(3402 S. K. m. 16)
Dava: Taraflar arasındaki tesbite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine ilişkin verilen hüküm davacı Hazine tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında 117 ada 179 parsel sayılı 3317.50 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydı, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle Şahin Çelebi ve arkadaşları adına tesbit edilmiştir. Taşınmazın Asliye Hukuk Mahkemesinde geçit hakkı tesisi ile davalı olduğu şerhi verilmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesinde davacı Durmuş Gören'in tapu kaydına dayalı davalılar Şahin Çelebi ve arkadaşları aleyhine açtığı geçit hakkı tesisi davası kadastro mahkemesine aktarılmıştır. Mahkemece davanın reddine dava konusu parselin tesbit gibi davalılar adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece, davacının dava ettiği yolun herkesin yararlandığı kamu orta mali niteliğinde genel bir yol olmadığı düşüncesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya içeriğine ve yasa hükümlerine uygun düşmemektedir. Kadastro tesbitinden önce davacı tarafından davalı taraf aleyhine açılan geçit hakkı davasının yapılan yargılaması sırasında davacı davasını ıslah ederek davasının kendisine ait yer ile davalı tarafa ait 17 nolu parsel arasında kadim bir yol olduğunu ileri sürerek bedeli ödenmeksizin umumi yol olarak gösterilmesini talep etmiştir. Dava dilekçesindeki ileri sürülüşe, savunmaya ve aşamalardaki sözlü ve yazılı açıklamalara göre uyuşmazlık, davacıya ait 13 nolu parsel ile dava konusu 17 nolu parsel arasında 3402 sayılı Kadastro Yasasının 16. maddesinde görüldüğü biçimde herkesin yararlandığı umumi bir yolun olup olmadığı yönünde toplanmaktadır. Daha önce davacı tarafından davalılar aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinin 1995/153 esasına kayıtlı dosya ile açıklan elatmanın önlenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda davacıya ait yer ile davalı taşınmaz arasında bir metre eninde patika bir yolun varlığı kabul edilmiş ve davanın kabulüne ile davalıların vaki elatmasının önlenmesine karar verilmiş ve verilen karar (30.11.1995 tarih 1995/153-302 esas ve karar sayılı) temyiz yoluna başvurulmaksızın kesinleşmiştir. Öte yandan bilirkişi ve tanıklar yörede cılga tabir edilen patika bir yolun olduğunu bildirdikleri gibi bu yön hem davalıların hem de mahkemenin kabulündedir. Bilirkişi ve tanıklar söz konusu yoldan herkesin gelip geçtiğini ve netice itibariyle umumi bir yol olduğunu ifade etmişlerdir. Kesinleşen ilam ve krokisinin taraflarını bağlayacağı kuşkusuzdur. Hal böyle olunca yerinde keşif icra edilip elatmanın önlenmesine ilişkin ilamın dayanağı fenni bilirkişi Yılmaz Kulkara tarafından düzenlenen 8.11.1995 günlü krokinin yerine uygulaması yapılıp, krokide yol olarak gösterilen kısmın davaya konu 17 nolu parsel içerisindeki konum ve miktarını gösterir kroki düzenlettirilip yol olarak belirlenecek kısmın 3402 sayılı kanunun 16/B maddesinin son fıkrası uyarınca yol olarak haritasında gösterilmesine karar vermek gerekirken delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı olduğu üzere davanın reddi yoluna gidilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine 25.11.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy