(3402 S. K. m. 9)
Dava: Taraflar arasındaki tespite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin verilen hüküm davalı Hazine tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında 101 ada 22, 24 ve 25 parsel sayılı sırasıyla 2800, 2000 ve 11500 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan çalılık yerlerden olduğundan Hazine adına tespit edilmiş, aynı ada 95 parsel sayılı 19600 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz mera olarak sınırlandırılmıştır. Askı ilan süresi içinde Yusuf Soğan vergi kayıtları ile irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece 22 sayılı parsel hakkındaki davanın vazgeçme nedeniyle reddine, 24 sayılı parsel hakkındaki davanın esastan reddine, her iki parselinde tespit gibi tesciline, 25 ve 95 sayılı parseller hakkındaki davanın kabulü ile davacı Yusuf Soğan adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından 25 ve 95 sayılı parsellere yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Mahkemece, temyize konu 25 ve 95 nolu parseller üzerinde tespit günü itibariyle davacı yararına 3402 S.K.Y.nın 14. m.de öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Kadastroca 25 nolu parsel Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan çalılık yerlerden olduğu nedeniyle hazine, 95 nolu parsel ise öncesinin mer'a olduğu nedeniyle mer'a niteliğiyle tespit edilmişler, davacı, vergi kaydına, zilyetliğe ve irsen intikale dayanarak dava açmıştır. Dava konusu taşınmazlara komşu bulunan 23 nolu parsel 284 ila 288 tahrir nolu vergi kayıtlarına ve zilyetliğe dayalı olarak davacı adına tespit edilmiş ve yapılan tespit itiraza uğramaksızın kesinleşmiştir.
Dava dilekçesinde deliller bölümünde vergi kaydından da söz edildiğine göre davacının 23 nolu parsele revizyon gören vergi kayıtlarına dayandığı açıktır. 5 adet vergi kaydının da taşınmazlar yönü olan doğu sınırları mer'a okumaktadır. Doğudaki 523 nolu parselin orman niteliği ile yapılan tespitinin kesinleştiği getirtilen tutanak örneğinin incelenmesinden anlaşılmaktadır. Keşif sırasında dinlenen yerel bilirkişiler vergi kayıtlarının mevki itibariyle taşınmazlara uymadığını haber vermekle yetinmiş, diğer sınırlar hakkında açıklamada bulunmamış, mahkemece de bu yönde bilgileri olup olmadığı sorulmamıştır. Bir kaydın mevkii itibariyle dava edilen taşınmaza uymaması, tek başına o kaydın uymadığının kabulüne yeterli değildir. Kayıtlar sahibi lehine olduğu kadar aleyhine de delil teşkil edeceği cihetle uygulanıp aidiyet ve kapsamlarının kesin olarak belirlenmesi zorunludur. Öte yandan bilirkişi ve tanık sözleri tutanak içeriğine aykırı düşmesine karşın Esat Soğan dışındaki tespit bilirkişilerinin tanık sıfatıyla bilgilerine başvurularak aykırılığın giderilmesine çalışılmamıştır.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde, önceki keşifte dinlenen yerel bilirkişiler ve tanıklarla tüm tespit bilirkişileri eşliğinde yerinde yeniden keşif yapılarak öncelikle taşınmazları ve öncesini iyi bilen elverdiğince yaşlı ve yansız kişilerden oluşturulacak üç kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla 284 ila 288 tahrir nolu 5 adet vergi kaydının uygulaması yapılarak her bir kaydın nereye ait olduğu ve kapsamı kesin olarak saptanmalı ve kayıtlarda yazılı sınırlar düzenlenecek krokiye de işaret ettirilmeli, mer'aların her yerde rastlanabilen doğal sınırlardan olduğu gözetilerek 284 nolu vergi kaydının aidiyetinde kuzey sınırında okunan Abdullah ile güney sınırında okunan Yakup oğlu İlyas, 285 tahrir nolu vergi kaydının aidiyetinde kuzey sınırında okunan Rasim, 286 tahrir nolu vergi kaydının aidiyetinde kuzey sınırında okunan Yusuf karısı Hafize ve güney sınırında okunan Yakup oğlu İlyas, 287 tahrir nolu vergi kaydının aidiyetinde kuzey sınırında okunan Nuri, 288 tahrir nolu vergi kaydının aidiyetinde ise kuzey sınırında okunan İlyas yerlerinin nereleri olduğu bilirkişilere arazi üzerinde göstertilip keza krokide yerleri belirtilmeli, uygulamada söz konusu kayıtların kısmen de olsa birbirlerini sınır okudukları göz önünde bulundurulmalı, bilirkişilerce bilinmeyen sınırlar yönünden tanıkların bilgisine başvurulmalı, kayıtların taşınmazlara uymadığının saptanması durumunda bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın öncesinin mer'a ya da orman olup olmadığı, değilse kimden kaldığı davacının ve miras bırakanlarının zilyetliklerinin başlangıç tarihi, süresi ve sürdürülüş biçimi olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı, yine davacının vergi kayıt mükellefleri ile akti yada irsi ilişkisinin ne olduğu sorulup açıklığa kavuşturulmalı, kayıtların uygunluğunun saptanması durumunda içerdikleri mer'a sınırı itibariyle kapsamlarının yüzölçümleriyle geçerli olacağı ve miktarları toplamı ile dava dışı 23 nolu parsele revizyon gördüğü dikkate alınmalı ve de kayıtların sahibi lehine olduğu kadar aleyhine de delil teşkil edeceği düşünülmeli, kayıtların aksi aynı kuvvete haiz başka bir kayıt ve belge ile kanıtlanamadığı sürece resmi kayıtlara aykırı düşen bilirkişi ve tanık sözlerine değer verilemeyeceği nazara alınmalı, kuzeydeki 101 ada 19 nolu parsele revizyon gören vergi kayıtlarının getirtilip uygulaması yapılarak dava konusu taşınmazlar yönünü ne şekilde sınır okuduklarına bakılmalı ve uygulamada göz önünde bulundurulmalı, fen bilirkişisine yapılan keşif ve uygulamaları ve kayıtlarda yazılı sınır yerlerini yansıtır biçimde geniş kapsamlı raporlu kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Davalı hazinenin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün temyize konu 25 ve 95 nolu parsellere hasren açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine, 14.11.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy