(3402 S. K. m. 14, 30)
Dava: Taraflar arasındaki tespite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda, davanın reddine ilişkin verilen hüküm davacı Erkan Onat, davalılar Hazine ve Belediye Başkanlığı tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında 315 ada 5 parsel sayılı 2076 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Asliye Hukuk mahkemesinde davacılar Refika Kayıkçı, Raşit Onat tarafından, davalılar Hasan Doğan, Hazine, Köy Tüzel Kişiliği aleyhine açılan elatmanın önlenmesi ve tescil davası görevsizlik kararı verilerek kadastro mahkemesine aktarılmıştır. Hasan Necip Akdik ve arkadaşları tapu ve tespit maliklerinin mirasçıları olduklarını ve tapu kaydının hukuki kıymetini koruduğu iddiasıyla davaya katılmıştır. Mahkemece, davacıların ve katılanların davasının reddine, dava konusu 5 sayılı taşınmazın payları oranında davalı Hasan Doğan mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Erkan Onat, davalılar Hazine ve Belediye Başkanlığı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılardan Raşit Onat'ın yargılama sırasında öldüğü getirtilen nüfus kayıt örneğinden anlaşılmaktadır. Raşit mirasçılarına yapılan ilanen tebliğatta hükmü temyiz eden Erhan Onat'ın adı geçmediği gibi sonrandan da oturumlara katılmamıştır. Taraf teşkili davanın görülebilme koşullarından olup mahkemece re'sen nazara alınması gerekir. Mahkemece bu yönünün dikkate alınmamış olması doğru değildir.
İşin esasına gelince; Mahkemece davalı Hasan Doğan yararına 3402 sayılı Kadastro Yasasının 14. maddesinde öngörülen taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle yazılı olduğu üzere davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Kadastroca taşınmaz Asliye mahkemesinde davalı olduğundan söz edilerek malikhanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiş, daha önce davacılar Raşit Onat ve Refika Kıyakçı tarafından Hasan Doğan, Hazine ve köy tüzelkişiliği aleyhine açılan elatmanın önlenmesi ve tescil davası görevsizlikle kadastro mahkemesine aktarılmıştır. Davaya konu 5 nolu parselin elatmanın önlenmesi davasının konusu olduğu keşfen belirlenmiştir. Davacılar taşınmazın miras bırakanlarından kaldığını ve davalı Hasan'ın icarcı sıfatıyla taşınmazı kullandığını ileri sürmüşler, davalı Hasan ise aksine taşınmazın kendi miras bırakandan kaldığını ve zilyet olduğunu bildirerek davanın reddini savunmuştur. Tesbit nedenine, iddia ve ileri sürülüşe ve savunmaya göre uyuşmazlık taşınmazın kimden kaldığı ve hangi taraf yararına taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu yönünde toplanmaktadır. Asliye mahkemesinde dinlenen davacı tanıkları taşınmazın davacılara dedelerinden kaldığını, davalı Hasan tanıkları ise taşınmazın Hasanın dedesinden gelip imar ihya ile elde edilen bir yer olduğunu, kadastro mahkemesince dinlenen yerel bilirkişi ve davacı tanığı taşınmazda davalı Hasanın zilyet olduğunu davacılar ve tapu maliklerini bu yerde zilyet ederken görmediklerini söylemişlerdir. Gerek davalı ve gerekse davacı tarafın dinlettiği tanıklar ve yerel bilirkişiler taşınmazda davalı Hasanın zilyet olduğunu bildirmeleri karşısında Hasan'ın zilyetliğinin kiracı sıfatı ile olduğunu kanıtlama yükümlülüğü davacılara düşmektedir. Dinlenen tanık sözlerinden bu husus yeteri kadar açıklığa kavuşturulmamıştır. Diğer taraftan katılanların dayandıkları tapu kaydı ilk tesisinden itibaren intikalleri ile birlikte getirtilmemiş, 2/3 payın kim ya da kimler adına kayıtlı olduğu üzerinde de durulmamıştır.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde, uyuşmazlığın 3402 sayılı Kadastro Yasası'nın 30/2 maddesi uyarınca çözümlenmesi gerekir bir nitelik arz ettiği de gözetilerek katılanlarının sözünü ettikleri ve kadastro tutanağında yazılı bulunan Kasım 1309 tarih 45 nolu tapu kaydı ile intikale olan Şubat 1934 tarih 41 nolu kaydın ilk tesisinden itibaren intikalleri ile birlikte yerel tapu sicil müdürlüğünden, gerektiğinde kayıtların örneği eklenerek tapu kadastro genel müdürlüğü arşiv dairesi başkanlığından getirtilerek kalan 2/3 payın kim adına kayıtlı olduğu belirlenmeli, taraflardan taşınmazın öncesini ve yöreyi bilen yaşlı tanık göstermeleri istenmeli, daha sonra taraflarca gösterilecek tanıklar, Asliye Hukuk ve kadastro mahkemesince yapılan keşifler sırasında dinlenen tanıklar ve tespit bilirkişiler eşliğinde yerinde yeniden keşif yapılarak mahallini iyi bilen elverdiğince yaşlı ve yansız kişilerden oluşturulacak 3 kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla katılanların dayandıkları yukarda tarih ve sıra numaralı bildirilen tapu kayıtları gereği gibi yerine uygulanarak aidiyet ve kapsamları saptanmalı, bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın öncesinin ne olduğu, kimden kaldığı, kim ya da kimlerin zilyet ettikleri davalı Hasan'ın dedesi tarafından imar ihya sonucu elde edilen bir yer olup olmadığı, davacıların miras bırakanlarından kalması ve davalı Hasan'ın zilyet olması halinde zilyetliğinin kendi adına mı yoksa davacılar adına kiracılık sıfatı ile sürdürülen bir zilyetlik mi olduğu, zilyetliğinin süresi ve sürdürülüş biçimi taşınmazın geliş ve mahsulatından davacılara pay verip vermediği olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık doğduğunda giderilmeli, davacıların taşınmaza uygunluğu saptanan 809 tahrir nolu vergi kaydının maliki Eyüp ile akdi ya da irsi ilişkisinin ne olduğu bilirkişi ve tanıklardan sorulup açıklığa kavuşturulmalı, yukarda açıklandığı üzere uyuşmazlığın 3402 sayılı Kadastro Yasası'nın 30/2 maddesi uyarınca çözümlenmesi gerekir bir nitelik arz ettiği nazara alınarak mahkemece gerçek hak sahibinin belirlenmesi yönünden lüzum görülecek deliller re'sen toplanmalı, gerektiğinde komşu parsellerin malikleri ya da zilyetlerinin açıklanan hususlarla ilgili olarak tanık sıfatı ile bilgilerine başvurulmalı, katılanların, temyiz yoluna başvurmamaları sonucu aleyhlerinde verilen hükmün kesinleştiği karar sırasında dikkate alınmalı, fen bilirkişisine yapılan keşif ve uygulamayı izlemeye olanak verecek biçimde raporlu kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Davacı Raşit Onat ile davalılar Hazine ve Belediyenin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine, 17.03.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy