(3402 S. K. m. 30/2)
Dava: Taraflar arasındaki tespite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin verilen hüküm davacı Hazine, katılan Emine, Hüseyin, davacılar vekili ve davalılar vekili tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında 333 ada 15 parsel sayılı 1364,21 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek malikhanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesinde davacı Hüseyin ve 39 arkadaşı tarafından davalı İ.Hakkı ve arkadaşları ile Hazine ve Belediye Tüzel Kişiliği aleyhine açılan tapu iptal ve tescil davası görevsizlikle kadastro mahkemesine aktarılmıştır. Dava sırasında Hüseyin davacıların dayandığı Temmuz 1303 tarih 44 nolu sicilden gelen 5.10.1970 tarih 3 nolu tapu ile pay satın aldığını ve ayrıca miras payı bulunduğunu, Emine ise Şubat 1315 tarih 56 nolu tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğini ileri sürerek davaya katılmıştır. Mahkemece katılan Emine'nin davasının reddine, davacıların davasının kısmen kabulüne ve dava konusu parselin 24/96 hissesinin davalı Rıza, 24/96 hissesinin Halide, Halit, İ.Hakkı, Yusuf ve Mürüvet, 16/96 hissesinin davacılardan Salih, 16/96 hissesinin İshak, 16/96 hissesinin Feruz ( Firuz ) mirasçsıları adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine, katılan Emine, Hüseyin, davacılar vekili ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır.
Kadastroca taşınmaz asliye mahkemesinde davalı olduğundan söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Daha önce Hüseyin ve arkadaşları tarafından hazine ve köy tüzel kişiliği yanında İ.Hakkı ve arkadaşları aleyhine açılan tapu ve tescil davası görevsizlikle kadastro mahkemesine aktarılmıştır. Gerek davacı ve gerekse hazine ile köy dışında kalan davalılar ayrı kökten gelen tapu kayıtlarına dayanmışlardır. Tapu kaydına dayanan tarafın ya kaydın maliki olması yada kayıt maliki ile irsi bağlantısını bağlaması gerekir. Gerek davacılardan ve gerekse davalılardan dayandıkları tapu maliklerinden veraset belgesi istenmemiştir. Getirtilen nüfus kayıtları ise bu yönden yeterli bulunmamaktadır. Diğer taraftan taraf tapularının uygulanması ile ilgili yerel bilirkişi sözleri soyut içerikli ve gerekçeye dayanmadığı gibi yapılan uygulamayı yansıtır biçimde krokide düzenlettirilmemiştir.
Dava, 3402 sayılı Kadastro Yasasının 30/2. maddesi uyarınca çözümlenmesi gerekir bir nitelik arzettiği cihetle hazine ve köy dışındaki tarafların vekillerinin anlaşmış olmalarının hazine yönünden bağlayıcılığı yoktur. Ayrıca Hüseyin annesinin payını kayden satın aldığını bildirmesine karşın keza dayanmış olduğu Temmuz 303 tarih 44 nolu sicilden gelen 5.10.1970 tarih 3 sıra nolu tapu kaydının uygulaması yolunada gidilmemiştir.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde, öncelikle davacılardan ve davalılardan dayanakları tapu kayıt malikleri ile irsi bağlantılarını gösterir veraset belgesi istenmeli, taraflara ayrıca taşınmazı ve yöreyi iyi bilen yaşlı tanık göstermek üzere önel verilmeli, daha sonra önceki keşiflerde dinlenen yerel bilirkişilerle tüm tespit bilirkişileri ve taraflarca gösterilecek tanıklar huzurunda yerinde yeniden keşif yapılarak davacıların dayandığı Temmuz 303 tarih 44 ve gittisi Ağustos 303 daimi tarih 11 ve davalıların dayanağını teşkil eden Rebiulevvel 1288 tarih 6 nolu tapu kaydı ve gittileri vede katılan Hüseyin'in dayandığı 5.10.1970 tarih 3 sıra nolu tapu kaydı yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı ve yansız kişilerden oluşturulacak üç kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla gereği gibi yerine uygulanmalı, davacılar tapusunun aidiyetinde kayıtta geçen sahibi senet, Hasan ve Kocabey, davalılar tapusunun aidiyetinde sınırında okunan Mehmet hoca ve Hasan efendi harmanları ve nehri cari, katılan Hüseyin tapusunun aidiyetinde ise Kocabey ve sahibi senet vereseleri samanlıkları Hasan ve Hulusi hanesi ve dere yerlerinin arazi üzerinde belirlenmeleri gerektiği düşünülerek bilirkişilere söz konusu yerler arazide göstertilip düzenlenecek krokide yerleri işaret ettirilmeli,
Bilirkişilerce bilinmeyen sınırlar yönünden tanıkların bilgisine başvurulmalı, katılan Emine'nin kocası Yasin'in önceden görülüp sonuçlanan davasının esastan değil usulden reddedilmiş olması nedeniyle Emine yönünden kesin hükmün varlığından söz edilemeyeceğinden dayanmış olduğu Şubat 315 yoklama tarih 34 nolu sicilden gelen aynı tarih 56 nolu kaydın keza uygulaması yapılmalı, taşınmazda kim yada kimlerin zilyet ettikleri ve zilyetliklerinin süresi ve sürdürülüş biçimi ile ilgili olarak bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı ve ona göre davacı ve davalıların tapusunun hukuki değerlerini koruyup korumadıklarının karar yerinde tartışılıp değerlendirilmesi yapılmalı, bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık doğduğunda giderilmeli, toplanan delillere ve hasıl olacak sonuca göre taraf vekilleri arasında yapılan sulh anlaşmasının kendi aralarında geçerli olup olmayacağının keza tartışılması yapılmalı, mahkemece lüzum görülecek deliller resen toplanmalı, fen bilirkişisine yapılan keşif ve uygulamayı ve kayıtlarda geçen sınır yerlerini yansıtır biçimde geniş kapsamlı raporlu kroki düzenlettirilmeli, daha sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Davalı Hazine, katılan Emine, Hüseyin, davacılar vekili ve bir kısım davalılar vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine 5.5.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy