in 29.9.1994 günlü keşif tutanağına geçen beyanları okunup bu beyanlarında ısrar edip etmedikleri sorulmalı, daha sonra takiben bilirkişi ve tanıklardan tapu tesis tarihlerinde 10 ve 11 nolu parselleri ayıran "hark" nereden geçtiği olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık doğduğunda giderilmeli, gösterilen ortak hark sınırı düzenlenen krokiye işaret ettirilmeli, daha önce yapılan keşifler sırasında arkın güzergahı ile ilgili olarak ortaya çıkan farklılıkların giderilmesine çalışılmalı ve özellikle Asliye Hukuk Mahkemesinin 1970/53 1975/402 sayılı ilamlarında sözü edilen 23.10.1975 günlü krokinin uygulaması yapılarak arkın güzergahı belirlenmeli ve bu uygulama sonucu belirlenecek güzergah ile bilirkişi ve tanıkların beyanları ile ortaya çıkacak ark güzergahı arasında yine değişiklik olduğu takdirde giderilmesi ve 23.10.18975 günlü kroki ile Ahmet tarafından düzenlenen 17.5.1974 günlü krokilerin harkın güzergahı olgusu yönünden güçlü delil oluşturacağı göz önünde bulundurulmalı, fen bilirkişisine bilirkişi ve tanık sözlerini ve de her iki taşınmazı ayıran harkın nereden geçtiğini gösterir ve de izlemeye olanak verecek biçimde raporlu kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Karşılık davacılar Fuat ve Rıfat ile Nusret'in temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine 3.7.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy