(4721 S. K. m. 539)
Dava: Taraflar arasındaki tesbite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine ilişkin verilen hüküm davacılar vekili tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında vergi kayıtları, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 115 ada 11 parsel sayılı 1587.99 metrekare, 115 ada 32 parsel sayılı 1032 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar Mehmet S. mirasçıları adına verasette iştirak halinde, 132 ada 40 parsel sayılı 19828.68 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz payları oranında Rahime S. mirasçıları adına, 115 ada 26 parsel sayılı 1077.82 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz paylı olarak Mehmet S., Himmet S. ve Ali S. mirasçıları adına verasette iştirak halinde, 113 ada 3 parsel sayılı 19657.71 metrekare, 126 ada 13 parsel sayılı 4775.66 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar ölü Rahime S., 121 ada 1 parsel sayılı 176.47 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz Zekiye S. adına tespit edilmiştir.
Askı ilan süresi içinde Veli, Osman Ali Osman S., Fadime ve Hafize Çelik taşınmazların taksim edildiğini, Rıfat ve Şakir S.'ın paylarının bulunmadığını ileri sürerek dava açmışlardır. Mahkemece davanın reddine, taşınmazın tespit gibi tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. 121 ada 1 nolu parsel hariç diğerlerinin taşınmazların tarafların ortak miras bırakanı 1969 yılında ölen Mehmet S.'dan kaldığı uyuşmazlık konusu olmadığı gibi bu yön mahkemenin de kabulündedir. Davacılar, Mehmet S. terekesinin taksim edildiğini, bu nedenle davalılar Rıfat ve Şakir'in taşınmazlarda payları bulunmadığını ileri sürerek iptal ve tescil isteğiyle dava açmışlar, davalılar ise davanın reddini savunmuşlardır. İleri sürülüşe, tespit nedenine ve savunmaya göre uyuşmazlık, Mehmet S. terekesinin taksim edilip edilmediği, 121 ada 1 nolu parselin kimden kaldığı ve kimlerin zilyetliklerinde olduğu noktalarında toplanmaktadır. Medeni Yasanın eski 539 yeni 599 maddesine göre terekenin doğrudan mirasçılara intikali kural olduğuna göre, davacıların Mehmet terekesinin geçerli bir biçimde taksim edildiğini kanıtlamaları gerekir. Geçerli bir taksimin varlığından söz edilebilmesi içinde taksime tüm mirasçıların ya da temsilcilerinin katılması, her bir mirasçıya hangi mevkiden taşınmaz mal verildiğinin, taşınmaz mal verilmeyen mirasçının ne şekilde razı edildiğinin belirlenmesi ve tespit tarihine kadarda yapılan taksimin bozulmamış olması gerekir.
Mahkemece tespit bilirkişileri dinlenmemiş, tanık bilgisine başvurulmamış, tek bir yerel bilirkişi dinlenilmekle yetinilmiştir. Maddi olaylardan sayılan taksim olgusu ile zilyetlik ve sürdürülüş biçiminin tanık ve diğer delillerle kanıtlanması gerekir.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde, mahkemece taraflardan dava konusu taşınmazları ve öncesini iyi bilen tanık göstermeleri istenmeli, daha sonra önceki keşifte dinlenen yerel bilirkişi ile tüm tespit bilirkişileri ve taraflarca gösterilecek tanıklar eşliğinde yerinde yeniden keşif yapılarak bilirkişi ve tanıklardan 121 ada 1 nolu parselin öncesinin kime ait olduğu ve kimden kaldığı, Mehmet S.'ın ölümünden sonra tüm mirasçılarının ya da temsillerinin katılımları ile terekesinin taksim edilip edilmediği, edilmişse hangi tarihte taksim edildiği, taksimde her bir mirasçıya hangi mevkiden taşınmaz mal verildiği, taşınmaz mal verilmeyen mirasçının ne şekilde razı edildiği ve keza Mehmet eşi 1981 yılında ölen Rahime'nin terekesinin de açıklanan biçimde taksim edilip edilmediği olaylara dayalı olarak bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı sorulup saptanmalı, davacılar taksim iddiasına dayandıklarına göre her bir mirasçıya verilen taşınmazların mevkileri ve parsel numaraları sorularak bildirdiklerinde tutanakları getirtilmeli, yine Mehmet ve Rahime mirasçıları adına belgeli ya da belgesiz olduğuna bakılmaksızın tespit edilen taşınmazların tutanakları celbedilip incelenerek tespit nedenleri üzerinde durulmalı, uzun süreli çekişmesiz kullanımın taksimin karinesi sayılması gerekip gerekmeyeceğinin hüküm yerinde tartışılması yapılmalı, bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık doğduğunda giderilmeli, 121 ada 1 nolu parselin kim tarafından ne zamandan beri zilyet edildiği araştırılmalı, taksimin geçerliliğinin terekeye dahil tüm taşınmazların taksime konu edilmesi koşuluna bağlı olmadığı, başka bir anlatımla bir kısım taşınmazların taksim dışı bırakılabileceği de düşünülerek deliller ona göre tartışılıp değerlendirilmeli, gerektiğinde yukarıda açıklanan hususlarla ilgili olarak komşu parsel maliklerinin yada zilyetlerinin tanık sıfatıyla bilgilerine başvurulmalı, ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Davacıların temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine, 07.02.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy