(3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasındaki tesbite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda, davanın reddine ilişkin verilen hüküm davacı Hazine tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında 101 ada 108 parsel sayılı 1183.94 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz vergi kaydı ile hazine adına tespit edilmiştir. Askı ilan süresi içinde davacı Hazım Ateş kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine ve dava konusu parselin davalı hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalılardan Hazım A. tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davacılardan Hazım'ın taşınmazda tesbit gününe kadar yasada öngörülen süreye ulaşan zilyetliğini kanıtlayamadığı gerekçesiyle yazılı olduğu üzere davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Kadastro sırasında taşınmaz vergi kaydına ve herhangi bir kişi yararına taşınmaz edinme koşullarının oluşmadığı düşüncesiyle hazine adına tesbit edilmiş, davacı Hazım kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak iptal ve tescil isteğiyle dava açmıştır. tesbit nedenine, ileri sürülüşe ve savunmaya göre uyuşmazlık, tesbit günü itibariyle davacı yararına 3402 Kadastro Yasasının 14. maddesindeki taşınmaz edinme koşullarının oluşup oluşmadığı yönünde toplanmaktadır.
Taşınmazın öncesinin tapusuz olduğu uyumazlık konusu değildir. Tapusuz bir taşınmazın zilyedi adına tesciline karar verilebilmesi için taşınmazın tarım arazisi yada tescile tabi yerlerden olması, zilyetliğin aralıksız, çekişmesiz ve malik sıfatıyla olmak üzere 20 yıla ulaşması ve yine maddi olaylardan sayılan zilyetliğin ve sürdürülüş biçiminin tanık ve diğer delillerle kanıtlanması gerekir. Ziraatçı bilirkişi raporunda taşınmazın tarım arazisi olduğu açıkça vurgulanmıştır. Ne var ki kadastro bilirkişileri tutanağı imza etmekten imtina etmişlerdir. Tesbite esas alınan ve hazine adına kayıtlı bulunan 311 tahrir nolu vergi kaydının uygulaması yapılmamış, nedenlerinin karar yerinde gerekçesi gösterilmemiştir. Bilgisine başvurulan yerel bilirkişiler ile dinlenen tanıklardan İhsan A. taşınmazın davacılarla bir ilgisinin olmadığını söylemelerine karşın diğer tanık Fevzi Y. 25 yıldan beri Hazım A.'in kullandığını söylemiştir. Hal böyle iken yerel bilirkişilerle tanık sözleri arasındaki aykırılığın giderilmesine çalışılmamış ve tutanak bilirkişilerinin dinlenilmesi yoluna da gidilmemiştir. Öte yandan davacı Hazım vekili tarafından tanık listesi verilmesine ve de tanıkların dinlenilmelerinden vazgeçtiklerine dair bir beyanlarının olmamasına karşın listede adları geçen tanıklarda dinlenilmemişlerdir.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde, öncelikle dayanak 1937 tarih 311 tahrir nolu vergi kaydının hazine adına yazılmasının ve Osman oğlu Recep G.'in de kullanan olarak gösterilmesinin nedenleri Özel İdare Müdürlüğünden sorulup kaydın tesisi ile ilgili belge örnekleri getirtilmeli, davalı hazineden istemleri halinde tanık göstermeleri istenmeli, daha sonra önceki keşifte dinlenen tanıklarla tüm tesbit bilirkişileri, davacı Hazım vekili tarafından verilen dilekçede adları geçen tanıklar ve de hazine tarafından gösterilecek tanıklar eşliğinde yerinde yeniden keşif yapılarak 311 tahrir nolu vergi kaydının yerel bilirkişi aracılığıyla uygulaması yapılmalı, kayıtta geçen Şakir ve Muzaffer yerlerinin nereleri olduğu bilirkişiye arazi üzerinde göstertilip krokisinde işaret ettirilmeli, keza harkın güzergahı belirlenmeli, kaydın kuzey sınırında okunan Kulirin yörede neyi ifade ettiği bilirkişiye açıklattırılmalı, bilirkişi tarafından bilinmeyen sınırlar olduğunda tanıkların bilgisine başvurulmalı, taşınmazın kaçak ve yitik kişilerden kalan bir yer olması nedeniyle hazine adına vergiye bağlandığı yönünde bir kayıt bulunduğunda bilirkişi ve tanıklardan taşınmaz öncesinin kaçak ve yitik kişilerden kalıp kalmadığı, ya da mer'a olup olmadığı, değilse davacının ve miras bırakanlarının zilyetliklerinin başlangıç, tarihi, süresi ve sürdürülüş biçimi olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı, Kulir tabirinin neyi ifade ettiği keza tanıklardan sorulmalı, bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık doğduğunda giderilmeli, tutanağın edinme yerinde dava konusu parselle dava dışı 105, 106, 107 ve 113 nolu parsellerin öncesinin bir bütün olduğu kaydına yer verildiği gözetilerek uygulamada bu yön nazara alınmalı, komşu parsellere revizyon gören kayıtların uygulaması yapılarak taşınmaz yönünü ne şekilde sınır okuduklarına bakılmalı, taşınmazla öncesi bir bütün olan parseller hakkında açılıp sonuçlanan dava bulunup bulunmadığı araştırılıp varsa verilen kararların kesinleşme şerhini içeren birer örnekleri getirtilip dosyaya konularak delillerin değerlendirilmesinde dikkate alınmalı, davalar derdest ise işbu dava ile birleştirilerek görülmesinin gerekip gerekmeyeceğinin tartışılıp değerlendirilmesi yapılmalı, fen bilirkişisine yapılan keşif ve uygulamayı izlemeye olanak verecek biçimde raporlu kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Davacı Hazım A.in temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine, 20.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy