(1086 S. K. m. 179, 237)
Dava: Taraflar arasında görülen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda, davanın kısmen kabulüne ilişkin Ayvalık Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 25.5.2004 gün ve 332-329 sayılı hükmün duruşma yapılması isteğiyle Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hayriye Canan Sezer vekili Av. M. Nurhan Güven tarafından istenilmiş olmakla işin duruşmaya tabi olduğu belirlendikten sonra 28.12.2004 Salı günü için taraflara gönderilen çağrı kağıdı üzerine hükmü temyiz eden davalı H.Canan Sezer vek. Av. M. Nurhan Güven geldi, karşı taraftan M. Saim Gez vekili Av. Nadire Öksüz'ün hazır oldukları anlaşılmakla duruşmaya başlandı, temyiz isteğinin süresinde olduğu tespit edilmekle hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıya ait olan 34 YZE 90 plaka sayılı araca 15.7.1999 tarihinde müvekkiline ait olan 34 SG 687 plakalı araca çarparak hasara neden olduğunu iddia ederek 500.000.000 TL manevi olmak üzere toplam 4.969.792.705 TL tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek %76 faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, ayrıca davacı tarafta sigortaca ödeme yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporun gereğince davanın kısmen kabulü ile 2.849.792.705 TL nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazla istemin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasıdır.
HUMK. nun 237. maddesine göre Kaziye-i muhkeme, ancak mevzusunu teşkil eden husus hakkında muteberdir.
Kaziye-i muhkeme mevcuttur denilebilmek için iki tarafın ve müddeabihin ve isnat olunan sebebin (m.179/1) müttehit olması lazımdır.
Kesin hükmün amacı, kişiler arasındaki uyuşmazlıkların kesin bir şekilde çözümlenmesidir. Hukuki güvenlik ve yargı erkine güven, kesin hüküm müessesi ile sağlanır. Kesin hükmün amacı iki şekilde gerçekleşir; 1) Bir mahkeme hükmüne ancak bir dereceye kadar itiraz edilebilmesi (şekli anlamda kesin hüküm), 2) Davanın tarafları arasında çekişmeli olan hukuki ilişkinin bütün bir gelecek için kesin olarak tespit edilmesi veya düzenlenmesi (maddi anlamda kesin hüküm) maddi anlamda kesin hükmün şartları unsurları, m.237'de sayıldığı gibi üç tanedir. Buna göre yeni açılan bir davaya karşı, o davanın daha önce kesin hükme bağlanmış olduğunu söyleyebilmek için, birinci dava ile ikinci davanın 1) Konusunun, 2) dava sebeplerinin ve 3) taraflarının aynı olması gerekir. Müddeabih dava konusu yapılmış olan hak yani dava ile elde edilmek istenen sonuçtur. Dava sebebi davacının davasını dayandırdığı vakıalardır.
Hükümler (esasa ilişkin nihai kararlar) maddi anlamda kesin hüküm teşkil eder. Yalnız eda hükümleri değil, tespit hükümleri de kesin hüküm teşkil eder. Mahkemenin (mesela bilirkişi veya keşif giderinin yatırılması için verilen)kesin süreye uyulmaması halinde verdiği davanın reddi kararı da maddi anlamda kesin hüküm teşkil eder.
Bir dava karara bağlanıp, verilen hüküm kesinleştikten sonra, aynı taraflar arasında, aynı konuda ve aynı dava sebebine dayanarak yeni bir dava açılamaz (m. 237); açılırsa ikinci dava, kesin hüküm itirazı ile karşılaşır ve esasa girilmeden kesin hüküm nedeni ile reddedilir. Kesin hüküm itirazı davanın her aşamasında ileri sürülebilir. Mahkemece de; davanın her aşamasında kesin hükmün varlığı kendiliğinden dikkate alınır.
Somut olayda, davacı Ayvalık Asliye Hukuk Mahkemesinin 1999/412 esas sayılı dava dosyası ile davalıya karşı aynı trafik kazasından dolayı maddi ve manevi tazminat olmak üzere toplam 5.969.792.705 TL tazminat davası açmış, söz konusu dava hakkında mahkeme 30.4.2001 tarihli kararda, davacı tarafın iki kez verilen mehle rağmen bilirkişi masraflarını yatırmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Söz konusu karar 21.11.2001 günü kesinleşmiştir. Davacı 18.7.2002 tarihli dava dilekçesiyle aynı kazadan ötürü davalı yana karşı maddi ve manevi tazminat olmak üzere toplam 4.969.792.705 TL tazminat davası açmıştır. İnceleme konusu bu davada taraflar ve davanın dayandığı sebep ve vakıalar eski davanın tarafları ve sebebi ile aynıdır. O halde eski ve yeni davalar dava konusu da aynı olmaktadır. Olayda HUMK. nun 237.maddesi anlamında kesin hüküm vardır. Bu davanın anılan yasa hükmü uyarınca kesin hüküm nedeniyle reddi gerekir. Çünkü bir davada verilen hüküm kesinleştikten sonra aynı konuda ve aynı dava sebebine dayanılarak aynı taraflar arasında yeni bir dava açılamaz. Bir davada kesin hüküm bulunmaması dava şartlarındandır. Bu durumda, mahkemece dava hakkında kesin hüküm bulunduğu re'sen nazara alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerde hükmün BOZULMASINA ve Yargıtay duruşması için takdir edilen 375.000.000 lira vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekil ile temsil edilen davalı Hayriye Caner Sezer'e verilmesine ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine 28.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy