(4721 S. K. m. 706)
Dava: Taraflar arasındaki tespite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine ilişkin verilen hüküm davacı Hazine tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında 144 ada 112 parsel sayılı 39800 m2 yüzölçümündeki taşınmaz Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Kadastro tespitinden önce Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmekte olan davacı İbrahim Susar tarafından Hazine, Karahıdır Köyü Tüzel kişiliği, Hasan Yakut ve arkadaşları aleyhine açılmış olan elatmanın önlenmesi ve tescil davası kadastro mahkemesine devir edilmiştir. Mahkemece taşınmazın 6.4.2000 tarihli teknik bilirkişi kroki ve raporunda (A) harfi ile gösterilen 23534.44 m2 lik bölümünün davacı adına (B) harfi ile gösterilen 9564.56 m2 lik kısım ile (C) harfi ile gösterilen 6300 m2 lik kısmın hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, Mahmut Yerlikaya ve Hasan Yakut'un müdahalelerinin önlenmesine, Fatma Kara, H. Osman İlhan, Şemsi Yakut ve Nimet Yerlikaya aleyhine açılan müdahalenin önlenmesi davasının reddine karar verilmiş, hüküm davacı İbrahim Susar vekili ile davalılardan Mahmut Yerlikaya ve Hasan Yakut vekilleri ile Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, taşınmazın 6.4.2000 günlü fen bilirkişisi krokisinde A ile işaretli 23534.44 m2 lik bölümünün davacı İbrahim'in satıcısı Osman İlhan tarafından Bürüngüz köylülerinden satın alınıp 20 yılı aşkın zilyetliğinde iken davacı İbrahim'e sattığının yerinde yapılan keşif, bilirkişi ve tanık sözleriyle saptanmasına ve kararda yazılı diğer gerekçelere göre hazinenin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle bu yerle ilgili usul ve yasaya uygun aleyhlerindeki hükmün ONANMASINA,
2- Davacı İbrahim'in temyizine gelince; temyiz taşınmazın aynı krokide B ve C ile işaretli 9564.56 ve 6300 m2 lik yerlerle ilgili hükme yönelik bulunmaktadır. 9564.56 m2 lik yerin davacı İbrahim tarafından Osman ilhan'dan satın alınan yer içerisinde, buna karşın C ile işaretli yerin Osman'ın eşi Mühübe'ye babası Hacı Hasan'dan kalan bir yer olduğu bilirkişi ve tanıklarca haber verilmiştir. Hal böyle olunca davacının C ile işaretli bölüme yönelik temyiz itirazları yerinde değildir. Osman İlhan 1980 tarihinde ölmüştür. Kadastro tespit ise 1993 tarihinde yapılmıştır. Osman İlhan adına belgesiz zilyetliğe dayalı olarak tespiti yapılan ve kesinleşen taşınmaz miktarının 74.050 m2 olduğu getirtilen tutanaklarının incelenmesinden anlaşılmaktadır. Satışın 1617 sayılı yasanın yürürlüğünden sonraki bir tarihte yapılması, Osman'ın ölüm tarihi ile kadastro tespit tarihi arasından da 20 yıllık sürenin geçmemesi karşısında İbrahim'in satın alma yoluyla kazanabileceği miktarın 25950 m2 olması gerekir. Bu durumda Osman İlhan adına tespiti kesinleşen 74050 m2 taşınmaz miktarı nazara alındığında İbrahim adına 25.950 m2 lik bir yerin tescili gerekirken 2415.56 m2 lik eksiği ile 23534.44 m2 lik bir yerin tescili yoluna gidilmesi isabetsizdir. Bu bakımdan davacı İbrahim'in temyizi bu yönden yerindedir.
3- Davalılar Hasan Yakut ve Mahmut Yerlikaya'nın temyizleri ise taşınmazın tümüne yönelik bulunmaktadır. Yukarda da açıklandığı üzere taşınmazın A ve B ile işaretli bölümlerinin Bürüngüz Köylülerince davacının satıcısı Osman'a satılan bir yer olduğu bilirkişi ve tanıklarca haber verildiğine nazaran adı geçen davalıların söz konusu yerlerle ilgili iddialarına değer verme olanağı yoktur. Ancak, taşınmazın C ile işaretli 6300 m2 lik bölümünün davalıların kayınvalideleri olan Muhibe'ye babası Hacı Hasan'dan kalan bir yer olduğu bilirkişi ve tanıklarca ifade edilmiştir. Mahkemece belgesiz zilyetliğe dayalı olarak Muhibe ve mirasçıları adlarına tespit edilen taşınmaz miktarlarının 100 dönümü aştığı gerekçesiyle söz konusu yerin hazine adına tesciline karar verilmişsede yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Taşınmazın Mühübe'ye Hacı Hasan'dan miras yoluyla geçen bir yer olduğu toplanan ve doğru olarak değerlendirilen delillerden belirlenmiştir. Belgesiz zilyetliğe dayalı olarak Mühübe adına 49093.14 m2 lik, damadı olan Nimet eşi Mahmut adına 45440.98 m2 ve yine damadı Şemsi eşi Hasan adına 17150.88 m2 ve oğlu Hacı Osman adına da 1027.02 m2 lik yerlerin tespitinin yapıldığı ve kesinleştiği getirtilen tutanaklarının incelenmesinden anlaşılmaktadır. Ne var ki, Hasan ve Mahmut adına tespit edilen taşınmazlarla ilgili tutanakların edinme yerlerinde taşınmazın Muhibe'den kaldığına dair bir kayda yer verilmemiştir. Ayrıca getirilen nüfus kayıtlarına göre 1950 yılında öldüğü anlaşılan Mühübe'nin terekesinin taksim edilip edilmediği, Hasan ve Mahmut adına tespit edilen taşınmazların Mühübe'den kalıp kalmadığı yönü üzerinde durulmamış, bilirkişi ve tanıklardan bu konuda ayrıntılı bilgi alınmamıştır. Taşınmazların Mühübe'den kalması ve ölümünden sonra da terekesinin taksim edilmesi durumunda taksimle mirasçılık ilişkisi son bulup zilyet yararına zamanaşımı hükümleri işleyeceğinden taksim tarihi ile tespit tarihi arasından 20 yıllık sürenin geçmesi ve de zilyetlik koşullarının varlığı halinde taşınmazların taksim veçhile zilyetleri adına karar verilmesi gerekeceğinin gözden uzak tutulmaması gerekir. Mahkemece bu yönler üzerinde de durulmamıştır.
Sonuç: Eksik inceleme ile hüküm verilemez, bu nedenle davacı İbrahim'in taşınmazın krokisinde B ile işaretli 9564.56, davalılar Hasan ve Mahmut'un da taşınmazın krokisinde C ile işaretli bölümlerle ilgili hükme yönelik temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle anılan yerlerle sınırlı olmak üzere hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA 14.02.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy