(3402 S. K. m. 14, 21, 46)
Taraflar arasındaki tespite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın kısmen kabulüne kısmen reddine ilişkin verilen hüküm davalı Hazine tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Kadastro sırasında 454,477,596,600 parsel sayılı 52000, 30000, 25000, 157600 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar tapu kaydı nedeniyle hazine adına tespit edilmişlerdir. İtirazı tapulama komisyonunda reddedilen L.Ç. ve arkadaşlarının tüm parsellere M.S. nun 477 no lu parsele ilişkin olarak vergi kaydı ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak ayrı ayrı açtıkları davalar birleştirilmiştir. Mahkemece, M.S.'nun davasının reddine, diğer davacıdan davasının kabulüne ve dava konusu parsellerin davacı LÇ. ve paydaşları adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Kadastroca taşınmazlar tapu kaydına dayalı olarak Hazine adına tespit edilmiş, davacı vergi kaydına ve miras yoluyla gelen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Tespite esas alınan 4753 ve 5618 sayılı yasa hükümleri uyarınca Hazine adına oluşturulan tapu kayıtlarının taşınmazlara aidiyeti uygulama ile saptandığı gibi bu yön uyuşmazlık konusu da değildir. Uyuşmazlık, tespit günü itibariyle davacı yararına 3402 sayılı Kadastro Yasasının 46/1 ve 14. maddesi koşullarının oluşup oluşmadığı yönündedir. Davacının dayandığı vergi kayıtlarının taşınmazlara uymadığı yolundaki yerel bilirkişi sözleri soyut içerikli ve gerekçeye dayanmamaktadır. Esasen komşu köyden olan bir kimsenin başka köye ait kayıtları uygulayacak bilgiye sahip olduğu da söylenemez. Diğer taraftan zilyetliğin başlangıç tarihi, süresi ve sürdürülüş biçimi ile ilgili yerel bilirkişi sözleri uyuşmazlığın çözümüne elverişli bulunmamaktadır. Tanık ve tespit bilirkişileri dinlenilmeksizin tek bir yerel bilirkişinin sözlerine değer verilerek yazılı olduğu üzere eksik incelemeye dayalı olarak hüküm verilmiş olması doğru değildir.
O halde, öncelikle taraflardan taşınmazları ve öncesini bilen yaşlı tanık göstermeleri istenmeli, daha sonra önceki keşifte dinlenen yerel bilirkişi ile hayatta bulanan belirtmelik bilirkişileri ve de tüm tespit bilirkişileri ve taraflarca gösterilecek tanıklar eşliğinde yerinde yeniden keşif yapılarak davacının dayandığı vergi kayıtları yaşlı ve yansız yerel bilirkişi aracılığı ile gereği gibi uygulanmalı, bilirkişilerce bilinmeyen sınırlar olduğunda tanıkların bilgisine başvurulmalı, bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın öncesinin mer'a yada kaçak ve yitik kişilerden kalan bir yer olup olmadığı, değilse kim yada kimlerden kaldığı davacı ve miras bırakanı Musa'nın zilyetliklerinin başlangıç tarihi, süresi ve sürdürülüş biçimi olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı, yine bilirkişi ve tanıklardan Musa terekesinin taksim edilip edilmediği,yada Musa'nın sağlığında taşınmazları mirasçılarına satış yada bağış yoluyla devredip devretmediği sorulup açıklığa kavuşturulmalı, Musa terekesinin taksim edilmediği yada Musa'nın taşınmazı çocuklarına herhangi bir nedenle devretmediği ve dayanılan vergi kayıtlarının da taşınmazlara uymaması durumunda, Musa 'nın ölüm tarihine göre terekesinin iştirak halinde mülkiyet hükümlerine tabi olması nedeniyle tüm mirasçıların belgesiz zilyetliğe dayalı olarak ancak 100 dönüm miktarında taşınmaz mal edinebileceği dikkate alınmalı ve ona göre 3402 sayılı Kadastro Yasasının 21. maddesi göz önünde bulundurulmalı, taşınmazların kaçak ve yitik kişilerden kalması yada mer'a olduğunun belirlenmesi durumunda bu tür yerlerin zilyetlikle kazanılamayacağı düşünülmeli, fen bilirkişisine geniş kapsamlı raporlu kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Davalı Hazinenin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine 2.6.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy