(1086 S. K. m. 275) (492 S. K. m. 13)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı Bakanlık vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirkete ait 55 DN 464 plakalı araca, davalılardan İçişleri Bakanlığına ait diğer davalı Hasan'ın sevk ve idaresindeki 55 A 0279 plakalı araçla çarparak trafik kazasına neden olduğunu iddia ederek 2.535.780.000 TL tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Davalı İçişleri Bakanlığı vekili, kazada davacı şirket sürücüsünün kusurlu olduğunu, istenen tazminatın fahiş olup, tespitin yokluklarında yapıldığını ve reeskont faiz yerine yasal faiz istenebileceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı Hasan, kusursuz olduğundan davanın reddini savunmuştur.
Davalı Ankara Sigorta A.Ş usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmaya katılmamış, savunma da yapmamıştır.
Mahkemece, toplanan deliller, benimsenin bilirkişi raporu gereğince davanın kısmen kabulü ile 1.521.468.000 TL tazminatın davalı Sigorta A.Ş açısından dava tarihinden, diğer davalılar açısından ise kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazla istemin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı Bakanlık vekilince temyiz edilmiştir.
1- Mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, özellikle oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre davalı Bakanlık vekilinin aşağıdaki bentler dışında kalan temyiz itirazlarının REDDİNE,
2- HUMK'nun 275 ve devamı maddeleri hükmünce, çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde, bilirkişinin oy ve görüşü alınmalıdır. Buna göre mahkemece tek taraflı olarak yaptırılmış olan ve davalı Bakanlığın tarafı olmadığı hasar raporunda yargılama sırasında itiraz edildiği halde bu rapor ile yetinilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Bu durumda mahkemece yapılacak iş, hasarın saptanması için uzman bilirkişiden rapor alınarak, varılacak uygun sonuca göre bir karar vermek gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetli değildir.
3- Harçlar Kanunu'nun 13/J maddesi gereğince Genel Bütçeye dahil idarelerin harçtan muaf olduğuna göre, davalı İçişleri Bakanlığının harçtan sorumlu tutulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı Bakanlık vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine 26.10.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy