(3402 S. K. m. 9, 12)
Dava: Taraflar arasındaki tesbite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine ilişkin verilen hüküm davacı Hazine tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında 114 ada 70 parsel sayılı 60907.32 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz miras yoluyla gelen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve taksim nedeniyle Abdurrahman Güneş adına tespit edilmiştir. Askı ilan süresi içinde hazine tapu kaydına dayanarak ve taşınmazın kaçak ve yitik kişilerden hazineye intikal eden yerlerden olduğunu ileri sürerek dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine ve dava konusu parselin payları oranında Abdurrahman Güneş ve Ahmet Güneş adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Kadastro sırasında taşınmaz satın alma, taksim ve zilyetliğe dayalı olarak Abdurrahman Güneş adına tespit edilmiş, davacı hazine tapu kaydına ve taşınmazın kaçak ve yitik kişilerden kalan yerlerden olduğu iddiasına dayanarak dava açmıştır. Tespit nedenine, ileri sürülüşe ve savunmaya göre uyuşmazlık, hazinenin dayandığı tapu kayıtlarının taşınmaza uyup uymadığı, uymaması halinde taşınmazın kaçak ve yitik kişilerden kalan yerlerden olup olmadığı ve dolayısıyla davalı taraf yararına taşınmaz edinme koşullarının oluşup oluşmadığı yönündedir. Hazinenin dayandığı tapu kayıtları Haziran 1297 tarih 59, 64, 74 ve 84 nolu sicillerden gelen 21 Ekim 1952 tarih sırasıyla 159, 164, 174 ve 184 nolu kayıtlardır. Yerel bilirkişi olarak komşu köyden 1928, 1965 ve 1970 doğumlu, aynı köyden ise 1956 doğumlu kişilerin bilgilerine başvurulmuştur. 1297 tarihli tapunun uygulamasında ve aidiyetinin tespitinde söz konusu kişilerin yaşları itibariyle yeterli bilgiye sahip olduğu söylenemez. Davada meralık iddiasına dayanılmadığına göre komşu köyden yerel bilirkişi seçiminde de bir isabet yoktur. Diğer taraftan tek bir tanıkla tespit bilirkişilerinden Feyzullah Yıldız'ın dinlenilmesi ile yetinilmiş, başkaca tanık bilgisine başvurulmamış ve diğer tespit bilirkişilerinin dinlenilmesi yoluna da gidilmemiştir. Dinlenen yerel bilirkişilerin kayıtların uygulanması ile ilgili sözleri de soyut içerikli ve gerekçeye dayanmamaktadır. Ekim 1952 tarih 159 nolu tapu kaydının aidiyetinde İlyas, aynı tarih 184 nolu tapu kaydının aidiyetinde ise K
tarlasının nereleri olduğunun arazi üzerinde belirlenmesinin zorunluluğu açıktır. Söz konusu sınırlar yönünden tanık bilgisine de başvurulmamıştır.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde, mahkemece davalı taraftan ve isteminde davacı hazineden taşınmazı ve öncesini iyi bilen yaşlı tanık göstermeleri istenmeli, davacı hazineye dört adet tapu kaydından hangi kayda dayandıkları açıkça sorulup bu yöndeki beyanları belgelendirilmeli, daha sonra taraflarca gösterilecek tanıklarla önceki keşifte dinlenen yerel bilirkişiler ve tüm tespit bilirkişileri eşliğinde yerinde yeniden keşif yapılarak dayanılan tapu kaydı ve de ecrimisil tutanakları taşınmazı ve öncesini iyi bilen elverdiğince yaşlı ve yansız kişilerden oluşturulacak üç kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla gereği gibi yerlerine uygulanmalı, özellikle dere, sığ, kıraç, göze ve yolun her yerde rastlanabilen doğal sınırlardan olduğu düşünülerek Ekim 1952 tarih 159 nolu kaydın aidiyetinde İlyas, aynı tarih 184 nolu kaydın aidiyetinde K
tarlalarının nereleri olduğu bilirkişilere arazi üzerinde göstertilip yerleri düzenlenecek krokiye işaret ettirilmeli, 164 sıra nolu kaydın sınırında okunan pana ve tump'un yörede neyi ifade ettiği ve hangi tür yerler için kullanıldığı bilirkişi ve tanıklardan sorulup açıklığa kavuşturulmalı, bilirkişilerce bilinmeyen sınırlar yönünden tanık bilgisine başvurulmalı, tapu kayıtları ve ecrimisil kayıtlarının uymadığının belirlenmesi durumunda bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın öncesinin ne olduğu, kaçak ve yitik kişilerden kalan yerlerden olup olmadığı, değilse davalının ve miras bırakanının zilyetliklerinin başlangıç tarihi, süresi ve sürdürülüş biçimi olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık doğduğunda giderilmeli, komşu parseller hakkında açılıp sonuçlanan dava olduğunda verilen kararların kesinleşme şerhi içeren örnekleri getirtilerek incelenip delillerin değerlendirilmesinde dikkate alınmalı, taşınmaza doğudaki yoldan sonra gelen komşu taşınmazların kadastro tutanak ve dayanakları getirtilerek taşınmaz yönünü ne şekilde sınır okuduklarına bakılmalı, fen bilirkişisine yapılan keşif ve uygulamaları ve kayıtta yazılı sınır yerlerini yansıtır biçimde geniş kapsamlı raporlu kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Davacı hazinenin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine, 28.11.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy