(4721 S. K. m. 716)
Dava: Taraflar arasındaki tapu iptali tescil davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine ilişkin verilen hüküm davalı M. Aydın tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı tapu kaydına ve kadastro öncesi sebebe dayanarak genel kadastro sonucu taraflar adına oluşan tapu kaydındaki bir kısım payların iptal ve tescili isteğiyle dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne dava konusu 17 sayılı parselin 58.440 pay üzerinden 50760 payının davacı F. Aydın, 5760 payının davalı K. Aydın 1920 payının davalı M. Aydın adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı M. Aydın tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davacının satın aldığı ve kendisine temlik edilen tapu kayıtlarının kadastro tesbitinde uygulanmadığı uygulanmayan kayda göre davacının taşınmazda hissesinin daha fazla olması gerektiği gerekçe gösterilerek davanın kabulüne karar verilmişse de varılan bu sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir. Dava konusu 196 ada 17 sayılı parselin tesbitine K.Sani 1289 Y. 104 no ve gittileri tapu kayıtları esas alınarak öncesi bir bütün olan 196 ada 10 ila 20, 197 ada 1 ila 8, 198 ada 1 ila 10, 199 ada 9 ila 17, 200 ada 1 ila 16, 206 ada 1, 2 sayılı taşınmazların taksim ve becayişlere göre 17 nolu taşınmazın 15/31 payı davacı F. Aydın, 12/31 davalı Kani Aydın, 4/31 payı davalı M. Aydın adına tesbit edilmiştir.
Davacıya ayrıca 196 ada 19, 197 ada 2,5, 198 ada 5, 7, 200 ada 5, 14 sayılı parsellerde tam paylı olarak tesbit ve tescil edildiği dosya arasına getirtilen kadastro tutanak ve kadastroca oluşturulan tapu kayıtlarından anlaşılmaktadır. Davacı F. Aydın, kadastro tesbitinde kendi adına olan 18/1920 paya ait Ağustos 1989 tarih 6 nolu tapu kaydının gösterilmediğini dolayısıyla taşınmazda payının daha fazla olduğunu ileri sürerek dava açmış, yargılama sırasında başka tapu kayıtları da ibraz etmiştir. Yargılama sırasında kardeşi K. Aydın'ın payının tesbitte olduğu gibi 12 pay olduğunu diğer davalı Muzaffer'in payının daha az olduğunu beyan etmiştir.
Kadastro tesbitine karşı davalı M. Aydın kadastro mahkemesinin 1999/22 esas sayılı dosyası ile payının daha fazla olduğu iddiasıyla dava açmış ve davacı F. Aydın'a dava konusu parselin dışında başka parsellerinde verildiğini ileri sürmüştür. Yargılama sonunda davanın reddine karar verilerek tesbit aynen bırakılmış ve karar derecattan geçerek kesinleşmiştir.
Hal böyle olunca kadastro tesbitinde edinmede açıklanan taksim, becayiş gibi hukuksal olguların taraflar için bağlayıcı olduğu konusunda duraksamamak gerekir. Diğer yandan davacının kadastro tesbitinde nazara alınmadığını ileri sürdüğü kayıtların geldileri olan tapular tesbite esas alınmış dava konusu taşınmazın dışında birçok parsel taksim ve becayiş ile davacı adına tesbit ve tescil edilmiştir. Taksim bir sözleşme olup tarafların serbest iradelerinin karşılıklı olarak birleşmesiyle vücut bulur Bu bakımdan taksim taraflara aynı miktarda veya değerde taşınmaz verilmesi gerekmediği gibi tapu dışı taksimin bozulduğu ileri sürülüp kanıtlanmış da değildir. Keşifte dinlenen yerel bilirkişilerde dava konusu taşınmazdaki zilyetliğin taksim ve becayişe göre olduğunu beyan etmiştir. Açıklanan bu maddi ve hukuksal olgular karşısında davanın reddine karar verilmek gerekirken delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı olduğu üzere davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
Sonuç: Davalı M. Aydın'ın temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine, 17.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy