(4721 S. K. m. 599)
Dava: Taraflar arasındaki tesbite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne ilişkin verilen hüküm davalı Hüsnü Ç. Hazine tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Hükmüne uyulan Yargıtay bozma kararında özetle: Tarafların ortak miras bırakanı 1952 yılında ölen Mehmet'in terekesine dahil kadastro tutanağı düzenlenen ve düzenlenmeyen tüm taşınmazların belirlenmesi, dava dışı parseller ile dava konusu 357 parselin tutanağında açıklandığı üzere Mehmet terekesinin 1955 yılında tüm mirasçılarının katılımı ile paylaşılıp paylaşılmadığının sorulup saptanması, tutanak bilirkişilerinin de dinlenmesi, Mehmet terekesinden her bir mirasçının payına düşen taşınmazı alıp almadığı payını alan mirasçıların daha sonra payına düşen taşınmazları davalı Hüsnü'ye satıp satmadığı yada ölünceye kadar bakma akdi ile verip vermediği hususları üzerinde durulması, delillerin değerlendirilmesinde paylaşmaya ve pay satışlarına göre tesbitleri yapılıp kesinleşen dava dışı 5, 351, 365, 366 sayılı parsellerin tesbitlerinin itirazsız kesinleştiğinin dikkate alınması gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyulduktan sonra davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile dava konusu 357 parselin davalı Hüsnü Ç., 1409 ve 1431 parsel sayılı taşınmazların muris Mehmet Ç. mirasçıları adına veraset ilamındaki payları oranında tapuya tesçiline karar verilmiş, hüküm 1409 ve 1431 parseller yönünden davalı Hüsnü Ç. tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, temyize konu 1409 ve 1431 nolu parseller ortak miras bırakan Mehmet'ten kalmakla beraber taksim dışı bırakıldığı gerekçesiyle yazılı olduğu üzere taşınmazların payları oranında Mehmet mirasçıları adına tesciline karar verilmişse de varılan sonuç dosya içeriğine ve toplanan delillere uygun düşmemektedir. Taşınmazların tarafların ortak miras bırakanı 1952 yılında ölen Şerif oğlu Mehmet Ç.'den kaldığı uyuşmazlık konusu olmadığı gibi bu yön mahkemenin de kabulündedir.
Uyuşmazlık Mehmet terekesinin taksim edilip edilmediği yönünde toplanmaktadır. MK eski 539 yeni 599 maddesine göre terekenin doğrudan mirasçılara intikal etmesi kural olduğuna nazaran, taksim olgusunun davalı tarafından kanıtlanması gerekir. Bilgisine başvurulan bilirkişi ve tanıklar Mehmet terekesinin taksim edildiğini her bir mirasçısının değişik mevkide yerleri kullandıklarını ve dava konusu taşınmazlarda da Mehmet'in ölümünden sonra davalı Hüsnü'nün zilyet ettiğini haber vermişlerdir. Dava dışı 5, 348, 365, 366, 713 ve 1337 nolu parsellerin yine taksime dayalı olarak yapılan tesbitlerinin kesinleştikleri de getirtilen kayıt örneklerinin incelenmesinden anlaşılmaktadır. Mehmet'in ölüm tarihinden sonra 35 yıl gibi uzun bir süre taşınmazların çekişmesiz olarak davalının zilyetliğinde olması ve buna diğer mirasçıların sessiz kalmaları taksimin karinesi sayılması gerekir. Mehmet Ç.'nin annesi Mehmet'in mirasçısı durumunda değildir. Taşınmazların Emine'ye verildiğine dair inandırıcı delil, bilgi ve belgede bulunmamaktadır. Açıklanan bu maddi ve hukuksal olgular karşısında mahkemece davanın reddine taşınmazların davalı Mehmet oğlu Hüsnü Ç. adına tesciline karar vermek gerekirken delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek dosya içeriğine aykırı düşüncelerle yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Davalı Hüsnü Ç.'nin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile temyize konu 1409 ve 1431 nolu parsellere hasren hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine, 03.02.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy