(1086 S. K. m. 237)
Dava: Taraflar arasındaki tesbite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne ilişkin verilen hüküm Hüseyin Ateş dışındaki davalı Hatip Ateş mirasçıları tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında 357 ada 91 parsel sayılı 16836.22 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek malikhanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesinde davacılar Hasan Mehmet Emin Eres ve Rıdvan Ekinci tarafından davalı Hatip Ateş aleyhine açılan elatmanın önlenmesi davasında dava takip edilmediğinden 19.12.2003 tarihinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş, ancak taşınmazın tespit tarihinde bu dava derdest olduğundan, dosyamız içine alınarak yapılan yargılama sonunda mahkemece kesin hüküm nedeniyle davanın kabulü ile dava konusu 357 ada 91 parselin payları oranında davacılar adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, Hüseyin Ateş dışındaki davalı Hatip Ateş mirasçıları tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, kesin hüküm nedeniyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. 1086 sayılı Hukuk Usulü Mahkemesi Yasasının 237.maddesine nazaran kesin hükmün varlığından söz edilebilmesi için davanın taraflarının, dava konusu edilen yerin ve istinat olunan sebebin (hukuki sebebin) aynı olması gerekir. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1987/13-1988/117 sayılı kesinleşen dosyasının davacısı Hatip Ateş, davalıları Hasan Erez, Şeyhmus Erez ve Mahmut Ekinci olup, eldeki iş bu davanın tarafları ise davacıları Hasan Erez, Mehmet Emin Erez, Rıdvan Ekinci, davalısı ise Hatip Ateş'tir. Davacı Mehmet Emin Erez'in Asliye Mahkemesinin taraflarından olan Şehymus'un oğlu olduğu kayden sabit olmakla beraber Rıdvan Ekinci'nin Mahmut Ekinci ile ilişkisinin ne olduğu saptanmamış, başka bir anlatımla irsi ya da akti bağlantısı kurulmamıştır. Diğer taraftan dava konusu 91 nolu parselin Asliye Mahkemesinde dava konusu edilen yerle aynı yer olup olmadığı keşfen belirtilmemiştir. Keza, Asliye Mahkemesinde yapılan keşif sırasında düzenlenen ve hükme dayanak yapılan bilirkişi Abdurrahman Alış tarafından düzenlenen krokiyle dava dilekçesinde sözü edilen vergi kaydının uygulamaları yapılarak taşınmaza uyup uymadığı saptanmamıştır. Bu arada zilyetlikle ilgili olarak Asliye Mahkemesinde dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklarla iş bu davada dinlenen bilirkişi ve tanık sözleri arasındaki çelişkinin giderilmesine çalışılmamış, komşu parsellerle ilgili olarak verilip kesinleşen kararlar olup olmadığı araştırılmamış ve dolayısıyla varsa verilen kararların davayı etkisi üzerinde durulmamıştır.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde, öncelikle Asliye Mahkemesinin taraflarından olan Mahmut Ekinci'nin vukuatlı aile nüfus kayıt tablosu getirtilerek Rıdvan Ekinci'nin Mahmut'un mirasçısı olup olmadığı belgelen-dirilmeli, komşu 87, 89, 90, 95, 97, 200 nolu parsellerin kadastro tutanakları ve dayanakları olan kayıtlar celbedilmeli, taraflardan taşınmazları ve öncesini iyi bilen tanık göstermeleri istenmeli, daha sonra hayatta bulunmaları halinde Asliye Mahkemesinde dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklarla Kadastro Mahkemesinde dinlenen yerel bilirkişiler ve tanık ve de taraflarca gösterilecek tanıklar ve de tespit bilirkişiler eşliğinde yerinde yeniden keşif yapılarak öncelikle Asliye Mahkemesine verilen dava dilekçesinde dava konusu edilen yerin 357 ada 91 nolu parselle aynı yer olup olmadığı kesin olarak belirlenmeli, yine dilekçede sözü edilen ve Özel İdare Müdürlüğünden getirtilen 1936 tarih 656 ve 657 tahrir nolu vergi kayıtlarının yerel bilirkişi aracılığıyla uygulaması yapılarak aidiyetleri ve kapsamları kesin olarak saptanmalı, bilirkişilerce bilinmeyen sınırlar olduğunda tanıkların bilgisine başvurulmalı, bilirkişi ve tanıklardan hükme konu edilen 91 nolu parselin öncesinin ne olduğu, davacı ya da davalı taraftan hangisinin zilyet ettiği, zilyetliklerinin başlangıç tarihi, süresi ve sürdürülüş biçimi olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık doğduğunda yüzleştirilmek suretiyle giderilmesine çalışılmalı, taşınmazla ilgili davalarda bilirkişi ve tanıkların taşınmazın başında dinlenilmesi gerektiği ilkesine uyulmalı, yukarıda sözü edilen komşu parsellerle ilgili olarak açılıp sonuçlanın davalar bulunduğunda verilen kararların kesinleşme şerhini içeren birer örneği getirtilip dosyaya konularak delillerin değerlendirilmesinde nazara alınmalı, yerel ve fen bilirkişisi aracılığıyla fenni bilirkişi Abdurrahman Alıç tarafından düzenlenen 17.7.1988 tarihli krokinin gereği gibi uygulaması yapılarak kapsamı belirlenmeli ve düzenlenecek krokiye işaret ettirilmeli, zilyetlikle ilgili konularda gerektiğinde komşu parsellerin malik ya da zilyetlerinin tanık sıfatıyla bilgilerine başvurulmalı, lüzum görülecek deliller re'sen toplanmalı, usulün 237.maddesindeki koşulların gerçekleşmesi halinde uyuşmazlığın kesin hüküm kuralı uyarınca çözümlenmesi gerekeceği düşünülmeli, fen bilirkişisine yapılan keşif ve uygulamaları, vergi kayıtlarında yazılı sınır yerlerini ve de önceki hükme dayanak yapılan 14.7.1988 günlü krokinin kapsamını yansıtır biçimde geniş kapsamlı raporlu kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Davalı Hatip Ateş'in Hüseyin Ateş dışındaki mirasçıları Mehmet Ateş ve arkadaşlarının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine, 29.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy