(5237 S. K. m. 5, 50) (5252 S. K. m. 10)
Taahhüdü ihlalden sanık yapılan yargılaması sonunda; İİK. nun 340. maddesi uyarınca 1 ay hafif hapis cezası ile hükümlülüğüne dair E. 1. İcra Ceza Mahkemesinden verilen 22.09.2004 tarih ve 2004/3577 esas, 2004/4279 sayılı kararının infazının durdurulması isteğinin reddine ilişkin anılan mahkemenin 16.12.2004 gün ve 2004/990 müteferrik sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine dair E. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.12.2004 gün ve 2004/948 müteferrik sayılı kararı ve dosyası tetkik olundu.
5237 sayılı Kanun'un Özel Kanunlarla İlişki başlığını taşıyan 5. maddesinde Bu Kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır hükmünü içerdiği, 50. maddenin 3. fıkrasında ise Daha önce hapis cezasına mahkum edilmemiş olmak koşuluyla, mahkum olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkum edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlarından birine çevrilir. şeklinde bir düzenleme bulunduğu, her ne kadar İİK'nun 352/b maddesinde Bu Kanun uyarınca hükmolunan cezalar tecil edilemez, hürriyeti bağlayıcı cezalar 647 sayılı CİHK'nun 4. maddesinde yazılı para cezasına ve tedbirlere çevrilemez, failleri hakkında 765 sayılı TCK'nun 119. maddesi hükmü uygulanamaz. şeklinde bir düzenleme yer almakta ise de, yukarıda belirtilen 5237 sayılı Kanuncun 5. ve 50. maddelerinin anlam ve sonuçları itibariyle sanığın lehine bulunduğu, keza 13.11.2004 gün ve 25642 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde 1 Nisan 2005 tarihinden önce kesinleşmiş olan mahkumiyet kararları hakkında bu Kanunun lehe olan hükümleri öncelikle dikkate alınarak, 04.04.1929 tarihli ve 1412 sayılı CMUK'nun 402. maddesi uyarınca infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilir. şeklindeki yasal düzenleme karşısında, infazın durdurulmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle CMK. nun 343. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 31.01.2005 gün ve 4631 sayılı yazılı emirle bozma istemine atfen Yargıtay C. Başsavcılığından 08.02.2005 ve YE - 2005 19357 sayılı tebliğnamesi ile 22.07.2005 günü dairemize tevdii kılınmakla incelendi.
Yazılı emir isteminde bulunulduğu tarih itibariyle, 5237 sayılı Yasa'nın 5. ve 50. maddeleri sanığın lehine bulunduğundan, 5252 sayılı Yasa'nın 10. maddesi de göz önünde bulundurularak cezanın infazının durdurulmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden reddine karar verilmesi isabetsizdir.
Sonuç: Bu nedenle Yargıtay C. Başsavcılığının yazılı emre atfen düzenlediği tebliğname yerinde görüldüğünden Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesinin 23.12.2004 gün ve 2004/948 sayılı kararının kaldırılmasına, sonraki işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın Yargıtay C. Başsavcılığına TEVDİİNE 18.05.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy