(3402 S. K. m. 27, 30)
Dava: Taraflar arasındaki tespite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne ilişkin verilen hüküm davalı Sebile ( Hayriye ) mirasçıları tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında 102 ada 131, 101 ada 5, 102 ada 153, 169, 188, 135, 101 ada 110, 167, 71, 61, 45, 166 ada 231, 67, 5, 162 ada 20, 148 ada 294, 101 ada 23, 148 ada 279, 162 ada 32, 11, 86, 108, 148 ada 225, 281, 313, 166 ada 70, 110 ve 148 ada 61 parsel sayılı sırasıyla 802, 60- 2147, 02- 1098, 95- 1886, 92- 2090, 96- 51745- 678, 92- 1158, 22- 354, 92- 2390, 99- 532, 33- 4594, 80- 329, 92- 2533, 24- 330.15- 434, 98- 769, 75- 235, 53- 2152, 44- 834, 83- 567, 07- 1939, 70- 1415, 28- 430, 22- 1406, 20- 771, 90- 783, 46 ve 1069, 91 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek malikhanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesinde Davacı Nizamettin davalı Hayriye ( Sebile ) aleyhine satın almaya ( satış vaadine ) dayalı olarak açmış olduğu tapu iptal ve tescil davası kadastro mahkemesine devir edilmiştir.
Mahkemece 101 ada 5, 102 ada 131, 153, 169, 188, 135, 101 ada 110, 167, 71, 61, 45, 106 ada 231, 166 ada 67, 5, 162 ada 20, 148 ada 294 nolu parsellerin davacı Nizamettin Türedioğlu adına, 101 ada 23, 148 ada 279, 162 ada 32, 162 ada 11, 162 ada 86, 162 ada 108, 148 ada 225, 281, 313, 166 ada 70, 110 ve 148 ada 61 nolu parsellerin 1/2'şer pay'ın Nizamettin, diğer 1/2 payın ise Akif mirasçıları adına tapuya tesciline kara verilmiş; hüküm, davalı Sebile ( Hayriye ) mirasçıları tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Kadastro sırasında taşınmazlar Asliye Mahkemesinde davalı olduklarından söz edilerek malikaneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Tespitten önce davacı tarafından davalı aleyhine açılan noter satış vaadi senedine dayalı tapu iptal ve tescil davası görevsizlikle kadastro mahkemesine aktarılmıştır.
Yargılama sırasında yürürlüğe giren 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 27/3. maddesinde Asliye Mahkemesinden aktarılan ve de henüz kesinleşmemiş bulunan davalara kaldıkları noktadan bu kanunda öngörülen esas ve usul dairesinde devam olunacağı hükme bağlanmıştır. Hal böyle olunca hakkında hüküm tesis olunan taşınmazların iptali istenen Mart 332 tarih 71 ila 80 nolu tapu kayıtları ve de dayanılan noter satış vaadi senedine konu olan yerler olup olmadığının kesin olarak saptanması gerekir.
Mahkemece bu yönden bir belirleme yapılmamıştır. Ayrıca değişik tarihlerde yapılan keşiflerde dinlenen yerel bilirkişilerin kayıtların uygulanması ile ilgili sözleri de uyuşmazlığın çözümüne elverişli olmadığı gibi sınırlar hakkında yeteri kadar bilgi verilmemiş ve ona göre uygulamayı izlemeye elverişli kroki de düzenlettirilmemiştir.
Eksik inceleme ile hükmü verilemez. O halde, öncelikle iptali istenen tapu kayıtlarının kadastro sırasında herhangi bir parsele yada parsellere revizyon görüp görmediği Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorularak varsa tutanakları getirtilmeli, taraflardan taşınmazları ve yöreyi iyi bilen yaşlı tanık göstermeleri istenmeli, daha sonra önceki keşifte dinlenen tanıklarla tüm tespit bilirkişileri ve taraflarca gösterilecek tanıklar eşliğinde yerinde yeniden keşif yapılarak dayanılan tapu kayıtları, oluşturuluş tarihleri de gözönünde bulundurularak elverdiğince yaşlı ve yansız kişilerden teşkil edilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu aracılığıyla gereği gibi yerlerine uygulanarak her bir kaydın hangi parsellere ait olduğu ve kapsamları duraksama yer vermeyecek biçimde saptanmalıdır.
Bilirkişilere kayıtlarda yazılı sınırlar arazi üzerinde göstertilmeli ve düzenlenecek krokiye yerleri işaret ettirilmeli, bilirkişilerce bilinmeyen sınırlar olduğunda tanıkların bilgisine başvurulmalı, taşınmazların tapu kayıtları kapsamında kaldıklarının belirlenmesi durumunda, tapu malikleri arasında tapu dışı taksim yapılıp yapılmadığı, yapılmışsa hangi tarihte yapıldığı, taksim sonunda her bir tapu malikine yada mirasçılarına hangi parsellerin yada hangi mevkideki taşınmazların verildiği, her bir parselde kim yada kimlerin hangi tarihten beri zilyet ettikleri, dayanılan noter satış senedinin davaya konu parsellere ait olup olmadığı, davacıya kayıt maliklerinden hangisinin satışta bulunduğu bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık doğduğunda giderilmeli, kayıtların başka parsellere revizyon görmesi halinde uygulamada bu yön gözönünde bulundurulmalı, tapu maliklerinden Hamide ve Hakkı adına tespit edilen tüm taşınmazların belgeli yada belgesiz olduğuna bakılmaksızın tutanak örnekleri mercilerinden istenip, tespit nedeni üzerinde durulmalı, dava dilekçesine ve satış senedine konu olmayan yerler bulunduğunda genel hükümler gereğince kadastro işlemlerinin ve tespitlerinin tamamlanması için tutanaklarının Kadastro Müdürlüğüne devrine karar verilmesi gerekeceği dikkate alınmalıdır.
Uyuşmazlığın 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 30/2 maddesi uyarınca çözümlenmesi gerekir bir nitelik arzettiği gözetilerek mahkemece lüzumlu görülecek deliller re'sen toplanmalı, komşu parsellerin kadastro tutanakları ile tespitlerine esas alınan kayıtlar getirtilerek taşınmazlar yönünü ne şekilde sınır okuduklarına bakılarak uygulama ile ilgili yerel bilirkişi sözlerinin denetlenmesi yoluna gidilmeli, fen bilirkişisine yapılan keşif ve uygulamaları ve kayıtlarda yazılı sınır yerlerini izlemeye olanak verecek biçimde geniş kapsamlı raporlu kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Davalılar Nuri, Remzi, Feride, Aliye, Mehmet, Fikriye ve Ahmet'in temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine 10.2.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy