(1086 S. K. m. 237)
Dava: Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine ilişkin verilen hüküm davacılar tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar tapu kaydı ve kadastro öncesi sebeplere dayanarak genel kadastro sonucu 39600 metrekare yüzölçümü ile Hazine adına tesbit edilen ve daha sonra kendileri ve üçüncü kişiler tarafından ayrı ayrı açılan davalar sonucunda verilen kararlarla 8875 ve 6500 metrekarelik kısımların ifrazı ile Hazine adına hükmen oluşan 24225 metrekare yüzölçümündeki yerin 986.84 metrekarelik kısmına ilişkin tapu kaydının iptali ve tescili isteğiyle dava açmıştır. Mahkemece davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmişse de varılan sonuç dosya içeriğine ve toplanan delillere uygun düşmemektedir. Davacılar, 1375 nolu parselin krokide A harfi ile gösterilen yerlerin tapudaki miktarının 8875 metrekare olup bu miktardan kamulaştırılan 896.84 metrekarelik kısmının Hazine adına tescil edilen ve komisyonca 1375 parsel numarası verilen taşınmazdan ifrazı ile adlarına tescilini istemişlerdir. İddia ve ileri sürülüşe ve savunmaya göre uyuşmazlık ortada kesin bir hükmün var olup olmadığı yönünde toplanmaktadır. Usulün 237. maddesine göre kesin hükmün varlığından söz edilebilmesi için tarafların aynı olması yanında dava nedeninin ve müddeabihin aynı olması gerekir. Hazine A ile işaretli bölümle ilgili davanın doğrudan tarafı değildir. Davadan haberdar edilmiş olmaları Hazineye taraf sıfatını kazandırmaz. Kaldı ki Hazinenin A ile işaretli yer ile ilgili hükme yönelik temyiz itirazı da bu nedenle reddedilmiştir. Bunun yanında eldeki davada davacılar tapu kaydına dayanmışlardır. Dava 1375 nolu parsele yönelik olduğuna göre dava konusu yerin aynı olduğundan söz etme olanağı da yoktur. Hal böyle olunca kesin bir hükmün varlığından söz etme olanağı bulunmadığından mahkemenin aksi yöndeki görüşüne katılma olanağı yoktur. Ne var ki davacılar 15.3.1973 tarih 78 sıra numaralı 2044 metrekarelik yüzölçümle tapu kaydının yüzölçümünün artırılması için Asliye mahkemesinden açmış oldukları davanın kabulü ile tapu miktarının 8861 metrekareye çıkarılmasına karar verilmiştir. (İnegöl Asliye Hukuk Mahkemesinin 31.1.1983 tarih 1979/315-1983/18 sayılı ilamla) Kadastro komisyonunca da bu miktar esas alınarak taşınmasın A harfi ile işaretli bu bölüm davacı ve müştereklerine verilmiştir. Tapudaki yüzölçümünün artırılmasına ilişkin ilamın taraflarını bağlayacağı kuşkusuzdur. İlamın kesinleştiği tarih ile kadastro tesbitinin yapıldığı tarih arasından 20 yıllık sürede geçmemiştir. Davacıların tapuları kapsamında kalan bir yerin Karayolları Genel Müdürlüğünce kamulaştırılmış olması karşısında kamulaştırılan yerin Hazineye ait yerden verilmesini başka bir anlatımda tapularındaki noksanlığın bu şekilde tamamlanmasını istemeleri olanağı yoktur.
Sonuç: Açıklanan bu maddi ve hukuksal olgular karşısında davacıların temyiz itirazlarının reddiyle sonucu itibariyle doğru olan hükmün yukarda yazılı gerekçelere binaen ONANMASINA aşağıda dökümü yazılı 3.30.YTL kalan onama harcının temyiz edenden alınmasına, 21.02.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy