(1086 S. K. m. 74)
Dava: Taraflar arasındaki tespite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne ilişkin verilen hüküm davacı tereke ve temsilcisi, davalı Ahmet Çelimli mirasçısı Mehmet Çelimli tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı tapu kaydına ve kadastro öncesi sebebe dayanarak genel kadastro sonucu davalılar adına oluşan tapu kaydının 288/864 payının iptali ile adlarına tescili isteğiyle dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne dava konusu 174 sayılı parselin ifrazı ile oluşan 273, 274, 280, 281, 282 sayılı parsellerin 288/864 payın Ahmet eşi Ayşe Sarı'ya, 117/864 pay Ahmet kızı Adile Sarı, 117/864 payı Ahmet kızı Fatma Sarı adına, geri kalan payların davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmiş, hüküm davacı tereke ve temsilcisi davalı Ahmet Çelimli mirasçısı Mehmet Çelimli tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Davaya konu edilen 174 nolu parsel kadastro sırasında tapu kaydına dayalı olarak payları oranında ölü İbrahim mirasçıları, Mehmet Sarıaslan, ölü Mustafa mirasçıları, Davut Sarıbaz, ölü Ahmet mirasçıları, ölü Osman mirasçıları, Ali Sarıaslan, Elif Sarıaslan ve ölü Hacı Aslan mirasçıları adlarına tespit edilmiş, davacı Fatma 288/864 payın iptali ile kendisi ile birlikte annesi ve kardeşi Adile adlarına tescili istemiyle dava açmıştır. Dava, tapu kaydına dayalı olarak açılmasına karşın davacıdan ayrı kökten gelen bir tapu kaydına mı yoksa tespite esas alınan tapu kaydına mı dayandığı açıkça sorulup beyanı imzası ile belgelendirilmediği gibi tespite esas alınan tapu kaydının uygulaması da yapılmamıştır. Öte yandan hem kadastro mahkemesine ait dava dosyasına ve hem de eldeki iş bu dava dosyasına Halil'den alınan iki ayrı veraset ilamı ibraz edildiği ve davayı açan Fatma'nın bu ilamlardan birisinde Halil'in mirasçısı gözükmesine karşın diğer veraset ilamında mirasçılar arasında yer verilmemesinin nedenleri araştırılmamış, keza bu konuda da davacıdan bilgi alınmamıştır. Ayrıca, dava konusu edilmemesine karşın istek dışına çıkılarak 273 nolu parsel esası hakkında hüküm tesisi yoluna gidilmiş ve de yine 288/864 payın iptali istenmesine karşın usulün 74. maddesi hilafına daha fazla bir payın tescili yoluna gidilmiştir.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde, öncelikle davacıdan dayandığı tapu kaydının tarih ve numarası sorulup beyanı imzası ile belgelendirilmeli, yine davacıdan ibraz olunan veraset ilamlarının birbirlerinden farklı oluşunun nedenleri sorulup gerektiğinde kayıt maliklerinden Halil'den yeniden veraset ilamı ibraz etmesi istenmeli, yada veraset ilamının iptali hususunda hasımlı dava açılması için önel verilmeli, daha sonra tutanak bilirkişileri de hazır edilmek suretiyle yerinde keşif yapılarak davacının ayrı bir kayda dayanması halinde dayandığı tapu kaydı ile tespite esas alınan tapu kayıtları taşınmazın öncesini ve yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı ve yansız kişilerden oluşturulacak üç kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla gereği gibi yerine uygulanarak taşınmaza uyup uymadığı ve uyması halinde kapsamı kesin olarak saptanmalı, bilirkişilerce bilinmeyen sınırlar olduğunda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, gerektiğinde komşu parsellere revizyon gören tapu kayıtları getirtilip uygulaması yapılarak uygulamayla ilgili yerel bilirkişi sözlerinin denetlenmesi yoluna gidilmeli, dava konusu edilen taşınmazlarda kimlerin hangi tarihten beri zilyet oldukları bilirkişilerden ve tanıklardan sorularak ona göre kayıtların hukuki değerlerini koruyup korumadıklarının karar yerinde tartışılması yapılmalı, tapu kayıtları ile ibraz olunan ve de olunacak veraset ilamları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak paydaş ve pay oranları konusunda bilirkişiden ayrıntılı rapor alınarak ona göre davacının dava ettiği payın oranı kesin olarak saptanmalı, dava edilmeyen taşınmazla ilgili olarak hüküm tesis edilemeyeceği ve usulün 74. maddesi uyarınca istekten fazlaya hüküm verilemeyeceği ilkeleri gözönünde bulundurulmalı, fen bilirkişisine yapılan keşif ve uygulamayı izlemeye olanak verecek biçimde geniş kapsamlı raporlu kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliler birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Tereke temsilcisi Ali Ayaz ve davalı Mehmet Çelimli'nin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine, 26.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy