(818 S. K. m. 41) (1136 S. K. m. 164)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili; müvekkiline ait ve müvekkilinin sevk ve idaresindeki 06 THV 30 plakalı araca, davalıya ait olup onun sevk ve idaresindeki 26 ZA 707 plakalı araçla çarparak trafik kazasına neden olduğu ve aracın hurdaya çıktığını açıklayarak davacının kaza tarihi ile dava tarihi arasında kazanç kaybına uğradığını, buna ilişkin 3.000.000.000.TL kazanç kaybının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile ve 1.000.000.000.TL. manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili yetki itirazında bulunarak dosyanın kaza yeri olan Sandıklı Mahkemelerine gönderilmesini, müvekkilinin kusursuz olduğunu, tazminatın da sigorta şirketince karşılandığını açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu gereğince davanın kısmen kabulü ile 1.400.000.00.TL. kazanç kaybının davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin ve manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava trafik kazasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir: Somut olayda davacı vekili, müvekkilinin yapmakta olduğu nakliyecilik işinden yoksun kaldığı nedeniyle kazanç kaybını istemiştir. B.K.nun 41. maddesinde düzenlendiği gibi haksız bir fiil nedeniyle başkasına zarar ika eden kişi sebebiyet verdiği ek zararı da tazminle yükümlüdür. Eşyanın tamamının kullanılamaz hale gelmesi nedeniyle davacı taraf yoksun kaldığı gelir nedeniyle tazminat istemektedir. Somut olayda hurdaya ayrılmış araç için gerekli tamir süresinden bahisle kar yoksunluğu tespiti usulü doğru değildir. Bu halde davacının yeniden aynı tür bir aracı satın almak istediğinde ne kadar makul bir sürede alabileceğinin, keza tespit edilecek sürede tazminata uygulanacak faiz gelirinin de gözönünde bulundurularak faizi aşan kazanç kaybının bu usulle uzman bilirkişilere tespit ettirilmek suretiyle kazanç kaybı bulunup bulunmadığı belirlenmeli ve sonucuna göre karar verilmelidir.
2- Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğine göre, reddedilen maddi ve manevi tazminat için davalı yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine uygun olarak vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, bu konuda karar verilmemesi isabetli görülmemiştir.
Sonuç: Yukarda (1) ve (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz isteyenlere iadesine 09.11.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy