(3402 S. K. m. 14, 16) (743 S. K. m. 639) (4721 S. K. m. 713)
Dava: Taraflar arasındaki tesbite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda, davanın reddine ilişkin verilen hüküm davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında 104 ada 87 parsel ve 109 ada 71 ile 57 parsel sayılı 3170.68 - 10506.16 ve 7793.02 metrekare yüzölçümündeki taşınmazların 3402 sayılı Yasanın 16. maddesi uyarınca mera niteliği ile tesbit edilmiştir. Askı ilan süresi içinde davacı Kemal Korhan vergi kaydı, satınalma, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine ve irsen intikale dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine ve dava konusu parsellerin tesbit gibi tapuya tescillerine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece taşınmazların mera olduğu, meralarında zilyetlikle iktisabına olanak bulunmadığı gerekçesiyle yazılı olduğu üzere davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Kadastro sırasında taşınmazlar kadastro komisyonunun 21.9.2004 tarih 1 nolu kararına dayalı olarak mera niteliği ile sınırlandırılmak suretiyle tesbit edilmiş, davacı, vergi kaydına, irsen intikale ve zilyetliğe dayanarak dava açmıştır. tesbit nedenine ileri sürülüşe ve savunmaya göre uyuşmazlık taşınmazların mera olup olmadığı ve bunun sonucu olarak davacı taraf yararına taşınmazlar edinme koşullarının oluşup oluşmadığı yönlerinde toplanmaktadır. Taşınmazların öncesinin tapusuz olduğu uyuşmazlık konusu değildir. Davanın yasal dayanağını M.Y.nın eski 639 yeni 713, 3402 sayılı K.Y.nın 14. maddeleri teşkil etmektedir. Anılan maddelere nazaran tapusuz bir taşınmazların tesciline karar verilebilmesi için öncelikle taşınmazların tescile tabi yerlerden olması, zilyedin zilyetliğinin aralıksız, çekişmesiz ve malik sıfatıyla olmak üzere 20 yıla ulaşması, ayrıca maddi olaylardan sayılan zilyetliğin ve sürdürülüş biçiminin tanık ve diğer delillerle kanıtlanması gerekir. Bunun yanında mera ile ilgili davalarda dinlenecek bilirkişi ve tanıklarında davanın sonucunda yararı bulunmayan komşu köylerden seçilmesi zorunludur. Her ne kadar ziraatçi bilirkişi raporunda taşınmazların öncesinin mera olduğu bildirilmiş ise de, takdiri delillerden olan bilirkişi raporunun tek başına hükme dayanak yapılması ve dayanılan vergi kaydına değer verilmemiş olması doğru değildir. Öte yandan bilirkişi ve tanık taşınmazların bulunduğu köyden olması yanında yaşları itibariyle taşınmazların öncesinin mera olup olmadığı konusunda yeterli bilgiye sahip oldukları da söylenemez. Yine yerel bilirkişi ve tanık sözleri tutanak içeriğine aykırı düşmesine karşın aykırılığın giderilmesi yönünden tutanak bilirkişilerinin tanık sıfatıyla bilgilerine de başvurulmamıştır.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez, o halde, öncelikle taraflardan yöreyi ve taşınmazın öncesini iyi bilen komşu köylerden olmak üzere yaşlı tanık göstermeleri istenmeli, yerel bilirkişi seçiminde aynı yöntem izlenmeli, taşınmazların bulunduğu köy ve yörede daha önce toprak tevzi komisyonlarınca çalışma yapılıp yapılmadığı, yapılmışsa taşınmazlarla ilgili olarak ne gibi işlem yapıldığı merciileri nezdinde araştırılmalı, tutanağın edinme yerinde yazılı kadastro komisyonunun 21.9.2004 tarih 1 nolu kararı ve dayanakları getirtilmeli, taşınmazların 4342 sayılı yasa hükümleri uyarınca oluşturulan komisyon tarafından mera tahsis olarak belirlenip belirlenmediği keza merciinden sorulup varsa bununla ilgili tutanak karar ve haritası istenilmeli, daha sonra önceki keşifte dinlenen bilirkişi ve tanıkla taraflarca gösterilecek tanıklar ve tüm tesbit bilirkişileri eşliğinde yerinde yeniden keşif yapılarak davacının dayandığı vergi kaydı ile olduğunda mera tahsis kararları ve haritaları yerel ve teknik bilirkişi aracılığıyla gereği gibi yerine uygulanmalı, vergi kaydında yazılı sınırlar bilirkişilere arazi üzerinde göstertilip düzenlenecek krokiye yerleri işaret ettirilmeli, bilirkişi ve tanıklardan taşınmazların öncesinin mera olup olmadığı değilse kimden kaldığı davacı ve miras bırakanlarının zilyetliklerinin başlangıç tarihi, süresi ve sürdürülüş biçimi olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık doğduğunda giderilmeli, taşınmazların öncesinin mera olması durumunda kamu orta malı niteliğindeki bu tür yerlerin zilyetlikle kazanılamayacağı düşünülmeli, komşu parsellerin kadastro tutanakları ve dayanakları kayıtlar getirtilerek taşınmazlar yönünü ne şekilde sınır okuduklarına bakılmalı ve komşu parseller hakkında verilen ve kesinleşen kararlar bulunduğunda kesinleşme şerhini içeren birer örneği getirtilerek delillerin değerlendirilmesinde dikkate alınmalı, fen bilirkişisine yapılan keşif ve uygulamayı izlemeye olanak verecek biçimde raporlu kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan ve toplanacak olan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine 27.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy