(818 S. K. m. 41) (1086 S. K. m. 381)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılama sonunda: Kararda yazılı nedenlerden dolayı, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, davacı ve davalı EGO Genel Müdürlüğü vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili müvekkiline ait 06 T 3817 plaka nolu ticari araca davalı EGO Genel Müdürlüğünün maliki diğer davalının sürücüsü olduğu 06 EJ 384 plakalı araçla çarparak hasarlı trafik kazasına neden olduğunu 1.480.000.000. TL kısmının sigorta şirketinden tahsil edildiğini belirterek 350.000.000 TL hasar 500.000.000 TL işgücü kaybı ve 300.000.000 TL değer kaybı olmak üzere toplam 1.150.000.000 TL tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı EGO Genel Müdürlüğü vekili; kazada müvekkili şoför'ün kusuru olmadığını kusur ve hasar bedelini kabul etmediklerini belirterek haksız davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; yapılan yargılama, benimsenen bilirkişi raporu gereğince davanın kısmen kabulü 345.000.000.TL tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı EGO Genel Müdürlüğünden tahsiline fazla istemin reddine, davacının davalı Musa Deniz hakkındaki davasını atiye bıraktığından bu davalı hakkındaki davanın HUMK. nun 409 maddesi uyarınca üç aylık süre dolmuş olduğundan açılmamış sayılmasına karar verilmiş hüküm davacı ve davalı EGO Genel Müdürlüğü vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere özellikle oluşan ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının ve tazminata ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre davalı EGO Genel Müdürlüğü vekilinin tüm, davacının ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Mahkemece kararın gerekçe bölümünde, davacının davalı EGO'dan isteyebileceği hasar tazminatının 527.500.000 lira olduğu bilirkişi raporundan da anlaşılmakla, bu miktarın EGO'dan olay tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte alınmasına şeklinde açıklandıktan sonra hüküm fıkrasında 345.000.000 lira tazminatın EGO'dan alınıp davacıya verilmesine şeklinde hüküm kurularak kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında çelişki yaratılmıştır. 1086 sayılı HUMY. nın 381 ve takip eden maddelerine göre, kısa karar ile gerekçeli kararın uygunluk arz etmesi gerekeceği, hüküm sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi, kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası birbirine sıkı sıkıya bağlı olup aralarında çelişki bulunmaması gerekir. Aksi takdirde mahkeme kararlarına duyulan güven ilkesinin zedeleneceği kaçınılmaz olacaktır. O halde mahkemece gerekçe ile hüküm fıkrasında çelişki olacak şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle hükmün davacı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine 13.04.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy