(818 S. K. m. 41) (1086 S. K. m. 275)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı ve müdahil davacı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalılardan Adem Kılıç'ın sevk ve idaresindeki 42 AB 011 plakalı kamyonla, müvekkiline ait 42 H 9599 plakalı araca arkadan çarparak trafik kazasına neden olduğunu iddia ederek, 656.420.000 TL'nin 29.2.2000 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Müdahil davacı Bey Bisküvi ve Gıda San.A.Ş vekili, davacının kamyonuyla müvekkiline ait bisküvileri taşırken kaza dolduğunu ve bir ton bisküvinin telef olduğunu iddia ederek, bisküvi bedeli 1.000.000.000 TL'nin 29.2.2000 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan kusurları oranında tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hilal Deri Sakadat ve Et.Mam.Tic. San. A.Ş ve Adem Kılıç vekili kazada davacı tarafın kusurlu olduğunu, hasar bedelinin isabetli olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı Akdeniz Sigorta A.Ş vekili 42 AB 011 plakalı aracın müvekkili şirkete sigortalı olduğunu teminat limitleriyle sorumlu olduklarını savunmuşlardır.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu gereğince, müdahil davacının davasının zamanaşımı nedeniyle reddine, davanın kısmen kabulü ile, 191.457.500 TL tazminatın 29.2.2000 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazla talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ve müdahil davacı vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dava, trafik kazasından doğan tazminat istemine ilişkindir. Trafik kazalarında sürücü kusurunun olayın oluşuna uygun olarak belirlenmesi gerekir. Somut olayda düzenlenen trafik kaza tutanağına göre davalı sürücü Adem Kılıç, kamyonuyla önündeki davacı sürücü Mustafa Telli'nin hareket halindeki kamyonuna arkadan çarpmıştır. Mahkemece, dosya üzerinden yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu alınan 18.11.2002 tarihli raporda davalı sürücünün %40 oranında, davacı sürücünün %60 oranında kusurlu olduğu belirlenmiştir. Bu rapora itiraz üzerine Adli Tıp Kurumundan alınan 6.2.2004 tarihli ikinci raporda öndeki aracın durması halinde arkadan çarpılması söz konusu ise davalı sürücünün 2/8 oranında, davacı sürücünün ise 6/8 oranında kusurlu olabileceği bildirilmiştir. Keza, öndeki aracın hareket halinde iken arkadan çarpılması söz konusu ise arkadan çarpan davalı araç sürücüsünün tam kusurlu olabileceği bildirilmiştir.
Mahkemece, öndeki aracın durur vaziyette iken arkadan çarpıldığı ihtimali sabit kabul edilmiş ve bu kabule göre hüküm kurulmuştur. Dosya kapsamından anlaşıldığı gibi her iki bilirkişi raporunda kazaya karışan taraflara verilen kusur oranları farklıdır. Adli Tıp Kurumunca önde duran araca arkadan seyreden aracın çarpması ile kazanın meydana gelmesi ihtimalinde arkadan çarpan araç sürücüsüne 2/8 oranında kusur verilmiş ise de, şahit beyanlarında belirtilen olay tarih ve saatinde görüş uzaklığının bu durumu doğrudan etkilemesi kuşkusuzdur. Olaydan az önce öndeki kamyonu durur vaziyette gördüğünü söyleyen tanık Mehmet Karazor kamyonu uzak bir mesafeden gördüğünü söylemiştir. Kusur izafesinde bu hususun iyice değerlendirilmesi gerekir. Bu hale göre birbiri ile farklılık arzeden bilirkişi raporlarının ve delillerin yeniden bir bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle daha sağlıklı bir kusur belirlemesi gerekir.
2- Haksız eylemden kaynaklanan tazminat davasında, haksız eylemin ceza kanunlarına göre suç teşkil etmesi halinde ceza kanununun tabi olduğu zamanaşımı hükümleri uygulanır. Bu durumda trafik kazasında yaralanma olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Bunun için de taraflardan bu konuda gereken bilgi alınmalı, yaralanma söz konusu ise mağdurun müşahade ve adli tabip raporları temin edilmeli, bu husus göz önünde bulundurulmalı, ayrıca zamanaşımının yargılamada öne sürülmesine karşılık karşı tarafın süresinde öne sürülmemesi itirazının bulunup bulunmadığı da dikkate alınmalı, sonucuna göre bir değerlendirme yapılmalıdır.
Sonuç: Yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine 05.10.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy