(3402 S. K. m. 9)
Dava: Taraflar arasındaki tespite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne ilişkin verilen hüküm davalılardan Şakir Aydın tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında temyize konu edilen 114 ada 150 parsel sayılı 685,61 m2 yüzölçümündeki taşınmaz vergi kaydı ve satın alma ile gelen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle Şakir Aydın adına tespit edilmiştir. Askı ilan süresi içinde Satılmış Aydın vergi kaydı ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine ve irsen intikale dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne ve dava ve temyiz konusu 150 nolu parselin davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalılardan Şakir Aydın tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Kadastroca taşınmaz vergi kaydına, satınalma ve zilyetliğe dayalı olarak Şakir Aydın adına tesbit edilmiş, davacı Satılmış vergi kaydına irsen intikale ve zilyetliğe dayanarak dava açmıştır. Taşınmazın tarafların ortak miras bırakanı 1962 yılında ölen İsmail'den kaldığı ve İsmail'in ölümünü takiben mirasçılar arasında yapılan taksim sonucu davacı Satılmış'a isabet ettiği uyuşmazlık konusu olmadığı gibi bu yön mahkemenin de kabulündedir. Davalı Şakir taşınmazı davacıdan 23.9.1970 tarihli senetle satın aldığını ileri sürerek davanın reddine savunmuştur. Söz konusu senedin taşınmazla birlikte geniş bir alanı kapsadığı yerel bilirkişi sözlerinden anlaşılmakla beraber sözleri soyut içerikli olduğu gibi yine taşınmazın senet kapsamında kaldığı hususunda da mahkemenin açık bir kabul ve tesbiti bulunmamaktadır. Taksimle mirasçılık ilişkisi son bulup zilyet yararına zamanaşımı hükümlerinin işleyeceği kuşkusuzdur. Taşınmazın taksim sonucu Satılmış'a isabet ettiği uyuşmazlık konusu olmadığına göre davalının satınalma iddiasını kanıtlaması gerekir. Başka bir anlatımla davada iddiasını kanıtlama yükümlülüğü davalıya düşmektedir. Senette taşınmazın zilyetliğinin devredildiği kaydına yer verilmesine karşın bilgisine başvurulan bilirkişi ve tanık sözleri bu yönü açıkça doğrulamamaktadır. Taşınmazın öncesi tapusuz olduğuna göre satış olgusu tanık dahil her türlü delille kanıtlanabilir. Bilirkişi ve tanık sözlerinden taşınmazda davacının mı yoksa davalının mı zilyet olduğu kesin olarak anlaşılamamaktadır. Taksimle mirasçılık ilişkisi sona erip mirasçılar arasında taksimden itibaren müşterek mülkiyet hükümleri geçerli olacağından taşınmazda taraflardan hangisinin zilyet olduğunun açıkça saptanması gerekir. Diğer taraftan senet tanıklarının bilgilerine başvurulmamış, davalıdan tanık göstermesi istenmemiş, tutanak bilirkişilerinden Mustafa Kargının dinlenmesi ile yetinilmiş diğerlerinin dinlenilmesi yoluna gidilmemiştir.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde, davalıdan satınalma iddiası ile ilgili olarak tanık listesi vermesi istenmeli, talepleri halinde aynı olanak davacıya da tanınmalı, daha sonra önceki keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklarla taraflarca gösterilecek tanıklar ve tüm tesbit bilirkişileri ve senet tanıkları ve de muhtar eşliğinde yerinde yeniden keşif yapılarak, taşınmaza ait olmadığını söyleyen davacıya senedin hangi mevkideki taşınmaza ait olduğu sorulup açıklığa kavuşturularak beyanı imzası ile belgelendirilmeli, daha sonra yerel bilirkişi aracılıyla satış senedi gereği gibi hem dava konusu 150 nolu parsele ve hem de davacı tarafından bildirildiği takdirde bildirilen taşınmaza uygulaması yapılarak hangi yere ait olduğu kesin olarak saptanmalı, senedin sınırlarında yazılı Hamit, Şükrü, ve Hüseyin yerlerinin nereleri olduğu bilirkişiye arazi üzerinde göstertilip düzenlenecek krokiye işaret ettirilmeli, bilirkişiler tarafından bilinmeyen sınırlar olduğunda tanıkların bilgisine başvurulmalı, tüm bilirkişilerle taraf tanıklarından ve senet mümzilerinden taşınmazda davacı Satılmış'ın mi yoksa davalı Şakir'in mi zilyet olduğu zilyetliklerinin süresi ve sürdürülüş biçimi olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık doğduğunda yüzleştirilmek suretiyle giderilmesine çalışılmalı, gerektiğinde zilyetlikle ilgili olarak komşu 3. kişilerin tanık sıfatı ile bilgilerine başvurulmalı, fen bilirkişisine önceden olduğu gibi uygulamayı da yansıtır biçimde raporlu kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Davalı Şakir Aydın'ın temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine, 03.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy