(3402 S. K. m. 46)
Dava: Taraflar arasındaki tespite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne ilişkin verilen hüküm davalı Hazine tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında 211 parsel sayılı 14000 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydı davalı Hazine adına tespit edilmiştir. İtirazı kadastro komisyonunda reddedilen davacılar M. Ç. ve arkadaşları ile F. D. irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmışlardır. B. K. tapu kaydı ile taşınmaz paylarının kendisine ait olduğu iddiasıyla davaya katılmıştır. Mahkemece M. Ç. ve arkadaşlarının davasının kabulüne ve dava konusu parselin payları oranında M. Ç. ve müşterekleri adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Kadastroca taşınmaz tapu kaydına dayalı olarak hazine adına tespit edilmiş, davacılar taşınmazın mera olmayıp, miras bırakanlarından kaldığını ve zilyet olduklarını ileri sürerek iptal ve tescil isteği ile dava açmışlardır. Tespit nedenine, ileri sürülüşe ve savunmaya göre uyuşmazlık, taşınmazın öncesinin mera olup olmadığı, değilse 3402 sayılı kadastro yasasının 46/1 ve 14. maddelerindeki taşınmaz edinme koşullarının davacılar yararına oluşup oluşmadığı yönünde toplanmaktadır. 4753 ve 5618 sayılı yasa hükümleri uyarınca hazine adına oluşturulan Kasım 1965 tarih 14 nolu tapu kaydının taşınmaza uygunluğu keşfen saptandığı gibi bu yön uyuşmazlık konusu da değildir. Tapunun dayanağı belirtmelik tutanağında taşınmazın meradan kazanıldığı kaydına yer verilmiştir. Bilindiği üzere bir yerin mera olarak kabulü için yetkili makamlarca verilmiş mera tahsis kararının ya da kaydının olması, olmadığı takdirde o yerin öncesi bilinmeyen bir zamandan beri ve de eylemli şekilde mera olarak kullanılması gerekir. Ayrıca mera iddiası ile açılan davalarda dinlenecek bilirkişi ve tanıklarında davanın sonucunda yararı olmayan komşu köylerden seçilmesi zorunludur.
Yerel bilirkişi seçiminde isabetsizlik yoksa da yaşı itibariyle taşınmazın öncesinin mera olup olmadığı ve davacıların miras bırakanı Halil'in zilyetliğinin başlangıç tarihi ve süresi ile ilgili olarak yeterli bilgiye sahip olduğu söylenemez. Öte yandan tanık ve tespit bilirkişilerinin bilgilerine başvurulmamış, mercileri nezdinde taşınmaz ve yöreyle ilgili mera kaydı olup olmadığı araştırılmamış, davacılar adına belgesiz zilyetliğe dayalı olarak taşınmaz tesbit ya da tescil edilip edilmediği mercilerinden sorulmamış, belirtmelik tutanağında taşınmazın İ. Ö. işgalinde olduğu kaydına yer verilmesine karşın yerel bilirkişiden söz konusu kişinin davacılarla ya da miras bırakanlarıyla akdi ya da irsi ilişkisinin ne olduğu sorulup açıklığa kavuşturulmamıştır.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez, o halde davada iddialarını kanıtlama yükümlülüğünde olan davacılardan taşınmazı ve öncesini iyi bilen komşu köylerden olmak üzere yaşlı tanık göstermeleri istenmeli, istekleri halinde aynı konuda hazineye de önel verilmeli, taşınmazın bulunduğu yöreyle ilgili mera tahsis kaydı olup olmadığı mercilerinden sorulup varsa tutanak ve haritaları getirtilmeli, daha sonra önceki keşifte dinlenen yerel ve belirtmelik bilirkişi ile tutanak bilirkişileri ve taraflarca gösterilecek tanıklar eşliğinde yerinde yeniden keşif yapılarak olduğunda mera tahsis kararı ve haritası yerel ve teknik bilirkişi aracılığıyla gereği gibi yerine uygulanmalı, bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın öncesinin mera olup olmadığı değilse kimden kaldığı, davacıların ve miras bırakanları Halil'in zilyet olması durumunda zilyetliklerinin başlangıç tarihi, süresi ve sürdürülüş biçimi, belirtme tutanağında adı geçen İ. Ö.'nın davacılarla ve miras bırakanları Halil'le akdi ya da irsi ilişkisi olup olmadığı ve zilyet olması halinde zilyetliğinin kendi adına mı yoksa davacılar ve miras bırakanları adına mı olduğu olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık doğduğunda giderilmeli, taşınmazın kuru ya da sulu arazi olup olmadığı yönü araştırılmalı, miras bırakan Halil adına belgesiz zilyetliğe dayalı olarak taşınmaz tespit ya da tescil edilip edilmediği tapu sicil ve kadastro müdürlükleri ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğü nezdinde araştırılıp olduğunda tutanakları getirtilip incelenmeli, fen bilirkişisine önceden olduğu gibi raporlu kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Davalı hazinenin temyiz itirazı yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine, 05.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy