(4721 S. K. m. 1023)
Dava: Taraflar arasındaki tespite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne ilişkin verilen hüküm davalı Hazine tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında 141 parsel sayılı 286.750 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz mer'a olarak sınırlandırılmak suretiyle tespit edilmiştir. İtirazı tapulama komisyonunda reddedilen davacı Hasan tapu ve vergi kaydı ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır.
Mahkemece davanın kabulüne ve dava konusu parselin davacı Hasan adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Kadastroca taşınmaz mer'a olarak sınırlandırılmak suretiyle tespit edilmiş, davacı dava dışı 46 nolu parsele revizyon gören tapu kaydının taşınmazı da kapsadığını ileri sürerek iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Davacı adına kayıtlı Ağustos 1974 tarih 132 nolu kayıt Ağustos 1951 tarih 42 no'dan gelmektedir. Söz konusu kayıt hazinenin tarafı bulunmadığı tescili ilamına dayalı olarak oluşturulmuştur.
Hal böyle olunca ilamın ve ona göre oluşturulan tapunun hazine yönünden bağlayıcılığı yoktur. Tespit nedenine ve ileri sürülüşe göre uyuşmazlık, taşınmazın öncesinin kadim ve geleneksel şekilde kullanılan mer'a olup olmadığı yönlerinde toplanmaktadır. Öğretiye ve devamlılık arzeden Yargısal uygulamalara göre bir yerin mer'a olarak kabulü için mer'a tahsis kararı ve kaydının olması, aksi takdirde o yerin başlangıcı bilinmeyen bir süreden beri ve de eylemli şekilde mer'a olarak kullanılması gerekir.
Somut olayda mahkemece taşınmaz ve bulunduğu yöreyle ilgili mer'a tahsis kararı olup olmadığı mercileri nezdinde araştırılmamıştır. Dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklarında yaşları itibariyle taşınmazın öncesinin mer'a olup olmadığını bilmeleri mümkün değildir. Taşınmazın öncesinin kamu orta malı mer'a olması halinde alınan tapu hukukça değer taşımayacağın-dan bunun sonucu olarak yapılan satışlara değer verme olanağı da bulunmamaktadır.
O halde, uyuşmazlığın sağlıklı bir çözüme kavuşturulması için taraflardan taşınmazları ve öncesini iyi bilen elverdiğince yaşlı olmak üzere aynı köyden ve komşu köylerden tanık göstermeleri istenmeli, daha sonra önceki keşifte dinlenen bilirkişi ve tanıklarla tüm tespit bilirkişileri ve taraflarca gösterilecek tanıklar eşliğinde yerinde yeniden keşif yapılarak olduğunda mer'a tahsis kararı ve kaydı yerel ve teknik bilirkişi aracılığıyla uygulanmalı ve kapsamı belirlenmeli, böyle bir kaydın bulunmaması durumunda bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın ve civarının öncesinin mer'a olup olmadığı, tescil davasının açıldığı tarihte böylesine büyük bir arazinin hangi imkan ve araçlarla zilyet edildiği olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı,
Bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık doğduğunda giderilmeli, kadastro teknisyeni Ekrem tarafından düzenlenen kroki göz önünde bulundurularak yeşil ve mavi çizgi ile belirlenen sınırlardan sonra gelen komşu taşınmazların tutanak ve dayanakları olan kayıtlar getirtilerek taşınmazlar yönünü ne şekilde sınır okuduklarına bakılmalı, taşınmazın ve etrafının öncesinin mer'a olması halinde dayanak tapu kayıtlarına bir değer verilemeyeceği ve ayrıca kök kayıttan pay yada bağımsız bir yer satın alan kişilerin M.K. nun eski 931 yeni 1023 maddesinin koruyuculuğundan yararlanamayacağı düşünülmeli, bunun yanında davacının 9.10.1979 tarihli oturumda alınan mevsuk beyanları delillerin değerlendirilmesinde dikkate alınmalı, taşınmazın öncesinin mer'a olmadığı sonucuna varıldığında kaydın kuzey sınırı orta tepe okuyup kapsamı yüzölçümüyle geçerli olduğundan değişmez sınırlardan başlanmak üzere kayda yüzölçümü ile kapsam belirlenmeli, taşınmazın bulunduğu yörede ve köyde toprak tevzi komisyonunca çalışma yapılıp yapılmadığı sorularak, çalışma yapıldığının bildirilmesi halinde bununla ilgili tutanaklar ve haritalar getirtilip incelenerek taşınmazın ve etrafının ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli, fen bilirkişisine yapılan keşif ve uygulamayı yansıtır biçimde geniş kapsamlı raporlu kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Davalı Hazinenin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA 26.6.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy