(4721 S. K. m. 599)
Dava: Taraflar arasında görülen tesbite itiraz davasının yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne ilişkin Gazipaşa Kadastro Mahkemesinden verilen 6.3.2003 gün ve 16-5 sayılı hükmün duruşma yapılması isteğiyle Yargıtay'ca incelenmesi davalılar Abdülaziz ve Mustafa D. ile davalı Hazine vekili tarafından istenilmiş olmakla işin duruşmaya tabi olduğu belirlendikten sonra 22.02.2005 Salı günü için taraflara gönderilen çağrı kağıdı üzerine hükmü temyiz eden davalı Hazine vekili Avukat Sema G. ve davalı Zeki D. vekili Avukat Rıfat D. geldi, karşı taraftan davacı Ümmü D.vekili Avukat D. Bilgiç'in hazır oldukları anlaşılmakla duruşmaya başlandı, temyiz isteğinin süresinde olduğu tesbit edilmekle hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Hükmüne uyulan Yargıtay bozma kararında özetle; (Taraflardan paylaşıma ilişkin delillerinin sorulması, Abdülaziz ile Mustafa'nın çekişmeli taşınmazları uzun süre kullanımlarının harici paylaşımın karinesi olup olmadığının düşünülmesi, paylaşımda eşitliğin zorunlu bulunmadığının göz önünde tutulması, Abdülaziz ve Mustafa ile davacının kocası arasında görülen 1969/50-1974/129 esas ve karar sayılı dosyadaki karar ile dayanağı kroki ve davalıların vergi kayıtlarının çekişmeli parsellere uygulanması, sözü edilen kararın davaya etkisinin tartışılması, 1933 sayılı parselin kuzey kısmında bulunan kayalık ve taşlık bölümünün tarıma elverişli yerlerden olup olmadığı ve özel mülkiyete konu teşkil edip etmeyeceğinin değerlendirilmesi, gerekli zilyetlik araştırmasının yapılması, taşınmazların öncesinin, ...zilyetliğin süresi, vs... kesin olarak saptanması) gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozmaya uyulduktan sonra davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılar Abdülaziz ve Mustafa D.'un bir kısım mirasçıları ile davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece taşınmazların ortak miras bırakan 1332 yılında ölen Ş. Ali Mehmet'ten kalıp terekesinin taksim edildiğinin kanıtlanamadığı gerekçesiyle yazılı olduğu üzere taşınmazların payları oranında Ş. Ali Mehmet mirasçıları adına tesciline karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya içeriğine ve toplanan delillere uygun düşmemektedir. Mahkemenin kabulü veçile taşınmazların Hazine ve Köy Tüzel kişiliği dışında kalan tarafların ortak miras bırakanı Ş. Ali Mehmet'ten kaldığı taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu değildir.
Uyuşmazlık Ş. Ali Mehmet terekesinin taksim edilip edilmediği yönündedir. Medeni yasanın eski 539. yeni 599 maddesine göre terekenin doğrudan mirasçıları intikali kural olduğuna göre, taksim olgusunun iddia eden tarafından kanıtlanması gerekir. Ş. Ali Mehmet 1332 (1916) yılında ölmüştür. Bilgisine başvurulan bilirkişi ve tanıklar eskiden beri taşınmazlarda davalıların çekişmesiz olarak zilyet olduklarını yerel bilirkişi bir kısım tanıklarda taksimi duyduklarını ifade etmişlerdir. Daha önce mirasçılardan davalı Abdülaziz tarafından davalılardan Mustafa ile davacı Ümmü'nün kocası Mehmet aleyhine açılan hisseye vaki elatmanın önlenmesi davasının yargılaması sırasında gerek Abdülaziz gerek Mustafa ve gerekse Ümmü'nün kocası olan Ş. Ali Mehmet'in torunu Mehmet Ş. Ali Mehmet terekesinin taksim edildiğini ayrıca bunlardan Mustafa yalnız bu taksime kızların katılmadığını ve fakat onlara da istedikleri yerlerden hisseleri verdiklerini bildirmişlerdir.
Yerel bilirkişi ve tanıkların taksimle ilgili görgüye dayalı bilgileri yoktur. Ancak davalıların kök miras bırakan Mehmet'in ölümünden sonra taşınmazlarda uzun süreli ve çekişmesiz olarak zilyet etmeleri taksimin karinesi sayılması gerekir. Bu durumda taksimin olmadığını kanıtlama yükümlülüğü davacı tarafa düşmektedir. Davacı Ş. Ali Mehmet terekesinin taksim edilmediğini kanıtlayamamıştır. Abdülaziz ile Mustafa ve Mehmet arasında görülüp sonuçlanan elatmanın önlenmesi davasında taksim gerekçesiyle davanın kabulü yolunda verilen ve kesinleşen kararın eldeki davada taksim olgusu yönünden güçlü delil oluşturacağı da kuşkusuzdur. Açıklanan bu maddi ve hukuksal olgular karşısında davanın reddine karar vermek gerekirken kabulü yoluna gidilmiş olması doğru olmadığı gibi,
Kabule göre de; yapılan yargılama giderlerinin dökümünün yapılmaması bir kısım giderlerin ortak olarak karşılanmasına karşın tümünün davalılara yükletilmiş olması ve ayrıca mirasçılardan Hilmi Yılmaz adına tesciline karar verilmemiş olması da doğru değildir.
Sonuç: Davalıların temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA, Yargıtay duruşması için takdir edilen 400,00.-YTL vekalet ücretinin davacılardan alınarak duruşmada vekil ile temsil edilen davalılara verilmesine ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine, 22.02.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy