(3402 S. K. m. 16/B)
Dava: Taraflar arasındaki tespite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne ilişkin verilen hüküm davalı Hazine tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında 694 parsel sayılı 765 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz zilyetlik süresinin dolmadığı nedeniyle hali arazi olarak davalı Hazine adına tesbit edilmiş, muhdesat sahibinin M. Çıtır olduğu tutanağın beyanlar hanesinde gösterilmiştir. Macide Tozanlı ve arkadaşlarının itirazları üzerine tutanak ve ekleri kadastro mahkemesine aktarılmıştır. M. Çıtır'ın bir kısım mirasçısı irsen intikale ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak davaya katılmıştır.
Mahkemece, davacıların davalarının reddine, M. Çıtır mirasçılarından katılan H. Çıtır mirasçılarının davasının kabulüne ve dava konusu parselin H. Çıtır mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, taşınmazın mera olmadığı, tesbit günü itibariyle adına tescil kararı verilen katılan H. Çıtır mirasçıları yararına miras yoluyla gelen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle yazılı olduğu üzere karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya içeriğine ve toplanan delillere uygun düşmemektedir. Tesbit nedenine, ileri sürülüş ve savunmaya nazaran uyuşmazlık, taşınmazın mera olup olmadığı ve bunun sonucu olarak katılan yararına mülk edinme koşullarının oluşup oluşmadığı yönünde toplanmaktadır. Her ne kadar yerel bilirkişilerin beyanları ile ziraatçı bilirkişi raporları arasında taşınmazın mera olup olmadığı konusunda çelişki bulunmakta ise de taşınmazı kuzey, doğu ve güney yönden çevreleyen 691 nolu parselin mera olarak sınırlandırılması yönünde verilen kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği getirtilen dosyasının incelenmesinden anlaşılmaktadır. Taşınmaz batı yönden sınır teşkil eden taşınmazında geleneksel şekilde kullanılan mera olduğu bilirkişi ve tanıklarca haber verilmiştir. Hal böyle olunca taşınmazın dört tarafı da mera ile çevrili olmaktadır. Dört tarafı mera ile çevrili olan bir yerin öncesinin mera olduğunun ya da meradan kazanıldığının kabulü gerekir. Aksi takdirde mera bütünlüğünün bozulması kaçınılmaz olacaktır. Katılan delil olarak herhangi bir kayıt ve belgeye dayanmamıştır. Eylemli duruma ve kesinleşen ilamlara aykırı düşen bilirkişi ve tanık sözlerine değer verilemez.
Kamu orta malı niteliğindeki meraların zilyetlikle iktisabına olanak bulunmadığından taşınmazda sürdürülen zilyetlik zilyet yararına bir hak sağlamaz. Açıklanan bu maddi ve hukuksal olgular karşısında mahkemece katılanın davasının dahi reddine ve taşınmazın 3402 sayılı Kadastro Yasasının 16/B maddesi uyarınca mera niteliği ile sınırlandırılıp özel siciline yazılmasına karar vermek gerekirken delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı olduğu üzere katılan mirasçıları adına tescili yoluna gidilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Davalı Hazine'nin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA, 06.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy