(2863 S. K. m. 21)
Dava: Taraflar arasındaki tespite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda, davanın reddine ilişkin verilen hüküm davalılardan Kadir Yılmaz tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Hükmüne uyulan Yargıtay bozma kararında özetle: Üçüncü derece sit alanı içerisinde kalan taşınmazın koruma alanı içinde kalıp kalmadığı, sit alanı olarak tescil edilip edilmediği yasal süre içerisinde bir itirazla karşılaşıp karşılaşmadığı, Kültür Bakanlığı, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Müdürlüğünden verilmesi ve varsa kesinleşmiş karar örneği ile haritasının getirtilmesi, yoksa bu konumda koruma kurulundan karar istenmeli, bundan sonra kesinleşen karar ve harita uygulanarak koruma alanı sınırının kesinlikle saptanması, çekişmeli taşınmazın koruma alanı içinde kalması halinde zilyetlikle kazanılamayacağının gözönünde bulundurulması, koruma alanı dışında kalması halinde üzerinde veya altında Tabiat ve Kültür varlığının bulunup bulunmadığının araştırılması, ondan sonra davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile mülk edinme koşullarının oluşup oluşmadığının araştırılması gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozmaya uyulduktan sonra davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılardan Kadir Yılmaz tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğine, mahkemece hükmüne uyulan bozma kararında açıklandığı gibi işlem yapılıp sonucuna göre hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir, Reddine.
Ancak, hükmüne uyulan bozma ilamında taşınmazın koruma alanı içinde kalıp kalmadığının kesin olarak saptanması, koruma alanı içinde kalması halinde zilyetlikle kazanılmasının mümkün olamayacağına değinilmiştir. Araştırmacı bilirkişi Yaşar Ünlü tarafından düzenlenen raporlarda taşınmazın arkeolojik sit ve aynı zamanda koruma alanı içinde kalıp sit alanı olarak tescil edildiği vurgulanmış ise de koruma alanını belirleyen harita getirtilip yerine uygulanmamıştır. Ayrıca dosyada koruma alanının belirlendiğine ve haritaya bağlandığına dair de herhangi bir bilgi ve belge de bulunmamaktadır. Bozma ilamına uyulmakla lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak, mahkemeye de bozma gereğini tam anlamıyla yerine getirme yükümlülüğü doğar. Bu durumda mahkemece 2863 sayılı Yasanın bazı maddelerini değiştiren 3386 Sayılı Yasanın 8. maddesi uyarınca bölge kurullarınca koruma alanlarının belirlenmesine ilişkin bir çalışma yapılıp yapılmadığı, yapılmışsa haritaya bağlanıp bağlanmadığı ve yapılan işlemlerin kesinleşip kesinleşmediği yönünden gerekli araştırma yapılıp haritaya bağlanmış olması durumunda getirtilip gereği gibi yerine uygulandıktan sonra bozma ilamı da nazara alınarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken bu yönler gözardı edilerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Davacılardan Kadir Yılmaz'ın temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine 11.02.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy