(3402 S. K. m. 7) (2644 S. K. m. 23)
Dava: Taraflar arasında görülen tesbite itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda; Davanın kısmen kabulüne ilişkin İskilip Kadastro Mahkemesinden verilen 24.12.2003 gün ve 307-170 sayılı hükmün duruşma yapılması isteğiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacı-davalılar Mustafa İşler ve müşterekleri vekili Av. Ö. Kulaksız, A. H. Alpsar vekili Av. T. Eser, E. Ş. Mir, R. G. Mir vekili Av. Ü. Türker tarafından istenilmiş olmakla işin duruşmaya tabi olduğu belirlendikten sonra 28.9.2004 Salı günü için taraflara gönderilen çağrı kağıdı üzerine hükmü temyiz eden davacı-davalılar Mustafa İşler ve müşterekleri vek. Av. Ö. Kulaksız, A. H. Alpser vek. Av. T. Eser ile müdahiller C. Gökten ve müşterekleri vekili Av. Ü. Türker geldi, karşı tarafın gelmediği anlaşılmakla duruşmaya başlandı, temyiz isteğinin süresinde olduğu tesbit edilmekle hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Hükmüne uyulan Yargıtay bozma kararında özetle: Bir tapu kaydına sınırın, o kaydın ilişkin bulunduğu taşınmazın geometrik biçimini oluşturmak üzere konduğu, kaydın oluştuğu sırada taşınmazın sınırında değirmen arkı ya da yol gibi doğal sınırlar bulunuyorsa önce bu doğal sınırların taşınmazın sınırı olarak kayda intikal etmesinin asıl olduğu, tapu tekniğinin bunu gerektirdiği, bu doğal sınırlar atlanmak suretiyle kişi taşınmazları sınır gösterilmiş bulunuyorsa bunun özel bir nedeninin bulunması gerektiği, olayda olduğu gibi bir kayıt malikinin sınırında yine o kayıt malikine ait bir taşınmazın bulunması halinde o yerin sahibi senet olarak sınır gösterilmesinin asıl olduğu belirtilerek; sağlam bir sonuca varılabilmesi için dayanılan kayıtların uygulanması sırasında tapu kayıtlarından anlayan uzman bir bilirkişinin de bulundurulması, o uzman bilirkişinin yerel bilirkişilerle birlikte bilgileri birbirine tamamlamak üzere çalışmalarının sağlanması, bu teknik bilirkişinin vereceği bilgiler ışığı altında yerel bilirkişilerden düşünce istenmesi, kayıt durumuna uygun düşmeyen ve komşu kayıtlarla doğrulanmayan yerel bilirkişi sözlerine değer verilemeyeceğinin gözönünde tutulması, yerel bilirkişilerce bilinemeyen sınırlar hakkında tarafların gösterecekleri tanıklar taşınmazın başında dinlenerek bu sınırların tanık sözlerine göre belli edilmesi, tarafların tapu kayıtlarının iç içe girmesi halinde önceliği olan ve doğru temele dayanan tapu kaydına değer verilmesi, tapu kayıtları ve zilyetlik durumları itibariyle olayda Tapulama Kanununun 32/d maddesi hükmünün uygulama olanağı bulunup bulunmadığının tartışılması, zilyetlik yönünden taraf tanıklarının dinlenmesi sırasında her bir davacının zilyetliğinde gösterilen yerlerin krokide ayrı renklerle ve yüzölçümleri ile işaret ettirilmesi gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyulduktan sonra dava konusu parselin 26.9.2003 tarihli rapor eki krokide (A) harfiyle gösterilen yeşil boyalı 89808,47 metrekarelik kısmın davacı A. H. Alpsar ve arkadaşları ile paydaşları, (B) harfiyle gösterilen 59999,99 metrekarelik kısmının davacı Ö. Kök ile katılan Z. Kaçmaz, (C) harfiyle gösterilen 624449,73 metrekarelik kısmının ise K. oğlu 1320 doğumlu Emin ile davacı H. Canseven adlarına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm davacı K. Aksoy mirasçıları ve R. Aksoy mirasçıları ile davacı A. H. Alpsar, davalı R. Gökten mirasçıları ve katılan E. Şimşek mirasçıları tarafından temyiz edilmiştir.
Sonuç: Dosya içeriğine, mahkemece hükmüne uyulan bozma kararında açıklandığı gibi işlem yapılıp sonucuna göre hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda dökümü yazılı 1.10YTL kalan onama harcının davalı ve davacılardan ayrı ayrı alınmasına, Yargıtay duruşması için takdir edilen 375,00.-YTL vekalet ücretinin temyiz edenlerden alınarak duruşmada vekil ile temsil edilen taraflara verilmesine 25.03.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy