(1086 S. K. m. 437)
Dava: Taraflar arasındaki tapu iptali, tescil davası üzerine yapılan yargılama sonunda, davanın reddine ilişkin verilen hüküm davacı Hazine tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı hazine, tapu kaydına ve kadastro öncesi sebebe dayanarak genel kadastro sonucu davalı adına oluşan tapu kaydının iptal ve tescili isteği ile dava açmıştır. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Kadastroca taşınmaz tapu kaydına, tapu dışı satın almaya ve zilyetliğe dayanılarak davalı adına tespit edilmiş, Hazine taşınmazın tapuda Hazine adına kayıtlı olduğunu ileri sürerek iptal ve tescil isteğiyle dava açılmıştır. İddia ve ileri sürülüşe, savunmaya ve de tespit nedenine göre uyuşmazlık, davalı yararına 3402 sayılı Kadastro Yasası'nın 46/1 maddesi koşullarının oluşup oluşmadığı yönünde toplanmaktadır. 4753 ve 5618 Sayılı Yasa hükümleri uyarınca hazine adına oluşturulan 4.5.1964 tarih 5275 nolu tapu kaydının taşınmaza aidiyeti yerel bilirkişi tarafından haber verildiği gibi bu yön uyuşmazlık konusu da değildir. Ancak, tespitin dayanağı 4.5.1964 tarih 285 sıra nolu tapu kaydının uygulanması ile ilgili yerel bilirkişi sözleri soyut içerikli ve gerekçeye dayanmamaktadır. Diğer taraftan gerek Hazine tapusunun ve gerekse tespitin dayanağı tapu ilk tesislerinden itibaren intikalleri ile birlikte getirtilmemiş, fotokopi kayıtları ile yetinilmiştir. Bunun yanında Hazine tapusunun dayanağı belirtmelik tutanağında taşınmazda vergi kaydı ile Abdullah Çapan'ın zilyet ettiğine ve yer yer mer'adan sürülmek suretiyle kazanıldığına yer verilmesine karşın yönteme uygun mer'a araştırması yapılmamış, davalının Abdullah Çapan'la ilgisinin ne olduğu üzerinde durulmamış, sözü edilen 93 tahrir nolu vergi kaydının uygulaması yoluna da gidilmemiş, soyut içerikli yerel bilirkişi ile tek bir tanığı sözlerine değer verilerek hüküm tesis edilmiştir.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde, gerek Hazinenin dayandığı tapu kaydı ve gerekse tespitin dayanağı tapu kaydı haritaları ile birlikte Tapu Sicil Müdürlüğünden, belirtmelik tutanağında sözü edilen 1937 tarih 93 tahrir nolu vergi kaydı ise Özel İdare Müdürlüğünden getirtilmeli, taraflardan komşu köylerden olmak üzere taşınmazı ve öncesini iyi bilen yaşlı tanık göstermeleri istenmeli, yine taşınmazın bulunduğu yöre ile ilgili mer'a tahsis kaydı yada kararı olup olmadığı mercilerinden sorulmalı, daha sonra önceki keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıkla tüm tespit bilirkişileri, taraflarca gösterilecek tanıklar ve hayatta bulunan belirtmelik bilirkişileri eşliğinde yerinde yeniden keşif yapılarak tespite esas alınan tapu kaydı ve haritası ile 93 tahrir nolu vergi kaydının yerel bilirkişi aracılığıyla uygulaması yapılarak taşınmaza uyup uymadığı kesin olarak saptanmalı, uymaları halinde tapu maliki ve vergi kaydı mükellefi ile davalının ilişkisinin ne olduğu araştırılmalı, bilirkişilerce gösterilerek sınırların düzenlenecek krokiye yerleri işaret ettirilmeli, bilirkişilerce bilinmeyen sınırlar yönünden tanıkların bilgisine başvurulmalı, olduğunda mera tahsis kararı ve haritasının yerel ve teknik bilirkişi aracılığıyla uygulaması yapılmalı, bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın öncesinin mera olup olmadığı değilse kimden kaldığı, davacı ve miras bırakanlarının zilyetliklerinin başlangıç tarihi, süresi ve sürdürülüş biçimi olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı, belirtmelik tutanağında adı geçene Abdullah Çapan'ın taşınmazda zilyet olup olmadığı üzerinde durulup zilyet olması halinde davalıyla ilişkisinin ne olduğu açıklığa kavuşturulmalı, davalının tapunun maliki olmaması halinde tapu kaydına dayanmasının nedeni üzerinde durularak bilirkişi ve tanıklardan sorulup açıklığa kavuşturulmalı, bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık doğduğunda giderilmeli, fen bilirkişisine yapılan keşif ve uygulamayı ve kayıtlarda geçen sınır yerleri izlemeye olanak verecek biçimde geniş kapsamlı raporlu kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Davacı Hazinenin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenden ötürü BOZULMASINA, 15.04.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy