(818 S. K. m. 41, 53, 58) (2918 S. K. m. 85, 86)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davası üzerine yapılan yargılama sonunda kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili; davalı Vahip Göksu'ya ait olup diğer davalı Cevat Göksu'nun sevk ve idaresindeki 10 YA 550 plakalı araçla, araçtaki teknik hata sebebiyle müvekkiline ait 06 YFJ 01 plakalı aracına çarparak hasar meydana getirdiğini iddia ederek 500.000.000.TL. tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar Cevat Göksu, Vahip Göksu mirasçıları diğer davacılar vekili; müvekkillerinin Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi raporu gereğince kazada kusurlarının olmadığını, kazanın aks kesmesi diye tabir edilen teknik kusurlardan meydana geldiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı Kartal Sigorta AŞ. Vekili, kazaya karışan araca ait trafik sigorta poliçesine şirket kayıtlarında rastlanılmadığını savunmuştur.
Mahkemece, yapılan yargılama, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu gereğince araçtaki teknik arızadan davalıların sorumlu tutulamayacağı, koşuları oluşmayan davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Davacı; davalı Cevat Göksü idaresindeki, davalı Vahip'e ait aracın teknik arıza nedeniyle aracına çarpması sonucu araçta oluşan hasarın tazminini istemiştir. Davalı Cevat Göksu hakkında yapılan hazırlık soruşturması sonucunda, Adil Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 24.9.2002 tarihli bilirkişi raporu gereğince kusurunun bulunmaması gerekçesiyle takipsizlik kararı verilmiş ise de Bk.53. maddesi uyarınca, hukuk hakimi, kural olarak kusurun belirlenmesi ve derecelendirilmesinde ceza mahkemesinin kararıyla bağlı değildir. Hukuk Hakimi önüne gelen somut olayda kusurun bulunup bulunmadığı ve kusurun derecelendirilmesinin takdirini özel hukuk kuralı ve kavramlarına göre bağımsız olarak değerlendirecektir. Ancak tespit edilen maddi olgularla bağlıdır. Olayda aks kırılması teknik arıza mahiyetinde görülerek bu hususun sonuç üzerinde müessir olduğu belirlenmiştir. Çözümlenmesi gereken konu aks kırılmasının teknik arızadan kaynaklandığının kabulü halinde, teknik arızadan doğan zararlardan dolayı davalıların sorumlu tutulup tutulamayacağıdır. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesinin 1. fıkrasında yer alan bir motorlu aracın işletilmesi, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracı işleten bu zarardan sorumlu olur şeklindeki ifadeyle, 86. maddede işletenin sorumluluktan kurtulması veya sorumluluğun azaltılması başlığı altında işleten kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişinin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulacağını hükme bağlamıştır. Bu durumda teknik arızanın mücbir sebep kapsamında olup olmadığının irdelenmesi gerekecektir. Mücbir sebep; doktrin ve uygulamaya göre, sorumlunun veya borçlunun faaliyet ve işletmesi dışında meydana gelen genel bir davranış normunun veya borcun ihlaline mutlak olarak kaçınılmaz bir şekilde yol açan, öngörülmesi ve karşı konulması mümkün olmayan olağanüstü bir olaydır. Mücbir sebepte unsurlardan en önemlisi olayın sorumlu kişinin işletme ve uğraşının dışında yabancı bir dış olay olmasıdır, bu yönden teknik arızalar mücbir sebep değil, ancak umulmayan hal olarak kabul edilebilir. Çünkü genellikle bu nitelikteki teknik arızaları önlemek ve karşı koymak mümkündür, eğer karşı konulamıyorsa o işletme konusunda bir eksiklik hatta düzensizlik bozukluk var yada o konuda gerekli dikkat ve özen noksan demektir. İşleten kusurlu bulunmasa da araçtaki bozukluğun neden olduğu kazalardan sorumlu olacaktır. Araçtaki bozukluk kavramı BK. 58. maddede açıklanan inşasının fena yapılması ve muhafazasındaki kusur durumuna benzer niteliktedir. Motorlu araçtaki bozukluğun işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusurundan meydana gelip gelmemesi sorumluluğun kurulmasında önemli değildir. Ancak işletenin kusuru varsa bu onun sorumluluğunu artırır. Sürücünün sorumluluğu ise Bk. 41.ve devamı maddelerden kaynaklanmaktadır. Gerçekten de çalıştırılan kişi olayın meydana gelmesinde ve zararın doğmasında kusursuz ise tazminat ödeme yükümlülüğü altına sokulamaz. Somut olayda; trafik kazası aks kırılması sonucu meydana gelmiştir. Mahkemece, yukarda açıklanan yasa hükümleri uyarınca aracı sevk ve idare eden davalı şoför ile araç malikinin aks kırılmadan önce aracın mutad bakım, onarım ve kontrollerini yaptırıp yaptırmadıkları, bakım ve kontrollerden kimlerin sorumlu tutulacağı konularında deliller toplanmadan, bilirkişi raporunda tartışılmadan hüküm kurulmuştur. O halde; olayda kusur ve sorumluluk durumunun birlikte değerlendirilebilmesi için tarafların delilleri toplandıktan sonra, konusunda uzman üç kişilik bilirkişi kurulundan rapor alınıp sonucuna göre bir karar vermek gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi isabetli görülmemiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine 24.05.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy