(1086 S. K. m. 1, 7)
Dava: Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davası üzerine yapılan yargılama sonunda, davanın reddine ait verilen hüküm davacılar tarafından süresi içerisinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar tapu kaydına ve kadastro öncesi sebebe dayanarak genel kadastro sonucu davalılar adına oluşan tapu kaydının iptal ve tescili isteğiyle dava açmışlardır. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacılar İ. Y. ve arkadaşlarının dayandıkları tapu kaydının (Mart 1335 gün 1 sıra numaralı tapu kaydı ve intikalleri) taşınmaza uymadığı buna karşın davaya konu 2 no.lu parselin tespitine esas alınan ve davalı tarafın dayanağını teşkil eden tapu kaydının taşınmaza uyduğu gerekçesiyle sabit görülmeyen davanın reddine karar verilmişse de varılan sonuç dosya içeriğine ve kanun hükümlerine uygun düşmemektedir. Davaya konu 160 ada 2 no.lu parselle ilgili olarak daha önce İ
Y
ve arkadaşları tarafından davalılar aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesin 1988/165 esasında kayıtlı dosya ile açılan tapuya dayalı elatmanın önlenmesi ve kal davasının, taşınmaz üzerinde kadastroca belirtme yapılıp tutanak düzenlenmesi üzerine görevsizlik kararı ile kadastro mahkemesine aktarıldığı ve kadastro mahkemesinin 1992/69 esasına kaydı icra kılındığı, daha sonra dava dosyasının taşınmazla öncesi bir tüm olduğu belirtilen 152 ada 40, 41 ve 42 no.lu parsellerle ilgili kadastro mahkemesinin 1992/80 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği getirtilen dosyalarının incelenmesinden anlaşılmaktadır. Tapu Sicil Müdürlüğünden gelen 16.1.2004 tarih 112 sayılı yazıda da 160 ada 2 no.lu parselin kadastro mahkemesinin 1992/69 sayılıdosyasında davalı olduğundan kütükte tescil edilmediği bildirilmiştir. Hal böyle olunca 2 no.lu parselle ilgili olarak kesinleşmiş kadastro tespitine dayalı bir tapu kaydı oluşturulmamıştır. Ayrıca taşınmazın önce Asliye Mahkemesinde sonrada kadastro mahkemesinde davalı olduğu açıktır. Henüz tespiti kesinleşmeyen taşınmazlarla ilgili davaların tetkiki görevi Asliye Mahkemesine ilişkin olmayıp kadastro mahkemesine aittir. Görev konusu kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece yargılamanın bütün aşamalarında resen (kendiliğinden) nazara alınması gerekir. Bu halde mahkemece davanın görev yönünden reddine dosyanın kadastro mahkemesine aktarılmasına karar vermek gerekirken delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı olduğu üzere işin esası hakkında kesin hüküm oluşturacak şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Davacılar İ
Y
ve arkadaşlarının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan sebeplerden ötürü BOZULMASINA bozma nedenine göre sair yönlerin incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istem halinde temyiz edene geri verilmesine 14.10.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy