(818 S. K. m. 44, 83)
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı vekili; davalının sevk ve idaresindeki 25 ... 826 plakalı aracı ile müvekkilin sevk ve idaresindeki M-.. 9360 plakalı aracına çarparak trafik kazasına neden olduğunu iddia ederek 6.235.88 DM alacağın faizi ile birlikte aynen tahsiline, aynen tahsilin mümkün olmaması halinde ise fiili ödeme günündeki döviz satış kuru üzerinden faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; kusur oranını ve tazminat miktarını kabul etmediklerini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu gereğince davanın kısmen kabulü ile 2.714.55 Euro'nun TC. Merkez Bankasının döviz satış kuru üzerinden bir yılık Euro mevduatına uygulanan faizi ile birlikte fiili ödeme tarihindeki Türk Lirası karşılığının davalıdan tahsiline, fazla talebin reddine karar verilmiş; hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, özellikle oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının ve hasar miktarının dikkate alınarak yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Bozma ilamına uyularak yazılı şekilde karar verilmiş ise de, hükme esas alınan 10.6.2003 tarihli ek bilirkişi raporunda kusur oranına isabet eden hasar miktarının takdiri mahkemeye bırakılarak, zararın (5.309.20 DM), 2.714.55 Euro olduğu belirtilmiştir. Mahkemece davacı tarafın %25 oranında kusurlu bulunduğu kabul edilmiştir. Bu durumda BK. 44/1 maddesi hükmünce tazminatta davacı tarafın kusuru oranında indirim yapılarak davalı tarafın kusuruna isabet edecek miktardan tazminata hükmetmek gerekirken zararın tamamından davalının sorumlu tutulması doğru değildir.
3- Dava haksız fiilden kaynaklanan zararın tazmini isteğine ilişkindir. Davacı dava dilekçesi ile yabancı plakalı aracın trafik kazası sonucu uğradığı zararın yabancı para karşılığının ödeme tarihindeki kur üzerinden Türk Lirası olarak tahsilini istemiştir. Taraflar Türk vatandaşı olup, yabancı plakalı araçtaki hasarın Türkiye'deki haksız fiil sonucu meydana gelmiştir. Ortada sözleşme dışı bir sebepten kaynaklanan tazminat talebinin bulunduğu açıktır. Sözleşmeye dayalı olmayan tazminat taleplerinde ise, yabancı paraya hükmedileceği konusunda yasalarımızda açık bir hüküm yoktur. BK.83 maddesi sözleşmelerle ilgili olup, haksız eylemden kaynaklanan tazminat taleplerine uygulama olanağı da yoktur. Bilindiği gibi; mala ilişkin zarar haksız fiilin gerçekleştiği anda meydana gelir. Zarar gideriminden amaç ise; haksız fiil tarihinde zarar görenin malvarlığında haksız fiilden kaynaklanan azalmanın giderilmesidir. Bu durumda Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 14.2.2001 gün 2001/19-17 sayılı kararı da göz önünde bulundurularak, davacının zararının, haksız fiil tarihinde ve memleket parası üzerinden gerçekleştiğinin kabulü ile olay günündeki yabancı para üzerinden saptanan zararın Türk parasına çevrilmesi suretiyle hüküm kurulması gerekirken anılan yönün gözetilmemiş olması.
Sonuç: Yukarda (1) nolu bentte açıklanan nedenle davalı vekilin diğer temyiz itirazlarının reddine (2) ve (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün dayalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz isteyenlere iadesine 18.10.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy