(3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasındaki tespite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen hüküm davalı Süleyman Yıldırım tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında 119 ada 38, 121 ada 1 ve 145 ada 1 parsel sayılı 31424,50- 12172,30- 3836,96 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 119 ada 38 ve 121 ada 1 nolu parseller Süleyman Yıldırım, 145 ada 1 nolu parsel Ali Rıza Yıldırım adlarına tespit edilmişlerdir. Askı ilan süresi içinde Derviş Yıldırım kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine ve irsen intikale dayanarak dava açmıştır.
Mahkemece 121 ada 1 ve 145 ada 1 nolu parseller dava konusu olmadığından kadastro müdürlüğüne gönderilmesine, 119 ada 38 nolu parselin davacı Derviş Yıldırım ve paydaşları adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Süleyman Yıldırım tarafından temyiz edilmiştir.
Yerel Mahkeme kararı hükmü temyiz eden davalı Süleyman Yıldırım'a 5.9.2005 tarihinde tebliğ edilmekle beraber yapılan tebligat işlemi Tebligat Yasasının 21. maddesindeki biçim koşullarına uygunluk arz etmediğinden temyiz isteminin süresinde kabulüne karar verilip işin esasının incelenmesine geçildi:
Temyiz, 119 ada 38 nolu parselle ilgili hükme yönelik bulunmaktadır. Mahkemece taşınmazın davacının miras bırakanı 1973 yılında ölen Turak'tan kaldığı, davalı Süleyman'ın zilyetliğinin geçici olduğu gerekçesiyle yazılı olduğu üzere karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Kadastroca taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak davalı Süleyman Yıldırım adına tespit edilmiş, davacı miras yoluyla gelen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Uyuşmazlık, taşınmazın öncesinin kime ait olduğu ve bunun sonucuna göre taraflardan hangisi yararına taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu yönünde toplanmaktadır. Bilgisine başvurulan yerel bilirkişi taşınmazda Süleyman'ın geçici olarak zilyet ettiğini ve zilyetliğinin de 20 yıla ulaşmakla beraber Turak'a teban olduğunu bildirmiş, tanık bilgisine başvurulmamış, dinlenen tutanak bilirkişileri de temyiz konusu parselle ilgili olarak herhangi bir açıklamada bulunmamışlardır. Taşınmaz, davalı adına tespit edildiğine ve tutanağın edinme yerinde de davalının zilyet bulunduğu kaydına yer verildiğine nazaran davada iddiasını kanıtlama yükümlülüğü davacı tarafa düşmektedir. Mahkemece bu yönde davacıya olanak tanınmamış, soyut içerikli sözlere değer verilerek hüküm tesisi yoluna gidilmiştir.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde, mahkemece taraflardan taşınmazı ve öncesini iyi bilen yaşlı tanık göstermeleri istenmeli, daha sonra önceki keşifte dinlenen yerel bilirkişi ile tüm tespit bilirkişileri ve taraflarca gösterilecek tanıklar eşliğinde yerinde yeniden keşif yapılarak bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden kaldığı, davacı ve miras bırakanı Turak'ın zilyet olması halinde zilyetliğinin başlangıç tarihi, süresi ve sürdürülüş biçimi, davalı Süleyman'ın zilyet olması halinde keza zilyetliğinin başlangıç tarihi, süresi, zilyetliğinin kendi adına mı yoksa Turak'a teban mı olduğu, Süleyman'ın Turak'la irsi ilişkisinin ne olduğu olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık doğduğunda giderilmeli, 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 14.maddesinde iyi niyet ilkesine yer verilmediğine nazaran davalı Süleyman'ın zilyetliğinin kendi adına ve malik sıfatıyla bir zilyetlik olduğunun belirlenmesi durumunda zilyetliğinin 20 yıla ulaşması durumunda yararına taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiğinin kabulü gerekeceği düşünülmeli, gerektiğinde yukarıda yazılı hususlarla ilgili olarak komşu parsellerin malik ya da zilyetlerinin tanık sıfatıyla bilgilerine başvurulmalı, önceden olduğu gibi fen bilirkişisine raporlu kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu yönlerin gözardı edilmiş olması doğru olmadığı gibi,
Kabule göre de; dava dilekçesinde dava konusu edilen 150 ada 161 nolu parselle ilgili olarak olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiş olması da doğru değildir.
Davalı Süleyman Yıldırım'ın temyiz itirazları yerindedir.
Sonuç: Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine, 13.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy