(1086 S. K. m. 45) (743 S. K. m. 539) (4721 S. K. m. 599)
Dava: Taraflar arasındaki tespite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın kısmen kabulüne kısmen reddine ilişkin verilen hüküm davacı Osman Demiraslan ve davalılar Ali, Şaziye, Ülfet Akbaşak tarafından süresi içinde duruşma istekli olarak temyiz edilmiş ise de, dava konusu taşınmazın Yargıtay duruşması için gerekli tebligat masrafları ödenmediğinden duruşma isteminin masraf yönünden reddi ile incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında 123 ada 1, 128 ada 8 parsel sayılı taşınmazlar vergi kaydı, irsen intikal, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalılar Ali, Ülfet, Şaziye Akbaşak, 128 ada 9 parsel sayılı taşınmaz vergi kaydı, satın alma ile davacı-davalı Hüseyin Filiz adlarına tespit edilmiştir. Askı ilan süresi içinde davacı Hüseyin Filiz 1 ve 8 parseller yönünden satın alma, irsen intikal, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine, davacı Osman Demiraslan 9 sayılı parsel yönünden miras haklarına dayanarak dava açmışlardır. Davaların birleştirilerek yapılan yargılama sonunda mahkemece Hüseyin davasının kabulüne, Osman davasının reddine ve dava konusu 1, 8, 9 sayılı parsellerin davacı Hüseyin Filiz adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Osman Demiraslan ve davalılar Ali, Şaziye, Ülfet Akbaşak tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, 123 ada 1 nolu parsel de Ahmet Filiz, 128 ada 8 nolu parsel de Üzeyir Demiraslan'ın 1950 yıllarından itibaren çekişmesiz ve malik sıfatıyla zilyet olduklarının, davalılar Ali, Ülfet ve Şaziye Akbaşak ile miras bırakanı babaları Mustafa'nın herhangi bir zilyetliklerinin olmadığının bilirkişi ve tanıklarca haber verilmesine, Üzeyir ve Ahmet'in zilyetliklerinin kiracılık sıfatına dayalı zilyetlik olduğunun kanıtlanamamasına, taşınmazlara aidiyeti uygulama ile saptanan vergi kayıtlarına zilyetlikle birleşmediği sürece değer verilmeyeceğine, ayrıca aralarında mirasçılık ilişkisinin de olmamasına ve kararda yazılı gerekçelere göre Ali, Ülfet ve Şaziye Akbaşak'ın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile bu parsellerle ilgili usul ve yasaya uygun aleyhlerindeki hükmün ONANMASINA,
2-Davacı Osman Demiraslan'ın 9 nolu parselle ilgili hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince; mahkemece, taşınmazın davacının babası Şevket'ten kalmakla beraber Şevket'in çocukları Osman ile kardeşi Hüseyin arasında yapılan taksimde Üzeyir'e isabet ettiği ve daha sonra Üzeyir'in çocukları tarafından davalı Hüseyin'e satıldığı ve ondan sonra Hüseyin'in zilyet ettiği, diğer Şevket mirasçılarının niza çıkarmadığı düşünceleriyle yazılı olduğu üzere davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Taşınmazın davacı Osman'ın babası ile davalıya satışta bulunan kişilerin dedeleri olan 1934 yılında ölen Şevket'ten kaldığı uyuşmazlık konusu olmadığı gibi bu yön mahkemenin de kabulündedir. İleri sürülüşe, savunmaya ve aşamalardaki açıklamalara göre uyuşmazlık, Şevket terekesinin geçerli bir biçimde taksim edilip edilmediği ve bu arada Üzeyir mirasçılarının davalıya yaptığı satışa değer verilip verilemeyeceği yönlerinde toplanmaktadır. Medeni Yasanın eski 539 yeni 599 maddesine göre kural, terekenin doğrudan mirasçılara intikal etmesi olduğuna göre Şevket terekesinin taksim edildiğini, taşınmazın taksimen Üzeyir'e isabet ettiğini davalı Hüseyin'in kanıtlaması gerekir. Ne var ki davalı taraftan bu konuda delilleri sorulmamış, yerel bilirkişi ile tespit bilirkişilerinin soyut içerikli sözlerine değer verilerek hüküm tesisi yoluna gidilmiştir. Geçerli bir taksimin varlığından söz edilebilmesi için taksime tüm mirasçıların ya da temsilcilerinin katılmaları, her mirasçıya hangi mevkiden taşınmaz mal verildiğinin, taşınmaz mal verilmeyen mirasçının ne şekilde razı edildiğinin somut olarak ortaya konması gerekir. Açıklanan doğrultuda bir araştırma yapılmamıştır. Getirtilen nüfus kaydına göre Şevket'in Osman ve Üzeyir dışında Emine, Hanife ve Hürmüz isimli üç adet kızı da bulunmaktadır. Adı geçenlerin taksime katılıp katılmadıkları da kesin olarak anlaşılamamaktadır.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde, davada savunmasını kanıtlama yükümlülüğünde bulunan davalıdan bu konudaki delilleri sorulmalı ve tanık göstermesi istenmeli, isteği halinde aynı olanak davacıya da tanınmalı, daha sonra önceki keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tespit bilirkişileri ile taraflarca gösterilecek tanıklar eşliğinde yerinde yeniden keşif yapılarak, bilirkişi ve tanıklardan Şevket'in ölümünden sonra mirasçıları Osman, Üzeyir, Emine, Hanife ve Hürmüz'ün katılımlarıyla yapılmış bir taksim olup olmadığı, taksime katılmayan mirasçının kendisini ne şekilde temsil ettirdiği, taksimin hangi tarihte yapıldığı, her mirasçıya hangi mevkiden taşınmaz mal verildiği, Şevket'in ölümünden sonra Üzeyir'in zilyet olması halinde Üzeyir'in zilyetliğinin hangi tarihte başladığı gerek Üzeyir'in ve gerekse ölümünden sonra mirasçılarının ve onlardan da taşınmazı satın alan davalı Hüseyin'in zilyetliklerine gerek davacının ve gerekse kız kardeşlerinin sessiz kalıp çekişme yaratmamalarının ve bu durumun yörede neyin sonucu olduğu olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık doğduğunda giderilmeli, her bir mirasçıya taksimen verilen yerlerin parsel numaraları bildirildiğinde tutanakları getirtilip incelenerek bu yoldaki bilirkişi ve tanık sözlerinin doğruluğu denetlenmeli ve keza Şevket mirasçıları adına tespit edilen taşınmazlarla ilgili tutanaklar getirtilip edinme ve tespit nedenleri üzerinde durulmalı, gerektiğinde komşu parsellerin malik yada zilyetlerinin yukarıda açıklanan konularda tanık sıfatı ile bilgilerine başvurulmalı, aynı günde dairede incelemesi yapılan davacısı Osman Demiraslan, davalısı Emin Özbir ve arkadaşları olan 125 ada 8 nolu parselle ilgili 1996/283 esas 2002/30 karar sayılı davanın verilecek kararların diğerinin esasına etkili olacağı nedeni ile usulün 45.maddesi uyarınca birleştirilerek görülmesinin gerekip gerekmeyeceğinin karar yerinde tartışılması yapılmalı, bu arada çekişmesiz olarak sürdürülen uzun süreli zilyetliğin taksimin karinesi olacağı da gözönünde bulundurulmalı, fen bilirkişisine raporlu kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Davacı Osman Demiraslan'ın temyiz itirazı yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine 11.03.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy