(3402 S. K. m. 13, 14, 20)
Dava: Davacı Hazine ile İbrahim Atmış mirasçıları arasındaki dava hakkında Karadeniz/Ereğli Kadastro Mahkemesinden verilen 4.6.2003 gün ve 2003/50-48 sayılı hüküm Dairemizin 30.12.2003 gün ve 2003/12780-12165 sayılı kararı ile onanmıştır. Süresi içinde davacı Hazine tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında 272 parsel sayılı 135.10 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ilk kez irsen intikale, paylaşmaya, satın almaya, bağışa ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak ve beyanlar hanesinde de altındaki madenlerin hazineye ait olduğu belirtilmek suretiyle İbrahim Atmış adına tespit edilmiştir. Daha sonra ek tutanakla malikhanesi iptal edilerek teskere-i samiye de belirtilen havza-i fahmiye kapsamı içinde kaldığından söz edilerek ve şagilinin de İbrahim Atmış olduğu belirtilmek suretiyle kamu emlaki niteliği ile tapulama dışı bırakılmıştır. İbrahim Atmış'ın tapu kaydına dayanan itirazı komisyonca kabul edilerek parselin İbrahim Atmış adına tesciline karar verilmiştir. Davacı hazine taşınmazın zilyetlikle kazanılımının olanaklı bulunmadığını öne sürerek dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu parselin davalı İbrahim Atmış mirasçıları adına payları oranında tesciline karar verilmiş ve hüküm dairece onanmıştır.
Mahkemece dava konusu taşınmaz üzerinde tespit gününde adına tescil kararı verilen zilyet davalı taraf yararına 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 13. ve 14. maddeleri hükmünde öngörülen mülk edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Davalı İbrahim Atmış'ın tapu kaydına dayalı itirazı kadastro komisyonunca kabul edilerek taşınmazın adına tesciline karar verilmiştir.
Mahkemece davalıdan dayandığı tapu kayıt örneği istenip yöntemine uygun biçimde uygulanmamış, yerel bilirkişi sözleri soyut ve tutanak içeriğine aykırı düşmesine karşın tutanak bilirkişileri tanık sıfatıyla taşınmaz başında dinlenerek aykırılığın giderilmesine çalışılmamış, tanık dinlenilmesi yoluna gidilmemiş, keşifte hazır edilen fen bilirkişiden krokili raporda alınmamıştır.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde, sağlıklı bir sonuca varılabilmesi öncelikle davalıdan dayandığı kaydın bir örneği istenmeli yada tarih ve numarası açıklattırılarak ilk tesisinden itibaren mercilerinden getirtilmeli, kayıt maliki ile bağlantısını gösterir veraset ilamı ibraz etmesi istenmeli ve gerektiğinde nüfus kayıt örnekleri getirtilmeli, yine taraflardan taşınmazın öncesini ve yöreyi iyi bilen yaşlı tanık göstermeleri istenmeli, daha sonra önceki keşifte dinlenen yerel bilirkişi ile taraflarca gösterilecek tanıklar ve tespit bilirkişileri eşliğinde yerinde yeniden keşif yapılarak dayanılan tapu ve vergi kaydı yerel bilirkişi ve uzman bilirkişi marifetiyle gereği gibi yerine uygulanmalı, uygulamada söz konusu tapu ve vergi kaydının dava dışı başka taşınmazlara revizyon görüp görmediği gözönünde tutulmalı, kapsamı 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 20. maddesi hükmü uyarınca yöntemine uygun biçimde belirlenmeli, bilirkişi tarafından bilinmeyen sınırlar yönünden tanıkların bilgisine başvurulmalı, kaydın dava konusu taşınmazın tümünü yada bir bölümünü kapsamadığı saptandığı taktirde bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın öncesinin ne olduğu, davalının zilyetliğinin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı, tanık ve bilirkişi sözleri arasında aykırılık doğduğu taktirde giderilmeli, yerel bilirkişi ve tanıklardan tapu dışı ifraz, paylaşma ve trampa iddiaları hakkında olaylara dayalı bilgi alınmalı, teknik bilirkişiden keşfi ve uygulamayı izlemeye, bilirkişi veya tanık sözlerini denetlemeye olanak verecek biçimde ayrıntılı ve gerekçeli raporlu kroki alınmalı, 17 Ocak 1326 (1910) tarih ve 289 sayılı Teskere-i Samiyede belirtilen Havza-i Fahmiye ve sözü edilen Teskere-i Samiyede sonradan yapılan değişikliklerde gözönünde tutulmalı, ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Yerel mahkeme kararının açıklanan gerekçeler doğrultusunda bozulmasına karar verilmesi gerekirken dairece onandığı yeniden yapılan inceleme sonunda anlaşılmış olmakla davacı hazinenin karar düzeltme isteminin KABULÜNE, Dairenin 30.12.2003 gün 2003/12780-12165 sayılı onama kararının ORTADAN KALDIRILMASINA ve hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA ve 492 Sayılı Harçlar Yasasının 13/J maddesi uyarınca hazineden harç alınmamasına, 29.04.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy