(3402 S. K. m.16/B)
Dava: Taraflar arasında görülen tespite itiraz davasının yapılan yargılama sonunda: Davanın kısmen kabulüne kısmen reddine ilişkin Eleşkirt Kadastro Mahkemesinden verilen 2.6.2004 gün ve 3-5 sayılı hükmün duruşma yapılması isteğiyle Yargıtay'ca incelenmesi davalı hazine ile davacılar M. Z. Kaya ve arkadaşları vekili Avukat Y. Tekin tarafından istenilmiş olmakla işin duruşmaya tabi olduğu belirlendikten sonra 22.2.2005 Salı günü için taraflara gönderilen çağrı kağıdı üzerine hükmü temyiz eden müdahil A. Vural vekili Av. S. Şahin, davacılar M. Z. Kaya ve müşterekleri vekili Av. N. Erdem ile Hazine vekili Av. S. Göktürk geldi, karşı taraftan davalı K. köyü vekili Av. S. Bakış'ın geldiği anlaşılmakla duruşmaya başlandı, temyiz isteğinin süresinde olduğu tespit edilmekle hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Hükmüne uyulan Yargıtay bozma kararında özetle: Öncelikle taşınmazın bulunduğu yöre ile ilgili hava fotoğraflarının getirtilmesi, M. Z. Kaya ve arkadaşlarının dayandıkları tapu ve vergi kayıtlarının gereği gibi yerine uygulanması, bir yere ilişkin iki ayrı kaydın mevcudiyeti halinde yüzölçümü itibariyle daha fazla olan kaydın esas alınması gerekeceğinin düşünülmesi, kayıtların uymadığının saptanması halinde tümünün uymaları halinde kayıt kapsamı dışında kalan bölümlerin öncesinin kadim ve geleneksel şekilde kullanılan mera olup olmadığının, mera olmaması halinde davacıların ve katılanların taşınmazın tümünde mi yoksa belirli bölümlerinde mi zilyet ettiklerinin saptanması, ziraat mühendisi bilirkişiden taşınmazın öncesinin mera olup olmadığı konularında gerekçeli rapor alınması, taşınmazın mera olmadığının belirlenmesi durumunda davacılar ve katılanlar arasındaki ilişkinin müşterek mülkiyet hükümlerine tabi olması durumunda her bir paydaşın belgesiz zilyetliğe dayalı olarak ayrı ayrı 100 dönüm miktarındaki taşınmaz edinebileceğinin göz önünde bulundurulması gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozmaya uyulduktan sonra davacıların davalarının kısmen kabulü ile kısmen reddine, katılanların davalarının reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğine, mahkemece hükmüne uyulan bozma kararında açıklandığı gibi işlem yapılıp sonucuna göre hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, dava ettikleri yerlerin gerek Jeoloji ve gerekse üçlü ziraat bilirkişisi heyeti raporlarında tarımsal amaçla kullanılmayıp mera bitkilerinin hakim olduğu yayla niteliğinde bir yer olduğunun vurgulanmasına, mücerret hayvan otlatmak veya bu amaçla kullanmak üzere kiraya verilmiş olmanın bu kadar geniş bir arazi için taşınmazın ekonomik amacına uygun iktisap sağlayıcı nitelikte zilyetlik sayılamayacağına, davacıların dayandıkları tapu kayıtlarının yazılı sınırlarına göre kapsamlarının yüzölçümü ile geçerli olup tesbiti kesinleşen dava dışı 135 nolu parsele revizyon görmesine katılanların tapularının ise dava ettikleri yerlere uymadığının keşfen belirlenmesi yanında bu yönünün katılanlar tarafından da kabul edilmesine ve kararda yazılı gerekçelere göre katılanlar ile davacıların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun aleyhlerindeki hükmün ONANMASINA
2- Hazinenin temyizine gelince; Mahkemece fen bilirkişilerince düzenlenen 1.6.2004 günlü krokide taşınmazın (A ve B) harfleri ile gösterilen 1000 dönümü aşan bölümünün davacılar adına tesciline karar verilmişse de varılan sonuç dosya içeriğine ve toplanan delillere uygun düşmemektedir. Yukarda açıklandığı üzere davacıların dayandığı tapu kaydı miktarı ile 135 nolu parsele revizyon gürmüş ve davacılar adına tesbit edilmiştir. Yerel bilirkişiler yine davacıların dayandığı tapu kaydının taşınmaza uygunluğunu bildirmişler vergi kaydı miktarı da krokide (A ve B) harfi olarak gösterilmiştir. Hükmüne uyulan bozma ilamında da belirtildiği üzere vergi kaydının dahi kapsamı yazılı sınırlarına göre yüzölçümü ile geçerlidir. Ne var ki mülkiyet belgesi olmayan vergi kayıtlarına zilyetlikle birleşmediği sürece değer verme olanağı yoktur. Bozmayı takiben yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar vergi kaydı içinde kalan yerlerin hiçbir zaman tarla olarak kullanılmadığı yayla olarak ve hayvan otlatmak amacıyla yazın kiraya verildiğini söylemişlerdir. Yerel bilirkişi ve tanıkların bu sözleri gerek Jeoloji mühendisi ve gerekse üçlü ziraat bilirkişisi tarafından düzenlenen raporlarla da taşınmazların nitelikleri belirtilerek doğrulanmıştır.
Mücerret hayvan otlatmak ya da kendiliğinden yetişen otları biçmek suretiyle sürdürülen zilyetlik böylesine geniş bir arazi yönünden taşınmazın ekonomik amacına uygun ve yasayanın öngördüğü anlamda iktisap sağlayıcı nitelikte bir zilyetlik değildir. Açıklanan bu maddi ve hukuksal olgular karşısında mahkemece davacıların davasının reddine ve taşınmazın 3402 sayılı Kadastro Yasasının 16/B maddesi uyarınca mera niteliği ile sınırlandırılıp özel siciline yazılmasına karar vermek gerekirken delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru olmadığı gibi,
Kabule göre de; tapu ve vergi kaydı kapsamında kalan 135 nolu parsele konu olan yerin vergi kayıt miktarı dışında düşünülmesi, aynı krokide (A) harfi ile işaretli 55140 metrekarelik yerinde 1000 dönüm miktarındaki (B) ile gösterilen yer içerisinde sayılması ve kabul edilmesi de doğru değildir.
Sonuç: Davalı hazinenin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 1.10 YTL kalan onama harcının temyiz edenden alınmasına, Yargıtay duruşması için takdir edilen 400,00 YTL vekalet ücretinin temyiz eden davacılar ve davaya katılanlardan alınarak duruşmada vekil ile temsil edilen davalı Hazineye verilmesine, 22.02.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy