(818 S. K. m. 41, 42) (2918 S. K. m. 90)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalılardan Ahmet Koç'a ait olup diğer davalı Hüseyin Erol'un sevk ve idaresindeki 39 DP 449 plaka sayılı aracı uyarı işareti bulunmadan yola bırakması sonucu müvekkilinin idaresindeki 34 VE 9146 plaka sayılı araçla çarpması neticesi trafik kazasının meydana geldiğini iddia ederek hasar ve değer kaybı olmak üzere toplam 3.634.000.000.TL tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Ahmet Koç vekili, kusurun davacı tarafta olduğunu talep edilen tazminatı kabul etmediklerini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı Hüseyin Erol kusuru ve tazminatı kabul etmediğini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller benimsenen bilirkişi raporu gereğince davanın kısmen kabulü ile 2.496.555.000.TL'nin davalılardan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline fazla talebin reddine karar verilmiş, hüküm davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat davasıdır. Mahkemece keşif sonucu alınan 24.4.2003 tarihli bilirkişi raporunda davacı sürücü %30, davalı sürücü %70 kusurlu olarak belirtilmiştir. Davalının itirazı üzerine alınan 15.3.2004 tarihli bilirkişi kurulu raporunda ise,
Davacı sürücüsünün %25 davalı sürücünün %75 kusurlu bulundukları açıklanmıştır. Ancak ikinci inceleme davalının itirazı üzerine yapıldığından ilk raporda belirtilen kusur oranı yönünden davalı yararına kazanılmış usulü hak doğmuştur. Bu yön gözetilerek davalı yararına %70 kusur oranına göre tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde son rapora göre hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı görüldüğü gibi hasar ve değer kaybı yönünden alınan her iki bilirkişi raporunun ise birbiriyle çelişkili gerekçeli denetime açık ve yeterli olmadığı davalının da itirazı bulunduğu dikkate alınarak konusunda uzman bilirkişiden bu konuda dosyaya ibraz edilen faturalarda değerlendirilmek suretiyle alınacak bilirkişi raporu gereğince uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yetersiz bilirkişi raporuna göre karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine 28.2.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy